
SFL denilince Emrah’ın yeri başkadır. Bende diğerlerinin
yeri farklıdır. Emrah’la her ne kadar lise 1’de muhabbet tetiğimizi de söylese
ilk samimiyetimiz lise 2’de oldu.
Sınıfları karılınca aynı sınıfa düştük. Sınıf içinde çok
ciddi ve otoriter duruyordun. Yanına sokulup iki muhabbet etmeye korkardım.
Zaman ilerledikçe senin aslında ne kadar cıvık(!) biri olduğunu güldürmemiş
olsan da esprilerinin kalitesi tartışılmazdır.Lise 2’de neredeyse her akşam
sizin odaya geliyordum. Beni kovmak için yapmadığınız numara kalmamıştıJ
Yazın ise seninle uzun ve sol kahkahalı telefon
görüşmelerimiz oldu. Yani yazın da aramızdaki bağları koparmadık. Lise 3’e
geldiğimizde seninle oturduk. Sonra bana satıcı damgası vurup başkasının yanına
oturdun J
Benim bu okulda kötü günlerimde sürekli yanımda olan
birkaç değerli dostumdan birisin. Ne zaman canım bir şeye sıkılsa seninle
tuvalete gider, dertleşirdik. Seninle birlikte yapmadığımız şey ve gitmediğimiz
yer bu olanaklarla çok azdır.
Bir sırrım olduğunda tereddüt etmeden sana anlatırım.
Çünkü sana o kadar çok güveniyordum ve hala güveniyorum ki anne babamın
bilmediği birçok şeyi paylaşmıştım.
Emrah’la tartıştığımız çok azdır. Onlar da salakça
şeylerdir. Mesela benden kalem istemiştin bende aşağıda kaldı dedim. Al gel. Der
çalışacam dedin. Ben de al sana kalem diye kalemi sana fırlattım. Sen de bana
daldın. Allah’tan pek hırpalamadın. Ama Emrah’la olan tartışmalarımız hiç uzun
süreli devam etmemiş, ertesi gün ikimizde birbirimizle konuşur, eski
samimiyetimize geri dönerdik.Zaten hiç çorba faciasını anlatmana gerek yok, bunu
herkesten iyi sen biliyorsunJ
Bizim kamyonu kamyon yapan birçok karakteristik özelliği
vardır. Arkadaşım asla tükrüğe bakamaz. Baksa da kusacak seviyeye gelir. Yani
midesi öyle bir hafiftir. Yaptığım onca iğrençliğe, nasıl dayandıysan tebrik
ederim valla.
Mesela bu arkadaşımız asla tek kulaklıkla müzik dinlemez.
Ama bahanesi de hazırdır. Kulağı ağrıyor. Ben buna inanmasam da Emrah’ımı
kıramam ve onu asla müzik keyfinden mahrum etmemişimdir.
Bir kez benden valkman’i alıp yine çift kulaklık
dinliyordun. Tesadüf ya Fatih hoca gelip yanı sıra oturup, kulaklığın tekini
istedi ve birlikte dinlediniz. Senin orda hocaya nasıl baktığını nasıl baktığını
herkesin görmesini isterdim.
Bacanağım çok sakin aramdır. Ama içindeki o canavarı
uyandırmadıkça. O canavar uyanınca olacaklara katlanmaktan başka çaremiz yoktur.
Sınavı kazanırsam unutma yazın Niksar’a geleceğim. Seninle
yaylaya gideceğiz. Malzemeleri alıp ormanın derinliklerine dalacağız.
Bu okulun bitmesi dostluğumuzun bitmesi anlamına gelmiyor.
Bağlarımızın kopması güç de olsa hiç kopmaması dileğiyle..
Bacanağım unutmadan kız hakkındaki öğütlerimi dinlemen
önemle rica olunur.
Onur Demir
Vay be kamyon efendi…3 senedir aynı odada kalıyoruz dile
kolay.. belki de gençliğimizin en güzel yıllarını bu okulda beraberce geçirdik.
Ailelerimizden kopup arkadaşlarımızdan kopup buraya bir araya gelmiştik. 3
senedir tartışıyoruz seninle buraya gelmekle iyi mi yapmıştık kötü mü diye ama
sonuca hala varamadık. Açıkçası bu konuda benim pek fazla ümidim de yoktur.
Buraya geldiğimiz ilk günleri ilk haftaları unutmak mümkün mü? Saat 3’e kadar
mal mal oturup daha sonraki sevgicell saçmalıklarıyla uğraştığımızı unutmak
mümkün mü? Daha sonra aramızın iyi olacağını bilmediğimiz hatta hiç
konuşmadığımız İstanbullu Erhan’ı gecenin bir yarısında boyayıp kaçtığımızı
unutmak mümkün mü?
