Onbir C sınıfı öğrencileri, sınıfla ilgili fotoğraflar, anılar, ilginç ve komik şeyler..
Öğrencilerden öğretmenlere, okul binasına, pansiyonuna kadar her kesimden multimedya arşivi.

85 EMRAH GÜLYAŞAR


Memleket: Niksar / Tokat
Cep Tel: 
0535 545 66 74
Ev Adresi: 
fatih mah. Şehit Er Ahmet Dağcı sok. 3.geçit no:1



 


SFL denilince Emrah’ın yeri başkadır. Bende diğerlerinin yeri farklıdır. Emrah’la her ne kadar lise 1’de muhabbet tetiğimizi de söylese ilk samimiyetimiz lise 2’de oldu.

Sınıfları karılınca aynı sınıfa düştük. Sınıf içinde çok ciddi ve otoriter duruyordun. Yanına sokulup iki muhabbet etmeye korkardım. Zaman ilerledikçe senin aslında ne kadar cıvık(!) biri olduğunu güldürmemiş olsan da esprilerinin kalitesi tartışılmazdır.Lise 2’de neredeyse her akşam sizin odaya geliyordum. Beni kovmak için yapmadığınız numara kalmamıştıJ

Yazın ise seninle uzun ve sol kahkahalı telefon görüşmelerimiz oldu. Yani yazın da aramızdaki bağları koparmadık. Lise 3’e geldiğimizde seninle oturduk. Sonra bana satıcı damgası vurup başkasının yanına oturdun J

Benim bu okulda kötü günlerimde sürekli yanımda olan birkaç değerli dostumdan birisin. Ne zaman canım bir şeye sıkılsa seninle tuvalete gider, dertleşirdik. Seninle birlikte yapmadığımız şey ve gitmediğimiz yer bu olanaklarla çok azdır.

Bir sırrım olduğunda tereddüt etmeden sana anlatırım. Çünkü sana o kadar çok güveniyordum ve hala güveniyorum ki anne babamın bilmediği birçok şeyi paylaşmıştım.

Emrah’la tartıştığımız çok azdır. Onlar da salakça şeylerdir. Mesela benden kalem istemiştin bende aşağıda kaldı dedim. Al gel. Der çalışacam dedin. Ben de al sana kalem diye kalemi sana fırlattım. Sen de bana daldın. Allah’tan pek hırpalamadın. Ama Emrah’la olan tartışmalarımız hiç uzun süreli devam etmemiş, ertesi gün ikimizde birbirimizle konuşur, eski samimiyetimize geri dönerdik.Zaten hiç çorba faciasını anlatmana gerek yok, bunu herkesten iyi sen biliyorsunJ

Bizim kamyonu kamyon yapan birçok karakteristik özelliği vardır. Arkadaşım asla tükrüğe bakamaz. Baksa da kusacak seviyeye gelir. Yani midesi öyle bir hafiftir. Yaptığım onca iğrençliğe, nasıl dayandıysan tebrik ederim valla.

Mesela bu arkadaşımız asla tek kulaklıkla müzik dinlemez. Ama bahanesi de hazırdır. Kulağı ağrıyor. Ben buna inanmasam da Emrah’ımı kıramam ve onu asla müzik keyfinden mahrum etmemişimdir.

Bir kez benden valkman’i alıp yine çift kulaklık dinliyordun. Tesadüf ya Fatih hoca gelip yanı sıra oturup, kulaklığın tekini istedi ve birlikte dinlediniz. Senin orda hocaya nasıl baktığını nasıl baktığını herkesin görmesini isterdim.

Bacanağım çok sakin aramdır. Ama içindeki o canavarı uyandırmadıkça. O canavar uyanınca olacaklara katlanmaktan başka çaremiz yoktur.

Sınavı kazanırsam unutma yazın Niksar’a geleceğim. Seninle yaylaya gideceğiz. Malzemeleri alıp ormanın derinliklerine dalacağız.

