|
Seninle birçok ilki paylaştığım arkadaşım. Hep
merak etmiştim birşeyi, ve o ilki de sen gerçekleştirmiştin, yani onu da senle
yaşamıştım...Çok mutlu veya çok üzgün olduğumda (bunların ortası yoktu ki, ya
çok mutlu oluyordum ya da çok üzüntülü) hep yanımdaydın.
Her zaman
katlandın bana ve tüm kaprislerimi büyük bir olgunlukla karşıladın. Ben hep
kararsızdım yemek yemeye giderdik, ben ne yiyeceğime karar veremezdim, ya da bir
şey almak isterdim ama hangisini alacağımı bir türlü seçemezdim. Hep sana
sorardım, sen de bana en sonunda “evleneceğin kişiyi de ben seçeyim mi”
demiştin. Haklıydın, ben de olsam daha fazla katlanamazdım bu kadar
kararsızlığa.
Şu anda biraz daha
ayrıntıya girdim de biz seninle ciddi ciddi hiç ayrılmıyoruz...(eve gitmelerimiz
dışında) Yaşamımın en renkli anlarını hep seninle birlikte geçirdim. Şimdi
aklıma geldi biz seninle tatilde bile ayrılmamıştık, ne yapıp edip Ankara’da
buluşmuştuk. Ben bu işe çok sevindim. Demek oluyor ki biz hiçbir zaman
birbirimizden kopamayacağız...
Birçok hayalleri
paylaştık aynı yatağa yatıp, perdeyi açıp, yıldızlara bakarak şarkılar
söylediğimizde ...(Yanımızda birde Ceren’imiz vardı tabi) Bu arada farkında
mısın sana artık “Vakti geldi ayrılığın” şarkısını söyletmiyorum...
Seneye umarım
İstanbul’un mağazalarını geziyor, oradaki sinemalara gidiyor, farklı yerleri
keşfediyor oluruz. Bir gün sabah gazetemi okurken köşede “Ece Ceren Önder”
yazısını öyle görmek istiyorum ki...
En güzel duyguları
yaşadık seninle
Camdan dışarı
bakarak kurduk hayallerimizi
En sonunda anladık
ki hiçbir kuvvet bizi ayıramaz
Seni kurduğumuz o
sıcacık dostluğumuzu ve bana aldığın o minicik pastanın tadını ömrüm boyunca
unutmayacağım...Seni seviyorum Kardeşim.
Sercen
Onunla
yaşamın anlamını daha da iyi anladım. Ece benim körpecik ufkumu genişletti,
hayattan tat almamı sağladı falan dememi bekliyorsanız daha çok beklersiniz...
Bu
okula geldim geleli kendisini tanırım ve bildim bileli beni eleştirir...Yani
ister benim gibi efendi adamdan anlamam. Neyse, Ece’nin diğer özelliklerini
sizinle paylaşmak istiyorum. Hani sorarlar ya onun için bir renk seçseydin
hangisi olurdu? Tabi ki siyah. Yani bunun nedenini açıklamaya bile gerek
duymuyorum.
J
Ayrıca üç yıldır uzamayan saçları hakkında ben bir yorum yapamadım,
yapabiliyorsanız buyurun siz yapın.
Ama
bir gerçek daha var ki, kim kendini yalnız hissetse Ece oradadır. SFL acil
servisi gibi gelir, sorunu çözer ve gider. Problem çözme konusunda üstüne
tanımam.
Eminim günün birinde tekrar karşılaşacağız ve ben çocuklarımı sevecem. Sağol
Ececim paylaştığımız onca şey için. :-P
İlker Özel
e. C, ö (tlf
böyle kayıtlısın)
Çarşamba’da kıvırcık saçlı küçük bir kız. Sen senelerce benim hafızamdan böyle
biri olarak kaldın. Sonra bir baktım ki o kız ailesi bizim oturduğumuz yere
taşındılar. Artık kafamdaki o küçük kız imajı, bir kenara itildi onun yerine
büyümüş biri geçti. İlk geldiğinde herkes senin ne kadar soğuk biri olduğunu
zannetse de (Nuray’da dahil) bana hiç öyle gelmedin. Ama sende haklısın yeni bir
çevre yeni arkadaşlar.
