Onbir B sınıfı öğrencileri, sınıfla ilgili fotoğraflar, anılar, ilginç ve komik şeyler..
Öğrencilerden öğretmenlere, okul binasına, pansiyonuna kadar her kesimden multimedya arşivi.

73 ECE CEREN ÖNDER


Memleket: Tokat
Cep Tel: 
0532 585 05 28
E-mail: 
ececerenonder@hotmail.com









Ecem, sıra arkadaşım, can yoldaşım, dostum, daha da ötesi kardeşim sana ne yazacağım ki ben, neyi anlatacağım? Paylaştıklarımızı, yaşadıklarımızı ya da dostluğumuzu mu? İyi de sen bunları zaten biliyorsun ki...

 

Seninle birçok ilki paylaştığım arkadaşım. Hep merak etmiştim birşeyi, ve o ilki de sen gerçekleştirmiştin, yani onu da senle yaşamıştım...Çok mutlu veya çok üzgün olduğumda (bunların ortası yoktu ki, ya çok mutlu oluyordum ya da çok üzüntülü) hep yanımdaydın.
            Her zaman katlandın bana ve tüm kaprislerimi büyük bir olgunlukla karşıladın. Ben hep kararsızdım yemek yemeye giderdik, ben ne yiyeceğime karar veremezdim, ya da bir şey almak isterdim ama hangisini alacağımı bir türlü seçemezdim. Hep sana sorardım, sen de bana en sonunda “evleneceğin kişiyi de ben seçeyim mi” demiştin. Haklıydın, ben de olsam daha fazla katlanamazdım bu kadar kararsızlığa.

            Şu anda biraz daha ayrıntıya girdim de biz seninle ciddi ciddi hiç ayrılmıyoruz...(eve gitmelerimiz dışında) Yaşamımın en renkli anlarını hep seninle birlikte geçirdim. Şimdi aklıma geldi biz seninle tatilde bile ayrılmamıştık, ne yapıp edip Ankara’da buluşmuştuk. Ben bu işe çok sevindim. Demek oluyor ki biz hiçbir zaman birbirimizden kopamayacağız...

            Birçok hayalleri paylaştık aynı yatağa yatıp, perdeyi açıp, yıldızlara bakarak şarkılar söylediğimizde ...(Yanımızda birde Ceren’imiz vardı tabi) Bu arada farkında mısın sana artık “Vakti geldi ayrılığın” şarkısını söyletmiyorum...

            Seneye umarım İstanbul’un mağazalarını geziyor, oradaki sinemalara gidiyor, farklı yerleri keşfediyor oluruz. Bir gün sabah gazetemi okurken köşede “Ece Ceren Önder” yazısını öyle görmek istiyorum ki...

            En güzel duyguları yaşadık seninle

            Camdan dışarı bakarak kurduk hayallerimizi

            En sonunda anladık ki hiçbir kuvvet bizi ayıramaz

            Seni kurduğumuz o sıcacık dostluğumuzu ve bana aldığın o minicik pastanın tadını ömrüm boyunca unutmayacağım...Seni seviyorum Kardeşim.



Sercen


Onunla yaşamın anlamını daha da iyi anladım. Ece benim körpecik ufkumu genişletti, hayattan tat almamı sağladı falan dememi bekliyorsanız daha çok beklersiniz...

            Bu okula geldim geleli kendisini tanırım ve bildim bileli beni eleştirir...Yani ister benim gibi efendi adamdan anlamam. Neyse, Ece’nin diğer özelliklerini sizinle paylaşmak istiyorum. Hani sorarlar ya onun için bir renk seçseydin hangisi olurdu? Tabi ki siyah. Yani bunun nedenini açıklamaya bile gerek duymuyorum. J Ayrıca üç yıldır uzamayan saçları hakkında ben bir yorum yapamadım, yapabiliyorsanız buyurun siz yapın.