Bu okulun bitmesi dostluğumuzun bitmesi anlamına gelmiyor. Bağlarımızın kopması güç de olsa hiç kopmaması dileğiyle..

Bacanağım unutmadan kız hakkındaki öğütlerimi dinlemen önemle rica olunur.

                                                                      
Onur Demir


Vay be kamyon efendi…3 senedir aynı odada kalıyoruz dile kolay.. belki de gençliğimizin en güzel yıllarını bu okulda beraberce geçirdik. Ailelerimizden kopup arkadaşlarımızdan kopup buraya bir araya gelmiştik. 3 senedir tartışıyoruz seninle buraya gelmekle iyi mi yapmıştık kötü mü diye ama sonuca hala varamadık. Açıkçası bu konuda benim pek fazla ümidim de yoktur. Buraya geldiğimiz ilk günleri ilk haftaları unutmak mümkün mü? Saat 3’e kadar mal mal oturup daha sonraki sevgicell saçmalıklarıyla uğraştığımızı unutmak mümkün mü? Daha sonra aramızın iyi olacağını bilmediğimiz hatta hiç konuşmadığımız İstanbullu Erhan’ı gecenin bir yarısında boyayıp kaçtığımızı unutmak mümkün mü?

Daha neler neler…Aslında ilginçti, birkaç gün içerisinde bu kadar samimi olacağımızı bu kadar birbirimize güvenebileceğimizi kim tahmin edebilirdi ki? Tabi beni .bir görüşte tanıyan baban (yani Aydın çavuş) hariç. Başlarda ayrı sınıflarda olmamıza rağmen mükemmel İngilizce bilgimiz sayesinde sınav sonrasında aynı sınıfa düşmüştük. Ve artık bu SFL macerası başlamıştı diyebiliriz. Bir süre daha aynı odada kaldıktan sonra sen ayrılmıştın odadan ben kalmıştım. Senin sahip olduğun Gazi tarihçesine göre de ilk satış eylemi bu olayda gerçekleşmişti. Ama aramızdaki bağlar hiç kopmamıştı. En azından karşılıklı odalarda kaldığımızdan sizin odadan 7/24 yankılanan Ferdi Tayfur sesleri aramızdaki bağları korumaya yetmişti. Ha tabi Erhan’ın gitarıyla iğrenç bir şekilde mission impossible’i çalması da aramızdaki bağların kopmamasına sebep olmuştu. Bunun farkı bizim sizin odaya kaçmamızdı.

Lise 1’in ikinci dönemi de pek farklı sayılmazdı. Aslında biz hep kendi halimizdeydik, kendimizle dalga geçip kendi kendimize eğleniyorduk ama belki de bu yüzdendir pek sevilmemiştik diğer kesimler tarafından. Ne yapalım bizde kendi kendimize yetindik J

Artık lise 3’lerle aramız iyiydi. Ben senin memleketlilerin olan Niksar’da bu okula normal adam hipotezini destekleyen oğuz ve güçlüyle samimi olurken, ser ise akyüzle samimiyeti ilerletmiştin, aslında hala anlayamamışımdır. Akyüzün sana nasıl istikrarlı bir şekilde iyi davrandığını notlar bakımından yıl sonunda az da olsa hüsrana uğramıştık. Ama hatırlarsan uzun yalakalık çalışmalarımız sonucu Cebrail hocayı ikna edip coğrafyamızın 5 düşmesini sağladık.:)

Lise 2’de ise sınıflarımız ayrılmıştı. Herhalde çekememişlerdi biziJ ama odamız aynıydı. O sıcakta geceleri adeta kavrulduğumuz odadaki hava alma nöbetlerini henüz unutmuş değilim. Bir süre sonra da benim seni satma olaylarım başlamıştı zaten. Ha bu arada SFL’deki hayatımıza giren onuru da unutmamak gerek . artık o da bizden birisi olmuştu galiba neyse esas konuya dönelim. Yani satış meselelerine. Sen bu konuda beni hala anlayabilmiş değilsin. Sende en az benim kadar haklısın. Yalnız belki sana bunu ilk defa söylüyorum ama ben o zamanlar bir başkasını sana değişmiyordum. Kendi içimden geldiği gibi davranıyordum. Kısacası yüreğimin götürdüğü yere gidiyordum. Ben bu konularla kesinlikle haklı olduğumu iddia etmiyorum ama inşallah bir gün beni de anlarsın. Ben yine de hepsi için senden özür diliyorum. Neyse bu konuyu uzatırsam kitap olur herhaldeJ