Sen
olaylar karşısında hep sakindin biz boş boş ne kadar hırlayıp gürlesek te sen
daha mantıklı bir şekilde sakince bakardın. Az çalışmadım böyle olmaya, ne
yapayım işte herkes farklı
Düşündüklerin yaptıkların ve duruşunla hep seni taktir etmişimdir. Eee ne de
olsa her yiğidin harcı değil bir Fen Lisesi müdürüne (ifı) mektup yazmak (ilk
aklıma gelen buydu yaptığın çalışmalar arasında)
Seninle geçirdiğim senelerden oldukça mutluyum ki dostluğumuz bundan sonra da
böyle devam etsin olur mu? Sen mimar ben doktor bir yerde buluşuruz artık.
Ceren
Zamanın
birinde “D” sınıfının bir kraliçesi varmış. Bunun sadece adı varmış tabi.
Hırlıya karışmaz, hır çıkarmazmış. Sakin, insancıl, kibar, her kraliçe gibi
biraz kendini beğenmiş biriymiş. Adını da vereyim, gizlimiz saklımız yok: Ece
Ceren Önder
Ben
bu şahsiyetle iki senedir aynı sınıftayım, ancak bu sene kendini tanıyabildim. O
da arka sırada oturuyordu. Yani ne kadar soğuk biri anlamışsınızdır herhalde.
Her şey bir yana iyi bir dost, en azından yalan söylemiyor. Yabancı müziğin
gerçek bir veli nimet olduğunu o entel kraliçe olmasaydı sanırım senelerce
öğrenemezdim. Ayrıca futbol ve basketbol konusunda özellikle bu sporların
ünlülerini bilme ve gündemini takip etme konusunda normal bir kızın bilgisinin
kat kat üstünde bir bilgiye sahiptir. Yaptığımız maç kritiklerini asla
unutmayacağım.
Onun
için yazacaklarımın sonunun gelmeyeceğini düşünerek burada son veriyorum. Yolun
açık olsun diyorum, mesut ve bahtiyar ol; hakkını helal et.
Halil Kul
Güzel
Ecem
Neyi
düşündüğümü, neye güldüğümü, nasıl davranacağımı bu kadar kolay anlayan sayılı
dostlarımdan.
Fikirlerine, yorumlarına ve zevklerine çok güvendiğim Ece’nin hafızamdaki ve
kalbimdeki yeri şüphesiz çok büyük, yol arkadaşlığını yaptığımız chatleri,
Samsundaki akşam yemeğini, geleceğe ilişkin hayallerimizi, Tim’e olan sevgini,
Ferrari-Williams rekabetini ve kimsede bulunmayan cesaretimi unutmak mümkün
değil.
Kimsenin göremediğini gören, düşünemediğini düşünensin. En entel seçilmen boşuna
değil kimsenin benzemeyeceği kadar orijinal ve farklısın. Her zaman sevilecek
kadar değerli, hep yanımda arayacağım kadar özelsin. Mücadeleci ruhun, bitip
tükenmez sevgin ve saygıyı hak eden kişiliğinle kalbimdeki “ECE”sin. Tüm hocalar
tarafından sevilen, iyi bir öğrenci, çömezlere gösterilecek örnek bir abla;
herkesin sahip olmak isteyeceği değerli bir dostsun. İyi ki varsın ve iyi ki
yanımdasın. Güçlü kaleminle yepyeni bakış açıları oluşturacağın ve çok
sevileceğin kesin.
Güzel yerlerde, güzel zamanlarda hep birlikte olmak dileğiyle canım. Her şey
gönlünce olsun...
B. Merve
Görücü
Lise 17de
başlayan dostluğumuz bu zamana kadar radyoaktif ışımalar yapmadan geldiği için
mutluyum. Seninle yapmış olduğumuz o hoş sohbetleri asla unutmayacağım. Ayrıca
bizi linkin park ile tanıştırdığın için sana minnettarım. Başka bir yerde ismini
duyduğum zaman aklıma ilk gelen şey pembe gözlüklerin ve üstündeki İlker’in
parmak izleri olacak. Bugüne kadar kimseye kötü söz söylediğini görmedim. Umarım
böyle devam edersin. Sağlıklı ve mutlu bir ömür geçirmen dileğiyle...
Emre
Farımaz
Okulumuzun ve sınıfımızın en ciddi kızlarından olan Ece’yle Lise 1 hariç çok
güzel vakit geçirdik. O pansiyonumuzda konuşmasıyla, hareketleriyle ve
giyinişleriyle bir ekoldür. İnsanlarla kolay iletişim kurabilen Ece’nin inşallah
bütün hayalleri gerçek olur. İleride bir gün o bir mimar bende herhangi bir şey
(doktor veya mühendis olabilir) olarak karşılaşır ve güzel vakit geçiririz.