Daha neler neler…Aslında ilginçti, birkaç gün içerisinde
bu kadar samimi olacağımızı bu kadar birbirimize güvenebileceğimizi kim tahmin
edebilirdi ki? Tabi beni .bir görüşte tanıyan baban (yani Aydın çavuş) hariç.
Başlarda ayrı sınıflarda olmamıza rağmen mükemmel İngilizce bilgimiz sayesinde
sınav sonrasında aynı sınıfa düşmüştük. Ve artık bu SFL macerası başlamıştı
diyebiliriz. Bir süre daha aynı odada kaldıktan sonra sen ayrılmıştın odadan
ben kalmıştım. Senin sahip olduğun Gazi tarihçesine göre de ilk satış eylemi bu
olayda gerçekleşmişti. Ama aramızdaki bağlar hiç kopmamıştı. En azından
karşılıklı odalarda kaldığımızdan sizin odadan 7/24 yankılanan Ferdi Tayfur
sesleri aramızdaki bağları korumaya yetmişti. Ha tabi Erhan’ın gitarıyla iğrenç
bir şekilde mission impossible’i çalması da aramızdaki bağların kopmamasına
sebep olmuştu. Bunun farkı bizim sizin odaya kaçmamızdı.
Lise 1’in ikinci dönemi de pek farklı sayılmazdı. Aslında
biz hep kendi halimizdeydik, kendimizle dalga geçip kendi kendimize
eğleniyorduk ama belki de bu yüzdendir pek sevilmemiştik diğer kesimler
tarafından. Ne yapalım bizde kendi kendimize yetindik J
Artık lise 3’lerle aramız iyiydi. Ben senin
memleketlilerin olan Niksar’da bu okula normal adam hipotezini destekleyen oğuz
ve güçlüyle samimi olurken, ser ise akyüzle samimiyeti ilerletmiştin, aslında
hala anlayamamışımdır. Akyüzün sana nasıl istikrarlı bir şekilde iyi
davrandığını notlar bakımından yıl sonunda az da olsa hüsrana uğramıştık. Ama
hatırlarsan uzun yalakalık çalışmalarımız sonucu Cebrail hocayı ikna edip
coğrafyamızın 5 düşmesini sağladık.:)
Lise 2’de ise sınıflarımız ayrılmıştı. Herhalde
çekememişlerdi biziJ ama odamız aynıydı. O sıcakta geceleri adeta kavrulduğumuz
odadaki hava alma nöbetlerini henüz unutmuş değilim. Bir süre sonra da benim
seni satma olaylarım başlamıştı zaten. Ha bu arada SFL’deki hayatımıza giren
onuru da unutmamak gerek . artık o da bizden birisi olmuştu galiba neyse esas
konuya dönelim. Yani satış meselelerine. Sen bu konuda beni hala anlayabilmiş
değilsin. Sende en az benim kadar haklısın. Yalnız belki sana bunu ilk defa
söylüyorum ama ben o zamanlar bir başkasını sana değişmiyordum. Kendi içimden
geldiği gibi davranıyordum. Kısacası yüreğimin götürdüğü yere gidiyordum. Ben
bu konularla kesinlikle haklı olduğumu iddia etmiyorum ama inşallah bir gün
beni de anlarsın. Ben yine de hepsi için senden özür diliyorum. Neyse bu konuyu
uzatırsam kitap olur herhaldeJ
Lise 2’de bu olaylarla güzel bir şekilde geçip gidiyordu
işte. Arada önemli olaylarda tabii ki. Mesela senin aşksız prens olmaktan
kurtulman gibi J daha sonra ise senin o çok beklediğin tatil geliyordu ve bir
kez daha ayrılıyorduk.
Lise 3 ise bambaşkaydı. Yine aynı odadaydık. Bu defa
birbirimiz için neysek onur da öyleydi. Yani sayımız artmıştı diyebiliriz. Kısa
da sürse kötü bir dönem geçirdik. Orda da benim hatalarım çok oldu belki ama
toparlayabildiğime inanıyorum. İnşallah yanılmıyordum.
Düğününde BMW kiralayıp Akkuşa gittiğimizi hiçbir zaman
unutmayacağım. Sende unutmazsın inşallah.