Lise 2’de bu olaylarla güzel bir şekilde geçip gidiyordu işte. Arada önemli olaylarda tabii ki. Mesela senin aşksız prens olmaktan kurtulman gibi J daha sonra ise senin o çok beklediğin tatil geliyordu ve bir kez daha ayrılıyorduk.

Lise 3 ise bambaşkaydı. Yine aynı odadaydık. Bu defa birbirimiz için neysek onur da öyleydi. Yani sayımız artmıştı diyebiliriz. Kısa da sürse kötü bir dönem geçirdik. Orda da benim hatalarım çok oldu belki ama toparlayabildiğime inanıyorum. İnşallah yanılmıyordum.

Düğününde BMW kiralayıp Akkuşa gittiğimizi hiçbir zaman unutmayacağım. Sende unutmazsın inşallah.

Yani kısacası iyisiyle kötüsüyle, acısıyla tatlısıyla çok güzel 3 sene geçirdik. Paylaşmadığımız bir şey kaldı mı bilmiyorum ama herhalde kalmamıştır. Çok uzattın galiba.

Sonuç olarak her şey için sana çok teşekkür ediyorum. İnşallah hayatın boyunca mutlu olursun ve hep beraber oluruz.

Tekrar Teşekkürler Emrah…!

                                                                      
Gazihan


Dert ortağım Emrah

Okula ilk geldiğimde ilk tanıştığım ve ilk samimiyeti kurduğum arkadaşım. Seninle neredeyse bir ömür geçirmiş gibiyim. O kadar anımız oldu ki bunları bizden başka bu okulda yaşayan olmamıştır. İlk sene sana o kadar yardımcı oldun ki sana ne söylesem az gelir bence. Okulda çoğu ilkimi seninle yaşadım. Kurduğumuz ilk arkadaş çevremizde unutulmayacaklar arasında tabi ki (wallside) ilk sene sınıfın en kaşarıydın tabi patlağın rolüde büyük bundan daha sonra lise 2’de sınıflar karışınca birazda bizim yollarımız ayrıldı sanki. Her şey eskisi gibi olmadı bence. Yine samimiydik ama o derecede değil. Benim beklediğim gibi değil. İlk sene senle gece muhabbet ederken yaşadığımız okulun lambasının yanıp yanıp sönmesi meselesini hiçbir zaman unutamam herhalde…

Bunun yanında sana taktığımız o güzel lakapları da unutamam gibime geliyor (kamyoncu, kel vs)

Hele o saçların yok mu okulun başında belli onlarla uğraşıyoruz. Bu senede birçok şey yaşadık. Ramazan’da çorba içmeye kaçmamız gibi. Herhalde bunu da unutmak zor olacaktır. Çünkü başımıza gelmeyecek her şey o gece gelmişti. Okuldan atılmaya kadar gelmiştik. Herhalde bu bizim son şansımız. Ayrıca hocam saman altından su yürütmeyi iyi beceriyorsun.

Bütün hayatın boyunca mutlu olman dileğiyle…

                                                                      
Akif


Belki bir daha bulunamayacak arkadaşlarımın olduğu bu okuldan sen de en sevdiğim arkadaşlarımdan birisin. Bu okulda geçen günlerimiz o kadar güzel ki bunları anlatmak çok zor.