Güvenilir dostlukların az kaldığı bu dünyada umarım nadir bulunan dostlardan
olursun seni seven arkadaşın
Nisa
Ece,
Gördüğüm en mantıklı insansın desem abartmış olmam herhalde. Asıl güzellik ise
Ömer Faruk Hoca’nın ifadesiyle tomruk gibi olmayıp; kendini ifade edebilen
duygularını yaşatıp sosyal kalabilmeyi başarabilen nadir şahsiyetlerden olmanda.
Sende görebildiğim bir özellik de hayırlar hakkında. Gerektiğinde hayır
diyebilmen bunu yaparken de hem kararlı hem nazik olmayı başarman gerçekten
üstün bir başarı. Bunu da bir tek sende görebildim.
Geniş ilgi alanların ise başka bir alem. Konunun nereye gittiği belli oldu
herhalde. Tabi ki nba ve duncan. Hep bana bir şey olursa duncan’ı kim savunur
diye üzülürdüm. Heyse ki varsın. Artık gözüm arkada kalmaz.
Her
şey içir sağ ol. (Bakalım yazının sonundaki iki kelime sana bir şey ifade edecek
mi. Herhalde benim kadar çok kullananı yoktur)
Çok
saçma!
Mehmet
Arslan
E. C. Ö,
Evet, seninle 4 yıl önce tanıştık ama acaba gerçekten tanıyor muyduk o zamanlar
birbirimizi?
Bence bu okulda her şey en baştan, yeniden başladı. Sana daha önce pek
görmediğin “BEN”i tanıtmaya çalıştım, umarım başarabilmişimdir.
Peki
ya ben senin hakkında neler düşünüyordum, neler düşünüyorum şimdi? Aslında seni
ilk gördüğümde sebebini bilmiyorum ama pek hoşlanmamıştım. Normalde önyargılı
değilimdir. Önyargı acemisi olduğum için yanlış bir yargıya varmışım, özür
dilerim
J
Geç de olsa seni tanıdığım için mutluyum.
Edebiyatta ki üstün kabiliyetini hep taktir etmişimdir. Bir ömür yazacaksın
biliyorum, inşallah bir gün yazdıklarını bir kitapta okuma fırsatı da buluruz.
Tabii iyi bir yazar olarak da hayal gücün çok kuvvetli. Yaptığımız hayati radyo
programlarını unutmazsın herhalde.
Sen
olarak mimar olursan evimin dizaynını sana yaptıracağım, çünkü zevkine
güveniyorum.
Her
şey gönlünce olsun.
Meltem
Ece
tanıştığımız günü hatırlıyor musun? Ben pansiyonda kalmıştım, bir hafta sonu
beraber masatenisi oynamıştık da sizi yenmiştim haniJ
Gerçi ondan sonra bir hafta benden “bizi yenen çocuk” diye bahsedip canımı
sıkmıştınız. Lise 1’de fazla muhabbetimiz olmasa da lise 2 ve ^e aynı sınıfta
olmamızın da etkisiyle iyi ki arkadaş olduk. Seninle NBA üzerine olan
konuşmalarımızı unutmam herhalde. Gerçi sen Tim Duncan dışında başkasıyla
ilgilenmiyorsun ama neyse
J
Ece
senin aklımda kalacak özelliklerinden biri de kibarlığın. Gerçekten bütün
arkadaşlarına çok kibar davranıyorsun her zaman (İlker hariç)
J
Hayatın her zaman düzenli olsun. Sen bu kibarlıkla çok arkadaş bulursun. Ama
bizi de unutma emi.
Recep
Benim
hanımefendi arkadaşım. Ya şu anda neye en çok pişmanım biliyor musun? Seni neden
daha önce tanımadığıma. Keşke lise 1’den beri seni tanımış olsaydım. Lise 2’de
Ceren’le oturmasan daha o zaman bile tanışmış olmazdık.
SFL’de insanları daha iyi tanımaya başladıkça “Allah’ım hiç mi karakterli bir
arkadaş bulamayacağım?” diye kendi kendime söyleniyordum. Ama birde baktım sen
çıkmışsın karşıma. Beyaz terli, kıvırcık sarı saçlı, melek gibi bir kız. Sana
daha iyi yaklaştıkça gözümde değerin o kadar büyüdü ki...