            Ama bir gerçek daha var ki, kim kendini yalnız hissetse Ece oradadır. SFL acil servisi gibi gelir, sorunu çözer ve gider. Problem çözme konusunda üstüne tanımam.

            Eminim günün birinde tekrar karşılaşacağız ve ben çocuklarımı sevecem. Sağol Ececim paylaştığımız onca şey için. :-P



İlker Özel


e. C, ö (tlf böyle kayıtlısın)

            Çarşamba’da kıvırcık saçlı küçük bir kız. Sen senelerce benim hafızamdan böyle biri olarak kaldın. Sonra bir baktım ki o kız ailesi bizim oturduğumuz yere taşındılar. Artık kafamdaki o küçük kız imajı, bir kenara itildi onun yerine büyümüş biri geçti. İlk geldiğinde herkes senin ne kadar soğuk biri olduğunu zannetse de (Nuray’da dahil) bana hiç öyle gelmedin. Ama sende haklısın yeni bir çevre yeni arkadaşlar.

            Sen olaylar karşısında hep sakindin biz boş boş ne kadar hırlayıp gürlesek te sen daha mantıklı bir şekilde sakince bakardın. Az çalışmadım böyle olmaya, ne yapayım işte herkes farklı

            Düşündüklerin yaptıkların ve duruşunla hep seni taktir etmişimdir. Eee ne de olsa her yiğidin harcı değil bir Fen Lisesi müdürüne (ifı) mektup yazmak (ilk aklıma gelen buydu yaptığın çalışmalar arasında)

            Seninle geçirdiğim senelerden oldukça mutluyum ki dostluğumuz bundan sonra da böyle devam etsin olur mu? Sen mimar ben doktor bir yerde buluşuruz artık.



Ceren


Zamanın birinde “D” sınıfının bir kraliçesi varmış. Bunun sadece adı varmış tabi. Hırlıya karışmaz, hır çıkarmazmış. Sakin, insancıl, kibar, her kraliçe gibi biraz kendini beğenmiş biriymiş. Adını da vereyim, gizlimiz saklımız yok: Ece Ceren Önder

            Ben bu şahsiyetle iki senedir aynı sınıftayım, ancak bu sene kendini tanıyabildim. O da arka sırada oturuyordu. Yani ne kadar soğuk biri anlamışsınızdır herhalde. Her şey bir yana iyi bir dost, en azından yalan söylemiyor. Yabancı müziğin gerçek bir veli nimet olduğunu o entel kraliçe olmasaydı sanırım senelerce öğrenemezdim. Ayrıca futbol ve basketbol konusunda özellikle bu sporların ünlülerini bilme ve gündemini takip etme konusunda normal bir kızın bilgisinin kat kat üstünde bir bilgiye sahiptir. Yaptığımız maç kritiklerini asla unutmayacağım.

            Onun için yazacaklarımın sonunun gelmeyeceğini düşünerek burada son veriyorum. Yolun açık olsun diyorum, mesut ve bahtiyar ol; hakkını helal et.

                                                                                             


Halil Kul


Güzel Ecem

            Neyi düşündüğümü, neye güldüğümü, nasıl davranacağımı bu kadar kolay anlayan sayılı dostlarımdan.

            Fikirlerine, yorumlarına ve zevklerine çok güvendiğim Ece’nin hafızamdaki ve kalbimdeki yeri şüphesiz çok büyük, yol arkadaşlığını yaptığımız chatleri, Samsundaki akşam yemeğini, geleceğe ilişkin hayallerimizi, Tim’e olan sevgini, Ferrari-Williams rekabetini ve kimsede bulunmayan cesaretimi unutmak mümkün değil.