Seninle paylaştıklarımı belki hiç kimseyle belki de çok az kişiyle paylaşmışımdır. Her zaman sırlarımı söylediğim arkadaşım sırlarıma çoğu zaman çözüm buldun ama sonuncu çok güzeldi, bu senim içinde grejuva ateşi gibi hiç sönmeyecek. Daha neler neler…

Ama şunu unutma bizim aramızdaki rekabette en önde giden sensin ve en çok yol kat eden de sensin. Gönlümden geçenleri buraya aktarmak, çok iyi bir edebiyat istiyor. O da bende yok. Sadece şunu bilmeni isterim gönlümdeki yerin apayrı.

Beni unutmayacağından eminim. Bundan sonraki hayatımızda da beraber oluruz inşallah.

Hep mutlu olman dileğiyle…





Tam anlamıyla bu sene samimileştim onunla ama ne samimiyet. Onu görünce tutamıyorum kendimi gülmekten. Ne zaman baksak birbirimize gülüyoruz hep. Acayip yakışıklı Emrah, acayip de komiktir. Gülüşü, konuşması, duruşu ve kaslarıyla etkilemiştir beni, ramazan ayında rüyasını mutsuz sonla bitirdiğim Emrah çok sempatik bir arkadaşımdır. Ölesiye kadar dinlerim onun dilinden onun anılarını, ölesiye kadar onun anılarını, ölesiye kadar bakar ve gülerim ona. Çok cana yakındır. Çok seviyorum onunla beraber bulunmayı, gerçekten çok seviyorum onu. Asla vazgeçmeyeceğim bir dost. Umarım hiç bitmez bu yakın dostluğumuz, çünkü o bana her zaman lazım. Onun fotoğrafını asmam lazım. Onsuz olduğum her yere asıyım ki hep bakayım ve gülüyüm.

Ben asla unutmayacağım seni, ilerde ikimizin de kameralı telefonu olursa çok fatura gelir bana, yok ya sana. Sen gönderecen çünkü ama gelişir teknolojiyi bura gerek kalmaz. Neyse benim sana, senin bana güldüğün gibi hayat da sana gülsün. Kamyoncu arkadaşım. Mutluluğu yakalayasın ve asla bırakmayasın, başarı zaten seninle..

Beni hatırladığın her zaman sana bakıyor olacağım…


Nurdoğan Çıkı


Niksar’ın gülü, sınıfımızın kaslı erkeği. Lise 1’den beri görünümünle bizden bir adım önde gidiyorsun. Seni ilk defa gören kimse lise öğrencisi olduğuna İnanmıyordu, hatta bizim dönemden sana abi diyenler bile olmuş. Ama seni tanıdıkça o sert görünümünün altında ne kadar iyi bir insan olduğunu anladık. Bir de bu güzel kişiliğinin yanında kenara sakladığın ve arada bir kendisini gösteren hafif sert kişiliğin var.

Umarım her zaman senin ilk halinle arkadaş olurum ve gelecekte iyi bir doktor olduğunda hastan OLMAM…






En sevdiğim arkadaşlarımdan biri, dürüst, komik ve delikanlı arkadaşım. Seni tanıdığıma hiç pişman olmadım. Esprilerin beni en az benimkiler kadar güldürüyor. Güvenmemek elde değil. Bazen sana güvenmemem gerektiğini düşünürdüm. Hala ben cevabını alamadım. Bundan sonra olsamda, zaten pek fazla bir şey ifade etmiyor. Güvenmem gerekiyor. Seninle de girişip muvaffak olduğumuz birkaç iş var ki Tanrı günahlarımızı bağışlayandır.

Sana ileriki hayatında da başarılar dilemekten başka bir şey yapamacam sana. Sen hala rasyonel sayılar çalışsan da kalan süre istediğin üniversiteye girmen için yeterli. Düzenli bir çalışmayla başaramayacağın şey yoktur.

Tanıdıklarım arasında en delikanlı arkadaşımsın diyebilirim. Filmlerdeki gibi kötünün karşısında iyinin yanında.

Kendine iyi bak, bu iyi kişiliğini terk etme, Hoşcakal.