Seninle aramızda çok seviyeli bir arkadaşlık olduğuna inanıyorum. Zaten ancak
seviyeli kişilerle seviyeli bir arkadaşlık yapılabilir.
Bir
tanem, daima kendine çok iyi bak. Hatta o kadar iyi bak ki biraz kiloda al
J
Geç yakaladığım seni çabuk kaybetmek istemiyorum. Seninle ömür boyunca
arkadaşlık yapmak istiyorum. Beni asla unutma. Seni çok seviyorum.
Tuğba
Üç
senedir aynı sınıfta olmamıza rağmen bir türlü samimi olamayışımıza hep
şaşırmışımdır. Hep Ece’yle iyi arkadaş olmak istemiş ama kahrolası
kabiliyetsizliğimden başaramamışımdır. Ece’yi tanıdığım yerin 9-D olması ve az
konuşan, sakin tarzı da bunda etkili.
Uzaktan da olsa saygı duyduğum bir arkadaşım. Bence çok önemli özellikler var
Ece’de. Hiçbir kalıbı sorgulamadan kabul etmiyor. Konuşurken sözcükleri
gerektiği yerde ve istediği şekliyle çok etkili ve anlamlı şekliyle
kullanılabiliyor. Sözcüklerin hayat belirtilerini kaybettiği, herkesin sonuç
cümlelerine taptığı bir günümüz dünyasında Ece gibisine çok az rastlayabileceğim
içime doğuyor. Ama üç seneyi (bence) gerektiği gibi değerlendiremedik. Şahsen
Ece’nin ilginç tespitlerinden ve etkili konuşma stilinden daha fazla yararlanmış
olmak benim için gerekliydi diye düşünüyorum. Bilmem onunda hoşuna gitmiş midir
ama onunla tartışmak bile zevkti, aynı graniti yontan iki heykeltıraşımız gibi
hissederdim. Hakikatı arayan yol arkadaşları gibi. Hedef asla tahrip değil
terkip. Mağlubun Muzaffer olduğu tek yarış. Yanıldığımı kabul etmek yeni bir
hakikatin ışığıyla zenginleşmekti.
Bu
söylediklerim çok ilginç olabilir. Ece zaten as konuşan biri ama ben Ecedeki bu
suskunluğu da başka bir anlam verdim sanırım.
Hareketin en yüksek kertesi hareketsizliktir. Belagatın en yüksek kertesi ise
hiç konuşmamak.
Çok
fazla şey söyledim daha da söylerim ama. Gerçek olan ayrılacak olmamız.
İlerde birgün bakışlarımdaki yaşam solduğunda siyah-beyaz fotoğrafların
kırışıklıklarını içimde hissettiğimde elimde bir lise fotoğrafı sizi de
anacağım. Olur ya sende bakarsan arka köşede sadece kafasını gösterebilmiş
gözlüklü çocuk benim, hayırla anarsın inşallah. Hayırda daim ol.
Şimdilik bu kadar, yine yazarım inşallah
Hoşcakalın ve beni unutmayın...
Hasan Arı
Lise
2.sınıfta tanıştığım, entel, marjinal bir o kadarda yardımsever arkadaşım
Ececiğime;
Tanıştığımız yada arkadaş olduğumuz ilk günden beri seni gözümde ciddi,
ağırbaşlı, nerde ne yapması gerektiğini bilen birisin. Ban buna topluca dengeli
bir kişiliksin diyebilirim. Arkadaşlığında çok fazla yakın olmamakla birlikte
J
karşısındakinin tam isteyebileceği bir tipsin...
Seninle yaşadığım ve unutamayacağım şeylerden biri her Cuma sabahları
yaptığımız, kimi zaman eleştirdiğimiz, Selim’e kızdığımız Esma’yı beğenmediğimiz
Bir İstanbul Masalı muhabbetleri olacak sanırım.
Umarım bu günleri çok uzun yıllar hatırlayıp birlikte güleriz arkadaşım.
İnşallah sana beni hatırladığın zaman gülümsetecek birini hatırlatırım!...
Geleceğin bir numaralı Mimarına sağlıklı, mutlu bir hayat geçirmesi
temennileriyle...