            Kimsenin göremediğini gören, düşünemediğini düşünensin. En entel seçilmen boşuna değil kimsenin benzemeyeceği kadar orijinal ve farklısın. Her zaman sevilecek kadar değerli, hep yanımda arayacağım kadar özelsin. Mücadeleci ruhun, bitip tükenmez sevgin ve saygıyı hak eden kişiliğinle kalbimdeki “ECE”sin. Tüm hocalar tarafından sevilen, iyi bir öğrenci, çömezlere gösterilecek örnek bir abla; herkesin sahip olmak isteyeceği değerli bir dostsun. İyi ki varsın ve iyi ki yanımdasın. Güçlü kaleminle yepyeni bakış açıları oluşturacağın ve çok sevileceğin kesin.

            Güzel yerlerde, güzel zamanlarda hep birlikte olmak dileğiyle canım. Her şey gönlünce olsun...

                                                                                             

B. Merve Görücü


Lise 17de başlayan dostluğumuz bu zamana kadar radyoaktif ışımalar yapmadan geldiği için mutluyum. Seninle yapmış olduğumuz o hoş sohbetleri asla unutmayacağım. Ayrıca bizi linkin park ile tanıştırdığın için sana minnettarım. Başka bir yerde ismini duyduğum zaman aklıma ilk gelen şey pembe gözlüklerin ve üstündeki İlker’in parmak izleri olacak. Bugüne kadar kimseye kötü söz söylediğini görmedim. Umarım böyle devam edersin. Sağlıklı ve mutlu bir ömür geçirmen dileğiyle...

                                                                                 


Emre Farımaz


Okulumuzun ve sınıfımızın en ciddi kızlarından olan Ece’yle Lise 1 hariç çok güzel vakit geçirdik. O pansiyonumuzda konuşmasıyla, hareketleriyle ve giyinişleriyle bir ekoldür. İnsanlarla kolay iletişim kurabilen Ece’nin inşallah bütün hayalleri gerçek olur. İleride bir gün o bir mimar bende herhangi bir şey (doktor veya mühendis olabilir) olarak karşılaşır ve güzel vakit geçiririz. Güvenilir dostlukların az kaldığı bu dünyada umarım nadir bulunan dostlardan olursun seni seven arkadaşın

                                                                                              


Nisa


Ece,

            Gördüğüm en mantıklı insansın desem abartmış olmam herhalde. Asıl güzellik ise Ömer Faruk Hoca’nın ifadesiyle tomruk gibi olmayıp; kendini ifade edebilen duygularını yaşatıp sosyal kalabilmeyi başarabilen nadir şahsiyetlerden olmanda.

            Sende görebildiğim bir özellik de hayırlar hakkında. Gerektiğinde hayır diyebilmen bunu yaparken de hem kararlı hem nazik olmayı başarman gerçekten üstün bir başarı. Bunu da bir tek sende görebildim.

            Geniş ilgi alanların ise başka bir alem. Konunun nereye gittiği belli oldu herhalde. Tabi ki nba ve duncan. Hep bana bir şey olursa duncan’ı kim savunur diye üzülürdüm. Heyse ki varsın. Artık gözüm arkada kalmaz.

            Her şey içir sağ ol. (Bakalım yazının sonundaki iki kelime sana bir şey ifade edecek mi. Herhalde benim kadar çok kullananı yoktur)

            Çok saçma!

                                                                                 


Mehmet Arslan


E. C. Ö,

            Evet, seninle 4 yıl önce tanıştık ama acaba gerçekten tanıyor muyduk o zamanlar birbirimizi?

            Bence bu okulda her şey en baştan, yeniden başladı. Sana daha önce pek görmediğin “BEN”i tanıtmaya çalıştım, umarım başarabilmişimdir.

            Peki ya ben senin hakkında neler düşünüyordum, neler düşünüyorum şimdi? Aslında seni ilk gördüğümde sebebini bilmiyorum ama pek hoşlanmamıştım. Normalde önyargılı değilimdir. Önyargı acemisi olduğum için yanlış bir yargıya varmışım, özür dilerim J Geç de olsa seni tanıdığım için mutluyum.