                                                                                 
Hakan


Valla Allah, Muammer Hoca’dan razı olsun! Onun sayesinde bizim dönemden olup ta tanımadığım kişilerle tanışma fırsatı buldum. O sınıfları karmasaydı halimiz ne olurdu? Gerçi seninle pardon sizinle dokuzuncu sınıfta yemekler, doğum günleri, kantin sefaları derken bayağı bir muhabbetimiz olmuştu ama gerçek anlamda seni lise 2 ‘de ve Rıza hocanın seni bizim arka sıraya oturtmasından sonra tanıdım.

Sen dış görünüşünle epey bir ciddi duruyorsun ve yaşından büyük gösteriyorsun. (Bu düşüncemi anlattığın otobüs maceraları iyice pekiştirdi. Ama ben o kadar büyük gösteriyorsun demiyorum. En fazla 2 yaş fark var) ciddi duruyorsun dedim ama seninle fazla değil bir onbeş-yirmi dakika kalan yanıldığını çok iyi anlayacaktır.

İyi ki seninle tanışmışım. Yoksa nereden öğrenecektim. Üniversitede neler yapıp neler yapmayacağımızı (!) o engin fikirlerinden nasıl yapmayacağımı(!) o engin fikirlerinden nasıl yararlanacaktım. Bu arada 2 sene sonra iddiaya kimin kazanacağını çok merak ediyorum. İnşallah ben kazanırım….!

Hep böyle olman ama birde isminin başına “Dr” unvanının gelmesi dileğiyle…

Her şey gönlünce olsun

                                                                                             
Ceren


Abim J sakallarla, o ciddi duruşunla o kadar büyük gösteriyorsun ki. Okula ilk geldiğim hafta seni lise 2 veya lise 3 sanıp abi demiştim. Ne kadar fırlama gibi dursan da çok utangaçtın aslında. Hoca tahtaya kaldırıldığında hemen kızarırsın. Hocaların gözünde efendisin ama bizim gözümüzde fırlama…

Lise 3’de de Rıza hoca seni efendi sanıp yanıma oturttu beni uslandırman için ama nafile. İkimizde coştukJ yazılılarda dağıttığımız kopyalar geldi de aklıma. Bütün sınıfı kurtardık seninle J

Sabahları sık sık işkembe içmeye gitme isteğiyle yanıp tutuşuyor ama tövbe etti malum bir olaydan sonra…

Geçmişte yaşadığın o kadar çok olay vardı ki hangi konudan konuşsak, eskiden arkadaşlarınla yaptığın bir şeyler oluyor. Benimle yaşadıklarını da güzel anılar olarak hatırlaman dileğiyle.

Kendine dikkat et! Görüşürüz…

                                                                                 
 Ahmet Güler


Emrah SFL’ye geldiğimde bizim dönemin senin peşinde abi diye dolandığını hatırlıyorum. Haksız da sayılmazlar senin lise 1’deki sakalın babamda yoktu valla J bak ben lise 3’deyim ama hala sakalım çıkmıyor köse mi olucam ne J sendeki sakalın yarısı bende olsaydı ben ultra abi olurdum ama nerde..

Arka sıralara geçip az geyik yapmadık, gerçi ne zaman bir konu açsak içinde saç dökülmesi geçiyordu.neyse bu konuya girmiyim moralim bozuluyor.:)

Seni de son zamanlarda kandırıp bizim çeteye soktuk hani sende hiç zorluk çıkarmadın. Aynı yerde birbirimizi tanımıyor ayağı yapmamızı hiç unutmayacağım. Hayatımda geçirdiğim en güzel 14 Şubat’lardan biriydi ve bunda senin katkın çok büyük.