Yani kısacası iyisiyle kötüsüyle, acısıyla tatlısıyla çok
güzel 3 sene geçirdik. Paylaşmadığımız bir şey kaldı mı bilmiyorum ama herhalde
kalmamıştır. Çok uzattın galiba.
Sonuç olarak her şey için sana çok teşekkür ediyorum.
İnşallah hayatın boyunca mutlu olursun ve hep beraber oluruz.
Tekrar Teşekkürler Emrah…!
Gazihan
Dert ortağım Emrah
Okula ilk geldiğimde ilk tanıştığım ve ilk samimiyeti
kurduğum arkadaşım. Seninle neredeyse bir ömür geçirmiş gibiyim. O kadar anımız
oldu ki bunları bizden başka bu okulda yaşayan olmamıştır. İlk sene sana o
kadar yardımcı oldun ki sana ne söylesem az gelir bence. Okulda çoğu ilkimi
seninle yaşadım. Kurduğumuz ilk arkadaş çevremizde unutulmayacaklar arasında
tabi ki (wallside) ilk sene sınıfın en kaşarıydın tabi patlağın rolüde büyük
bundan daha sonra lise 2’de sınıflar karışınca birazda bizim yollarımız ayrıldı
sanki. Her şey eskisi gibi olmadı bence. Yine samimiydik ama o derecede değil.
Benim beklediğim gibi değil. İlk sene senle gece muhabbet ederken yaşadığımız
okulun lambasının yanıp yanıp sönmesi meselesini hiçbir zaman unutamam
herhalde…
Bunun yanında sana taktığımız o güzel lakapları da
unutamam gibime geliyor (kamyoncu, kel vs)
Hele o saçların yok mu okulun başında belli onlarla
uğraşıyoruz. Bu senede birçok şey yaşadık. Ramazan’da çorba içmeye kaçmamız
gibi. Herhalde bunu da unutmak zor olacaktır. Çünkü başımıza gelmeyecek her şey
o gece gelmişti. Okuldan atılmaya kadar gelmiştik. Herhalde bu bizim son
şansımız. Ayrıca hocam saman altından su yürütmeyi iyi beceriyorsun.
Bütün hayatın boyunca mutlu olman dileğiyle…
Akif
Belki bir daha bulunamayacak arkadaşlarımın olduğu bu
okuldan sen de en sevdiğim arkadaşlarımdan birisin. Bu okulda geçen günlerimiz
o kadar güzel ki bunları anlatmak çok zor.
Seninle paylaştıklarımı belki hiç kimseyle belki de çok
az kişiyle paylaşmışımdır. Her zaman sırlarımı söylediğim arkadaşım sırlarıma
çoğu zaman çözüm buldun ama sonuncu çok güzeldi, bu senim içinde grejuva ateşi
gibi hiç sönmeyecek. Daha neler neler…
Ama şunu unutma bizim aramızdaki rekabette en önde giden
sensin ve en çok yol kat eden de sensin. Gönlümden geçenleri buraya aktarmak,
çok iyi bir edebiyat istiyor. O da bende yok. Sadece şunu bilmeni isterim
gönlümdeki yerin apayrı.
Beni unutmayacağından eminim. Bundan sonraki hayatımızda
da beraber oluruz inşallah.
Hep mutlu olman dileğiyle…
Tam anlamıyla bu sene samimileştim onunla ama ne
samimiyet. Onu görünce tutamıyorum kendimi gülmekten. Ne zaman baksak
birbirimize gülüyoruz hep. Acayip yakışıklı Emrah, acayip de komiktir. Gülüşü,
konuşması, duruşu ve kaslarıyla etkilemiştir beni, ramazan ayında rüyasını
mutsuz sonla bitirdiğim Emrah çok sempatik bir arkadaşımdır. Ölesiye kadar
dinlerim onun dilinden onun anılarını, ölesiye kadar onun anılarını, ölesiye
kadar bakar ve gülerim ona. Çok cana yakındır. Çok seviyorum onunla beraber
bulunmayı, gerçekten çok seviyorum onu. Asla vazgeçmeyeceğim bir dost. Umarım
hiç bitmez bu yakın dostluğumuz, çünkü o bana her zaman lazım. Onun fotoğrafını
asmam lazım. Onsuz olduğum her yere asıyım ki hep bakayım ve gülüyüm.
Ben asla unutmayacağım seni, ilerde ikimizin de kameralı
telefonu olursa çok fatura gelir bana, yok ya sana. Sen gönderecen çünkü ama
gelişir teknolojiyi bura gerek kalmaz. Neyse benim sana, senin bana güldüğün
gibi hayat da sana gülsün. Kamyoncu arkadaşım. Mutluluğu yakalayasın ve asla
bırakmayasın, başarı zaten seninle..