            Edebiyatta ki üstün kabiliyetini hep taktir etmişimdir. Bir ömür yazacaksın biliyorum, inşallah bir gün yazdıklarını bir kitapta okuma fırsatı da buluruz.

            Tabii iyi bir yazar olarak da hayal gücün çok kuvvetli. Yaptığımız hayati radyo programlarını unutmazsın herhalde.

            Sen olarak mimar olursan evimin dizaynını sana yaptıracağım, çünkü zevkine güveniyorum.

            Her şey gönlünce olsun.

                                                                                             



Meltem


Ece tanıştığımız günü hatırlıyor musun? Ben pansiyonda kalmıştım, bir hafta sonu beraber masatenisi oynamıştık da sizi yenmiştim hani
J Gerçi ondan sonra bir hafta benden “bizi yenen çocuk” diye bahsedip canımı sıkmıştınız. Lise 1’de fazla muhabbetimiz olmasa da lise 2 ve ^e aynı sınıfta olmamızın da etkisiyle iyi ki arkadaş olduk. Seninle NBA üzerine olan konuşmalarımızı unutmam herhalde. Gerçi sen Tim Duncan dışında başkasıyla ilgilenmiyorsun ama neyse J

            Ece senin aklımda kalacak özelliklerinden biri de kibarlığın. Gerçekten bütün arkadaşlarına çok kibar davranıyorsun her zaman (İlker hariç) J

            Hayatın her zaman düzenli olsun. Sen bu kibarlıkla çok arkadaş bulursun. Ama bizi de unutma emi.

                                                                                             


Recep


Benim hanımefendi arkadaşım. Ya şu anda neye en çok pişmanım biliyor musun? Seni neden daha önce tanımadığıma. Keşke lise 1’den beri seni tanımış olsaydım. Lise 2’de Ceren’le oturmasan daha o zaman bile tanışmış olmazdık.

            SFL’de insanları daha iyi tanımaya başladıkça “Allah’ım hiç mi karakterli bir arkadaş bulamayacağım?” diye kendi kendime söyleniyordum. Ama birde baktım sen çıkmışsın karşıma. Beyaz terli, kıvırcık sarı saçlı, melek gibi bir kız. Sana daha iyi yaklaştıkça gözümde değerin o kadar büyüdü ki...

            Seninle aramızda çok seviyeli bir arkadaşlık olduğuna inanıyorum. Zaten ancak seviyeli kişilerle seviyeli bir arkadaşlık yapılabilir.

            Bir tanem, daima kendine çok iyi bak. Hatta o kadar iyi bak ki biraz kiloda al J Geç yakaladığım seni çabuk kaybetmek istemiyorum. Seninle ömür boyunca arkadaşlık yapmak istiyorum. Beni asla unutma. Seni çok seviyorum.

                                                                                  


Tuğba


Üç senedir aynı sınıfta olmamıza rağmen bir türlü samimi olamayışımıza hep şaşırmışımdır. Hep Ece’yle iyi arkadaş olmak istemiş ama kahrolası kabiliyetsizliğimden başaramamışımdır. Ece’yi tanıdığım yerin 9-D olması ve az konuşan, sakin tarzı da bunda etkili.

            Uzaktan da olsa saygı duyduğum bir arkadaşım. Bence çok önemli özellikler var Ece’de. Hiçbir kalıbı sorgulamadan kabul etmiyor. Konuşurken sözcükleri gerektiği yerde ve istediği şekliyle çok etkili ve anlamlı şekliyle kullanılabiliyor. Sözcüklerin hayat belirtilerini kaybettiği, herkesin sonuç cümlelerine taptığı bir günümüz dünyasında Ece gibisine çok az rastlayabileceğim içime doğuyor. Ama üç seneyi (bence) gerektiği gibi değerlendiremedik. Şahsen Ece’nin ilginç tespitlerinden ve etkili konuşma stilinden daha fazla yararlanmış olmak benim için gerekliydi diye düşünüyorum. Bilmem onunda hoşuna gitmiş midir ama onunla tartışmak bile zevkti, aynı graniti yontan iki heykeltıraşımız gibi hissederdim. Hakikatı arayan yol arkadaşları gibi. Hedef asla tahrip değil terkip. Mağlubun Muzaffer olduğu tek yarış. Yanıldığımı kabul etmek yeni bir hakikatin ışığıyla zenginleşmekti.