Senle ilerde evlenirsek ne halt yiyecez. Az konuşmadık yani. Hatta sinirimiz bozuldu bunlar boş işler deyip geçiştirdik. Dayanamayıp kimseye anlatmadığım bazı şeyleri anlattım sana. Bunları hatırladıktan sonra yut içinde kalsın yani J Yaptığımın o deli kadir taklidini izlerken arkada krize girmiştim. Birde meşhur Türk filmlerindeki Nalan olup karizmayı resetlemiştinJ

Yıllar sonra çeteyi toplamak için seni aradığımda sakın şaşırma! Sen bize lazımsın ahbap. Onca şey yaşadık, bir sürü anı bıraktık geride ve sen her zaman esprili kişiliğinle ön plana çıktın. Benim için her zaman iyi bir arkadaş, sıkı bir ortaktın. Hayat boyu mutlu ol…Seni daha önce tanımak istedim. Kısa zamanda bu açığı kapattık J

İlerde kel ama gururlu hayatta görüşmek üzere…

Deli Kadir işini bilir!...:)

                                                                                 
Alperen Coşkun


Lise 2’nin ilk dönemi, ben pansiyonda kalıyorum o zamanlar. Bir Pazar günü pansiyona gittim. Bizimkilerin voleybol antrenmanı var, Emrah pansiyonda bende gitmedim etüt’e. Evden aldığım yaklaşık 600gr ağırlığındaki mozaik pastayı sadece ikimiz yedik. Tabii ondan sonra halimizi de siz düşününJ yattığımız yerden kalkamıyoruz. Ama olayın en güzel yanı antreman bitip de voleybolcular geldikten sonra nasıl yediğimizi onlara anlatmamızdı. Hayatıma yeni bir renk getiren Emrah’ın yüzündeki o gülümsemesi hiç kaybolmasın dilerim.

                                                                                 
Alper


Yolların ustası, kızların hastası, mert arkadaşım Emrah. Seninle 3 yıl devirdiğimiz şu okulda acı tatlı bir sürü hatıramız var. En komik halin ise bir Malatya-Galatasaray maçı sonrası attığın tekme kudurmama sebep olmuş ve sana istemeden iyisinden bir şamar atmıştım. Sende aptal aptal bakmıştın suratıma. Bunun dışında bir vukuat olmadı. En azından öyle hatırlıyorum. Neyse canım bundan sonraki hayatında mutluluklar dilerim…

                                                                                 
Emre Farımaz


SFL’ye geldiğimde ilk tanıştığım kişilerden oldun., ne de olsa aynı odanın elemanıydık. Kan kanı çekmiş olacak herhalde daha ilk günden muhabbeti kurmuştuk. Bu muhabbet o kadar ileriydi ki adımızın lanetlenmesine bile neden oldu.

Seninle çok zaman geçirdik, nerdeyse aynı yolun yolcusu gibiyiz. Bu yolda giderken az daha SFL’nin yolunu kaybediyorduk ama olsun. Sende gelecek her şeye varım. Böyle arkadaş canlısı, cömert, yiğit insana can feda olmaz mı? Bunlar bir yana seninle geçirdiğim lise 3’ü hiç ama unutmayacağım.(seninle benim aramdakiler Akif’in ki gibi olmasın aman ölmiyek) seninle hiç yapmadığımız şeyleri yaptık. Gecenin bir vakti çorba içmeye gitmek gibi gecenin bir vakti kalkıp keyif yapmak..Daha neler neler…Bu temiz yüreğini hiçbir zaman kirletmemen dileğiyle…

İrtibatı koparmayalım

                                                                                             
Mustafa Yergen


Emrah’la lise 3’de iyi bir arkadaştık. Aynı sırada oturduğumuz için arkadaşlığımız bir anlamda walkman ve discman paylaşımına dayanıyordu. İkimizde dinlemeden ders çalışamıyorduk. Hal böyle olunca da müzik araç-gereç paylaşımında bazen tartışmalar yapıyorduk. Sonuçta o gün için hemen bir plan yapıp, sorunu çözüme kavuşturuyordu.