Fatma
Yekeler
Değerli
arkadaşım Ece. Seninle olan arkadaşlığımız belki başka kızlarla oyduğu gibi
abartılı değil ama çok düzenli bir arkadaşlığımız var. Ece deyince benim aklıma
dürüst, mantıklı, gerektiği yerde ağırbaşlı, gerektiği yerde çok sevimli biri
geliyor. Eğer bu okulda çok güvendiğim birkaç kişi varsa bil ki bunlardan biri
de sensin. İster gönül meselelerim olsun isterse sıradan konular olsun senin
düşüncelerin gerçekten yol gösterici bir özellik taşıyor. İnşallah bundan
sonrada mantıklı düşüncelerinle hep yanımda olursun. Senin gibi biri tanıdığım
için çok mutluyum. Her şeyin gönlüne göre olması dileklerimle...
Serkan
Genel
kültürle ilgili ne zaman aklıma bir soru gelse SFL’de ilk soracağım kişidir
Ece, O da hiç üşenmeden sorduğum o şeyi en küçük ayrıntısına kadar açıklar. Ne
tesadüftür ki ne zaman doktora gitsem komik şeyler yaşar. Yine tamamen
tesadüftür ki kendimi Ecelerin sırasında bulurum. Neden mi? Çünkü, Ece kim
olursa olsun onu lafı bitene kadar dinler, yorum getirir. Hatta İlker’in ona
yaptığı (ki genelde Ece’nin sinirleneceği tarzda) esprileri bile sabırla dinler.
İlker’in yaptıklarına rağmen Ece ona 2 senedir 1 kerecik kızmıştır.
Sınıfımızın başkanı olduğun için ne zaman boş ders olsa herkesin sana defteri
imzalatmak için Ececim diye peşinden geldiklerini hiç unutmayacağım.
Sabrını, güzelliğini, başkanlığını ve renkli kalemlerini hiç unutmayacağım.
Sevgilerle
Sümeyye
Koskoca
bir senelik sınıf, ve oda arkadaşımsın.
Lise
1’de yanyana otururken olabildiğince anımız oldu seninle. İlk İngilizce
yazılısını hatırlıyorum da senin yoğun çabaların sonucu bizim beşlinin hepsi
doksan almıştı. Yalnız ortada bir sorun vardı. Sen 96 ben 98 almıştım. Bunun
için beni affet
J
Valla bilerek olmadı...
Ve o
muhteşem geometri yazılısı, diyalog tamamen şöyleydi;
(Yazılıdan 2 dk önce, hoca elinde kağıtlarla girer)
Nuray: Ece ya benzerlik çözebiliyor musun?
Ece:
Bilmiyorum ki hiç denemedim
Ve
en ilginci ise yazılının 8 sorusu benzerlikten olmasıydı.
Lise
2 ve 3’de odalarımızı ayırsakta hep beraberdik yine,,, acılar, mutluluklar,
gülücükler yine hep birlikte...
Umarım sende kalbindeki yere gidersin
Umutlarla ve sevgimle birlikte...
Hoşcakal
Nuray
Sevgili
Ece seni tam 6 yıldır tanıyorum, her ne kadar sen beni tanımadığını iddia etsen
de! Ama bu okula gelince seni daha iyi tanıdım. Çok sakin birisin ve öyle
görünüyor ki böyle devam edeceksin. Lise 1 ve 2’de aynı sınıftaydık. Sınıftaki
tutumunda dışarıdakinden pek farklı değil. Tek fark biraz daha ciddi olman.
Geçen sene seninle çok uğraştım ve sen bana bir kere olsun sinirlenmedin,
gerçekten iyi bir arkadaşsın. Üniversite hedefin bana biraz değişik geldi ama
umarım istediğin olur.
Her
zaman görüşmek dileğiyle
Furkan
Savaş
Sevgili
Ece,
Bu
okulda en çok sevdiğim, kafama en çok uyuyor diye düşündüğüm insanlardan
naçizane bir tanesi. Seninle lise 1’de aynı sınıftaydık ve keşke sınıflarımız
hiç ayrılmasaydı. Yine de seninle çok güzel vakit geçirdim bu okulda. Geriye
dönüp baktığımda hatıralarımın en güzel yerlerindesin.
Özellikle de seninle yaptığımız o Türk filmi replikleri, banal insanlar hakkında
yaptığımız banallikten uzak fikren ve ilmen doyurucu sohbetlerimiz asla
hafızımdan silinmeyecek.
Bu
güzel arkadaşlığın için sana çok teşekkür ederim. Umarım bundan sonra hayatın
hayalini kurduğun gibi olur, tüm ideallerin gerçek olur.