            Bu söylediklerim çok ilginç olabilir. Ece zaten as konuşan biri ama ben Ecedeki bu suskunluğu da başka bir anlam verdim sanırım.

            Hareketin en yüksek kertesi hareketsizliktir. Belagatın en yüksek kertesi ise hiç konuşmamak.

            Çok fazla şey söyledim daha da söylerim ama. Gerçek olan ayrılacak olmamız.

            İlerde birgün bakışlarımdaki yaşam solduğunda siyah-beyaz fotoğrafların kırışıklıklarını içimde hissettiğimde elimde bir lise fotoğrafı sizi de anacağım. Olur ya sende bakarsan arka köşede sadece kafasını gösterebilmiş gözlüklü çocuk benim, hayırla anarsın inşallah. Hayırda daim ol.

            Şimdilik bu kadar, yine yazarım inşallah

            Hoşcakalın ve beni unutmayın...

                                                                                 


Hasan Arı


Lise 2.sınıfta tanıştığım, entel, marjinal bir o kadarda yardımsever arkadaşım Ececiğime;

            Tanıştığımız yada arkadaş olduğumuz ilk günden beri seni gözümde ciddi, ağırbaşlı, nerde ne yapması gerektiğini bilen birisin. Ban buna topluca dengeli bir kişiliksin diyebilirim. Arkadaşlığında çok fazla yakın olmamakla birlikte J karşısındakinin tam isteyebileceği bir tipsin...

            Seninle yaşadığım ve unutamayacağım şeylerden biri her Cuma sabahları yaptığımız, kimi zaman eleştirdiğimiz, Selim’e kızdığımız Esma’yı beğenmediğimiz Bir İstanbul Masalı muhabbetleri olacak sanırım.

            Umarım bu günleri çok uzun yıllar hatırlayıp birlikte güleriz arkadaşım. İnşallah sana beni hatırladığın zaman gülümsetecek birini hatırlatırım!...

            Geleceğin bir numaralı Mimarına sağlıklı, mutlu bir hayat geçirmesi temennileriyle...

                                                                                 



Fatma Yekeler


Değerli arkadaşım Ece. Seninle olan arkadaşlığımız belki başka kızlarla oyduğu gibi abartılı değil ama çok düzenli bir arkadaşlığımız var. Ece deyince benim aklıma dürüst, mantıklı, gerektiği yerde ağırbaşlı, gerektiği yerde çok sevimli biri geliyor. Eğer bu okulda çok güvendiğim birkaç kişi varsa bil ki bunlardan biri de sensin. İster gönül meselelerim olsun isterse sıradan konular olsun senin düşüncelerin gerçekten yol gösterici bir özellik taşıyor. İnşallah bundan sonrada mantıklı düşüncelerinle hep yanımda olursun. Senin gibi biri tanıdığım için çok mutluyum. Her şeyin gönlüne göre olması dileklerimle...

                                                                                              

Serkan


Genel kültürle ilgili ne zaman aklıma bir soru gelse SFL’de ilk  soracağım kişidir Ece, O da hiç üşenmeden sorduğum o şeyi en küçük ayrıntısına kadar açıklar. Ne tesadüftür ki ne zaman doktora gitsem komik şeyler yaşar. Yine tamamen tesadüftür ki kendimi Ecelerin sırasında bulurum. Neden mi? Çünkü, Ece kim olursa olsun onu lafı bitene kadar dinler, yorum getirir. Hatta İlker’in ona yaptığı (ki genelde Ece’nin sinirleneceği tarzda) esprileri bile sabırla dinler. İlker’in yaptıklarına rağmen Ece ona 2 senedir 1 kerecik kızmıştır.