Bence Emrah, tipten kazanıyor. Yüzüne bakana biraz güvensizlik hissi verse de aslında çok dürüst ve vefakar bir kalbe sahip olduğunu anlıyor kas yapma meraklısı arkadaşımızın. Onun herkesi bildiği bazı merakları vardır. Bunlar saç, sakal şekline verdiği önem, giysi seçimindeki marka takıntısı ve sınıf olarak biraz abarttığımız kamyonculuk merakı. Ayrıca kendisinde özellikle akşam 10-11 saatlerinde gıda maddelerine karşı bir ilgi doğmaktadır. Çoğu kez oda olarak jest ve mimiklerine dayanamayarak yemek vermişizdir. O bakışlara kim dayanabilir?

Kendisi özellikle lise 3’de derslere karşı büyük bir ilgi duymaya başlamıştır ve çok kısa zamanda fizik dalında sınıfta söz sahibi kişi haline gelmiştir. Ama tüm bunlar bir yana, birçok kişi onu gülüşü ve baygın bakışı ile hatırlayacaktır.

SFL’den sonraki hayatında başarılar

                                                                                 
Nedim


Sadece bir yıl aynı sınıfta olabildik ama bu bir yıl onu tanımama fazlasıyla yetti. Emrah’ın bakışlarına ve gülüşüne bayılıyorum. Nedenini bilmiyorum ama bana çok sempatik geliyor, ayrıca kendisi çok zayıf olduğunu düşünüyor ama Emrah bence sen böyle iyisin. Sakın şişmanlayıp göbek falan yapayım deme.

Emrah şimdiden bizim elli yıl sonra göbeklenip derilerimizin sarkacağını söyleyip taklidimizi yaparak dalga geçer hep, insanları karamsarlığa itmekten ayrı bir zevk alıyor ve kendisi asla dış güzelliğe önem vermiyor. İç güzellik yeterli onun için umarım.

Hem dışı hem de içi güzellerle karşılarsın hep.

Hayallerinin gerçekleşmesi ümidiyle…

                                                                                 
Hatice


Emrah sana hangi iyiliğini hatırlatayım ki!

Bilardodan başlasam iyi olacak sanırım. İlk bilardo maçlarımızda beni örnek alıp oynarken sonradan hırs yapıp bu işi iyi kaptın. Bende yaptığımız birkaç partide bilerek ve isteyerek sana yenilip bu hırsını daha da artırmanı sağladım. Bununla kalsa iyi. Alamayacağın sayılarda kör bir adamın masanın başına gelip bastonunu sallamasıyla bile alınabilecek pozisyona getirdim topları.

Dersleri hiç sorma zaten. Girdiğimiz matematik ve deneme yarışmalarında yenilmenin sebebini anlamışsındın herhalde. Hep senin çalışma azmin kırılmasın diye. Bir kere işçi-havuz problemlerinde yenilmiştin de yıkılmıştın hani. Yani o delikanlı imajını azıcık kazıyınca atından dokunsalar ağlayacak bir çocuk çıkıyor.

Saçlarının bu gür hali seni aldatmasın. Seninle pantolonuna askı, kafana da peruk takarken karşılaşacağım günü iple çekiyorum.

Peki ben sana bunca iyiliği niye yaptım hiç düşündüm mü?

Çünkü o kadar iyi bir dostsun ki bundan çok daha fazlasını, her şeyin en iyisini hak ediyorsun. Ama elimden bu kadarı güldü.

O insanı neşelendiren gülücüğünü yüzünden hiç düşürme, RÜZGARDA PERUĞUNU DA…

                      
Meltem


Ya bu sene bize ne olduysa bir küsüp, bir barışıyorduk. Genellikle beni sen küstürüyordun ve yine sen dayanamayıp gelip barışalım hadi, diyordun. Ama şu da bir gerçek ki bende sana ne kadar kızmak istesem de kızamıyordum.

Sen değerlisin Emrah, hiçbir kolye bir dostun yerini tutamaz unutma!! Senin yanındayken insan zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyor. (bu da senin saçmalıklarından kaynaklanıyor) sanırım bu yüzden çabuk geçti bu 3 sene ve biz oyunun son perdesine yaklaştık..