En
güzel dileklerle...
Ayça
Bu okulda
üçüncü yılını bitiren ve gerek tip olarak gerekse ruh olarak malum inek moduna
geçmeyen tanıdığımız tek ABLAMIZ. İlk görünüşte soğuk biri gibi görünse de gerek
sınıfa çekme, gerekse diğer muhabbetlerimizde aslında çok sıcak kanlı ve çöm
canlısı olduğunu anladık.
ÖSS’den ve üniversiteden beklediğinden daha fazlasını bulabilmen ve senin kadar
güzel yüreğinin hep böyle kalması dileklerimizle.
SEVGİLERLE
10-A
Kızları
Henüz gerçek
hayatta iken, siyah beyaz bir tablodaki hüzünlü patikada, ellerim cebimde
önümdeki taşı tekmeleyerek yürüyordum lise 1 in başlarında bir gece. Dalmış
gökyüzünü seyrederken birden bir yıldız kaydı tam elime, avuçlarımın ortasına
düştü.o yıldız bana umut verdi… Acılarla, umutlarla yoğurduk yüreklerimizi. Aynı
geleceğe ışıldayan gözlerle baktık, yenilmedik hasrete, kölesi olmadık
acıların…. Mayın tarlalarını çocuk bahçesi zannederdim hep. Arada saklananları
arardım, koşuştururdum peşlerinden umarsızca., en dipsiz kuyulara düşerdim,
karanlıkta ürküp ağlardım, sonra bir ışıkla yanırdım bir melek elini uzatırdı
bana. Ürkerdim önce, sonra elini tutup masal alemine uzanırdım. Oyunlar oynardık
onunla, kimi zaman pembe bulutlar alemine dokunurduk, bir tutam alıp cebime
koyardım belli etmeden. Gece olunca bulutların üzerinde adımızı kazıdığımız
bankta onun dizlerine uzanırdım. Gülümserdi bana en tatlı bakışlarıyla,
saçlarımı okşayıp…. Hayallerde bulduk hep teselliyi. Birbirimizle dolu
hayaller…. Hayaller bizi neredeyse hiç yalnız bırakmayan birer dost olarak
girdiler hayatımıza. İşte bu yeni hayatımda öğrendim hasretin ne kadar yakıcı
bir duygu olduğunu. Seni öyle sevdim ki, her geçen gün artan sevgim, şu küçük
kalbime ağır gelmeye başladı.hasret acısından bazen yolda giden bir arabanın
altında ezilmek istedim,bazen bir bankayı soyup parayı saçma sapan şeylere
harcamak…. Bazen tüm insanları karşıma alıp saatlerce yumruklamak, bazen ise…
Bazen dünyadaki tüm duvarlara kanımla seni seviyorum yazmak, ya da eğilip
kulağına fısıldamak:’ECE, SENİ SEVİYORUM…’ Seninkinden başka sevgi tanımıyordum
artık, inanmıyorum seni seviyorumlara seninkinden sonra….
Önümüzde güzel günler var meleğim, hayallerimizi birer birer
gerçekleştireceğimiz birbirinden güzel günler. O günlerin hayalleriyle yoğruldu
bu yürekler, kaynadılar birbirine, bir oldular adeta. İşte bu yüzden bir
yazılmış yazımız, işte bu yüzden asla ayrılamayız…. Yaşamım boyunca
sensizlikleri öğrenemeyecek olmak, yoksullukların en güzeli. Aynı düşlere
uyuyup, aynı güneşe uyanmak değimliydi prensle prensesin hayali? Bşarıcaz
göreceksin… ve o an gelecek…. O an herkes susacak, her şey duracak ve biz
haykıracağız dünyaya: ‘sonsuza dek sen benim, ben senin’ Dinecek göz yaşlarımız,
bitecek bu hasret, bir efsaneydi bu yaşadığımız seninle, ‘mutlu son’ sözü
yetmeyecek.
Bunca yıldır elimden tuttuğun, her acımı yüreğinde yaşadığın, her haykırışımda
korkularımla savaştığın ve en önemlisi yaralarımı kırbaçlayan tüm fırtınalara
rağmen yalnız ve yalnızca benim olduğun için çok teşekkürler.
Aşkım seni çok seviyorum…
Seni hep bugün olduğundan daha çok seveceğim, çünkü daha yeterince sevmedim.
Barış
|