            Sınıfımızın başkanı olduğun için ne zaman boş ders olsa herkesin sana defteri imzalatmak için Ececim diye peşinden geldiklerini hiç unutmayacağım.

            Sabrını, güzelliğini, başkanlığını ve renkli kalemlerini hiç unutmayacağım.

            Sevgilerle

                                                                                             


Sümeyye


Koskoca bir senelik sınıf, ve oda arkadaşımsın.

            Lise 1’de yanyana otururken olabildiğince anımız oldu seninle. İlk İngilizce yazılısını hatırlıyorum da senin yoğun çabaların sonucu bizim beşlinin hepsi doksan almıştı. Yalnız ortada bir sorun vardı. Sen 96 ben 98 almıştım. Bunun için beni affet J Valla bilerek olmadı...

            Ve o muhteşem geometri yazılısı, diyalog tamamen şöyleydi;

            (Yazılıdan 2 dk önce, hoca elinde kağıtlarla girer)

            Nuray: Ece ya benzerlik çözebiliyor musun?

            Ece: Bilmiyorum ki hiç denemedim

            Ve en ilginci ise yazılının 8 sorusu benzerlikten olmasıydı.

            Lise 2 ve 3’de odalarımızı ayırsakta hep beraberdik yine,,, acılar, mutluluklar, gülücükler yine hep birlikte...

            Umarım sende kalbindeki yere gidersin

            Umutlarla ve sevgimle birlikte...

            Hoşcakal

                                          
                                                   


Nuray


Sevgili Ece seni tam 6 yıldır tanıyorum, her ne kadar sen beni tanımadığını iddia etsen de!  Ama bu okula gelince seni daha iyi tanıdım. Çok sakin birisin ve öyle görünüyor ki böyle devam edeceksin. Lise 1 ve 2’de aynı sınıftaydık. Sınıftaki tutumunda dışarıdakinden pek farklı değil. Tek fark biraz daha ciddi olman.

            Geçen sene seninle çok uğraştım ve sen bana bir kere olsun sinirlenmedin, gerçekten iyi bir arkadaşsın. Üniversite hedefin bana biraz değişik geldi ama umarım istediğin olur.

            Her zaman görüşmek dileğiyle

                                                                                             

Furkan Savaş


Sevgili Ece,

            Bu okulda en çok sevdiğim, kafama en çok uyuyor diye düşündüğüm insanlardan naçizane bir tanesi. Seninle lise 1’de aynı sınıftaydık ve keşke sınıflarımız hiç ayrılmasaydı. Yine de seninle çok güzel vakit geçirdim bu okulda. Geriye dönüp baktığımda hatıralarımın en güzel yerlerindesin.

            Özellikle de seninle yaptığımız o Türk filmi replikleri, banal insanlar hakkında yaptığımız banallikten uzak fikren ve ilmen doyurucu sohbetlerimiz asla hafızımdan silinmeyecek.

            Bu güzel arkadaşlığın için sana çok teşekkür ederim. Umarım bundan sonra hayatın hayalini kurduğun gibi olur, tüm ideallerin gerçek olur.

            En güzel dileklerle...

                                                                                              


Ayça


Bu okulda üçüncü yılını bitiren ve gerek tip olarak gerekse ruh olarak malum inek moduna geçmeyen tanıdığımız tek ABLAMIZ. İlk görünüşte soğuk biri gibi görünse de gerek sınıfa çekme, gerekse diğer muhabbetlerimizde aslında çok sıcak kanlı ve çöm canlısı olduğunu anladık.