Ben anladım ki her birimizi bir puzzle’ın parçalarını oluşturuyoruz.ve sen de bu parçaların en önemlilerinden birisin. Ve bu parçalardan herhangi biri kaybolduğunda puzzle hiçbir anlam ifade etmez…

Senden kurtulmak, sandığım kadar kolay olmayacak…Nasıl kurtulmayı bekliyorsan zaten, öncelikle unutmam gerekecek kantin muhabbetlerimizi. Telefon edip te yaptığın geyikleri, büyük ısrarların sonucu sana yazdığım kompozisyonları, (gerçi 75’ten yukarı not alamadın ama ne yapalım, canım sağolsun di mi?) ve daha birçok şeyi..

Aslında sana ELVEDA demek. Hiç istemiyorum bu çok zor olacak. Ama bazen insanlar hiçde istemedikleri şeyleri yapmak zorunda kalırlar, bu da onlardan biri işte.

En iyisi zorlaştırmayalım…ne diyeyim sana dost mu, kamyoncu mu yoksa züğürtün teki mi? Neyse ben buldum;

Umarım unutmak senin içinde kolay olmaz PRENS her zaman gerçekleri bul ve yüzüne küçücük de olsa tebessüm yerleştirmeyi unutma!!

                                                                                             
Sercen


Sınıfımızın biricik jönü;

Hani geçmiş zaman tam hatırlamıyorum ama bir ara Türkiye’de jön yok var tartışması gündemi epey meşgul etmişti. Hiç olmaz olur mu var tabii. Ama ne deli yürek ne de çakır. O bizim Emrah. Benim gardaşım konuşması, yürümesi her şeyiyle onlara taş çıkarır. Fazlası da var o da aşırı sempatik olmasıJ

Sınıfa bir kamera, fotoğraf makinesi gelmeye görsün. Fiziğine ve göğüs kıllarına aşırı güvendiğinden yakayı bağrı dağıtıyon. Aman dikkat et, gazı gelip de sakata gelmeyesin.

İki sene boyunca özelikle bu sene muhabbetlerimizin vazgeçilmesi oldun. Hala da o bir şey anlattıktan sonra anam gule gule öldük. Demen her zaman çok hoşuma gitmiştir.

İlerde inşallah mesleğinin en zirvesine istemediğin o fazla olan kıl köklerine ağrısız acısız kesin çözüm bularak ulaşırsın. Böyle bir teknoloji varsa benim için bir zayıflama ixiri icad edebilirsin.

Kendine iyi bak görüşmek üzere..





İki senedir aynı sınıfta olmamıza rağmen üç senelik bir muhabbetimiz var seninle..

Bu sınıfı ve seni öyle özliycem ki..

Özellikle seninle tek kulaklıklı walkmen dinlemeyi, sinirlendiğin zaman Nurayyyyy diye bağırmanı, ya çok saçım dökülüyor diyişini, hoca şu paranın  üstünü tamamlayın da bir post alalım diyişini, o muhteşem baygın bakışlarını o aşık hallerini hiç ama hiç unutmayacağım…

Tabi boş derslerde kurduğumuz o hastane planlarını ve hastanenin muhasebecisini(!) ama bazen öyle paracı oluyordun ki seni hastaneme yaklaştırmamak geliyor içimden.

Haftanın üç iş günü iyi anlaşırken geri kalan iki günde niye bu kadar kavga ediyoruz. Hiç anlamış değilim bu biraz benim kaprislerimden olsa da çoğu zaman senden kaynaklandığını bilmeni isterim. Niye hiç dengeli olmuyosun hocam ya!!!

Neyse umarım ortak olduğumuzda en az bu kadar iyi anlaşıyor oluruz. Aynı şehirde okuyup meslektaş olmak dileğiyle

Hastanede buluşuruz, aman geç kalma yakarım çıranı ne de olsa patronumJ

                                                                                             
Nurayyyy