            ÖSS’den ve üniversiteden beklediğinden daha fazlasını bulabilmen ve senin kadar güzel yüreğinin hep böyle kalması dileklerimizle.

            SEVGİLERLE

                                                                                             


10-A Kızları
 


Henüz gerçek hayatta iken, siyah beyaz bir tablodaki hüzünlü patikada, ellerim cebimde önümdeki taşı tekmeleyerek yürüyordum lise 1 in başlarında bir gece. Dalmış gökyüzünü seyrederken birden bir yıldız kaydı tam elime, avuçlarımın ortasına düştü.o yıldız bana umut verdi… Acılarla, umutlarla yoğurduk yüreklerimizi. Aynı geleceğe ışıldayan gözlerle baktık, yenilmedik hasrete, kölesi olmadık acıların…. Mayın tarlalarını çocuk bahçesi zannederdim hep. Arada saklananları arardım, koşuştururdum peşlerinden umarsızca., en dipsiz kuyulara düşerdim, karanlıkta ürküp ağlardım, sonra bir ışıkla yanırdım bir melek elini uzatırdı bana. Ürkerdim önce, sonra elini tutup masal alemine uzanırdım. Oyunlar oynardık onunla, kimi zaman pembe bulutlar alemine dokunurduk, bir tutam alıp cebime koyardım belli etmeden. Gece olunca bulutların üzerinde adımızı kazıdığımız bankta onun dizlerine uzanırdım. Gülümserdi bana en tatlı bakışlarıyla, saçlarımı okşayıp…. Hayallerde bulduk hep teselliyi. Birbirimizle dolu hayaller…. Hayaller bizi neredeyse hiç yalnız bırakmayan birer dost olarak girdiler hayatımıza. İşte bu yeni hayatımda öğrendim hasretin ne kadar yakıcı bir duygu olduğunu. Seni öyle sevdim ki, her geçen gün artan sevgim, şu küçük kalbime ağır gelmeye başladı.hasret acısından bazen yolda giden bir arabanın altında ezilmek istedim,bazen bir bankayı soyup parayı saçma sapan şeylere harcamak…. Bazen tüm insanları karşıma alıp saatlerce yumruklamak, bazen ise… Bazen dünyadaki tüm duvarlara kanımla seni seviyorum yazmak, ya da eğilip kulağına fısıldamak:’ECE, SENİ SEVİYORUM…’ Seninkinden başka sevgi tanımıyordum artık, inanmıyorum seni seviyorumlara seninkinden sonra….
 

Önümüzde güzel günler var meleğim, hayallerimizi birer birer gerçekleştireceğimiz birbirinden güzel günler. O günlerin hayalleriyle yoğruldu bu yürekler, kaynadılar birbirine, bir oldular adeta. İşte bu yüzden bir yazılmış yazımız, işte  bu yüzden asla ayrılamayız…. Yaşamım boyunca sensizlikleri öğrenemeyecek olmak, yoksullukların en güzeli. Aynı düşlere uyuyup, aynı güneşe uyanmak değimliydi prensle prensesin hayali? Bşarıcaz göreceksin… ve o an gelecek…. O an herkes susacak, her şey duracak ve biz haykıracağız dünyaya: ‘sonsuza dek sen benim, ben senin’ Dinecek göz yaşlarımız, bitecek bu hasret, bir efsaneydi bu yaşadığımız seninle, ‘mutlu son’ sözü yetmeyecek.
 

Bunca yıldır elimden tuttuğun, her acımı yüreğinde yaşadığın, her haykırışımda korkularımla savaştığın ve en önemlisi yaralarımı kırbaçlayan tüm fırtınalara rağmen yalnız ve yalnızca benim olduğun için çok teşekkürler.

Aşkım seni çok seviyorum…
 

Seni hep bugün olduğundan daha çok seveceğim, çünkü daha yeterince sevmedim.

                                                                                              


Barış