Beni hatırladığın her zaman sana bakıyor olacağım…
Nurdoğan Çıkı
Niksar’ın gülü, sınıfımızın kaslı erkeği. Lise 1’den beri
görünümünle bizden bir adım önde gidiyorsun. Seni ilk defa gören kimse lise
öğrencisi olduğuna İnanmıyordu, hatta bizim dönemden sana abi diyenler bile
olmuş. Ama seni tanıdıkça o sert görünümünün altında ne kadar iyi bir insan
olduğunu anladık. Bir de bu güzel kişiliğinin yanında kenara sakladığın ve
arada bir kendisini gösteren hafif sert kişiliğin var.
Umarım her zaman senin ilk halinle arkadaş olurum ve
gelecekte iyi bir doktor olduğunda hastan OLMAM…
En sevdiğim arkadaşlarımdan biri, dürüst, komik ve
delikanlı arkadaşım. Seni tanıdığıma hiç pişman olmadım. Esprilerin beni en az
benimkiler kadar güldürüyor. Güvenmemek elde değil. Bazen sana güvenmemem
gerektiğini düşünürdüm. Hala ben cevabını alamadım. Bundan sonra olsamda, zaten
pek fazla bir şey ifade etmiyor. Güvenmem gerekiyor. Seninle de girişip
muvaffak olduğumuz birkaç iş var ki Tanrı günahlarımızı bağışlayandır.
Sana
ileriki hayatında da başarılar dilemekten başka bir şey yapamacam sana. Sen
hala rasyonel sayılar çalışsan da kalan süre istediğin üniversiteye girmen için
yeterli. Düzenli bir çalışmayla başaramayacağın şey yoktur.
Tanıdıklarım arasında en delikanlı arkadaşımsın diyebilirim. Filmlerdeki gibi
kötünün karşısında iyinin yanında.
Kendine iyi
bak, bu iyi kişiliğini terk etme, Hoşcakal.
Hakan
Valla Allah, Muammer Hoca’dan razı olsun! Onun sayesinde
bizim dönemden olup ta tanımadığım kişilerle tanışma fırsatı buldum. O
sınıfları karmasaydı halimiz ne olurdu? Gerçi seninle pardon sizinle dokuzuncu
sınıfta yemekler, doğum günleri, kantin sefaları derken bayağı bir muhabbetimiz
olmuştu ama gerçek anlamda seni lise 2 ‘de ve Rıza hocanın seni bizim arka
sıraya oturtmasından sonra tanıdım.
Sen dış
görünüşünle epey bir ciddi duruyorsun ve yaşından büyük gösteriyorsun. (Bu
düşüncemi anlattığın otobüs maceraları iyice pekiştirdi. Ama ben o kadar büyük
gösteriyorsun demiyorum. En fazla 2 yaş fark var) ciddi duruyorsun dedim ama
seninle fazla değil bir onbeş-yirmi dakika kalan yanıldığını çok iyi
anlayacaktır.
İyi ki
seninle tanışmışım. Yoksa nereden öğrenecektim. Üniversitede neler yapıp neler
yapmayacağımızı (!) o engin fikirlerinden nasıl yapmayacağımı(!) o engin
fikirlerinden nasıl yararlanacaktım. Bu arada 2 sene sonra iddiaya kimin
kazanacağını çok merak ediyorum. İnşallah ben kazanırım….!
Hep böyle
olman ama birde isminin başına “Dr” unvanının gelmesi dileğiyle…
Her şey
gönlünce olsun
Ceren
Abim J sakallarla, o ciddi duruşunla o kadar büyük
gösteriyorsun ki. Okula ilk geldiğim hafta seni lise 2 veya lise 3 sanıp abi
demiştim. Ne kadar fırlama gibi dursan da çok utangaçtın aslında. Hoca tahtaya
kaldırıldığında hemen kızarırsın. Hocaların gözünde efendisin ama bizim
gözümüzde fırlama…
Lise 3’de
de Rıza hoca seni efendi sanıp yanıma oturttu beni uslandırman için ama nafile.
İkimizde coştukJ yazılılarda dağıttığımız kopyalar geldi de aklıma. Bütün
sınıfı kurtardık seninle J
Sabahları
sık sık işkembe içmeye gitme isteğiyle yanıp tutuşuyor ama tövbe etti malum bir
olaydan sonra…
Geçmişte
yaşadığın o kadar çok olay vardı ki hangi konudan konuşsak, eskiden
arkadaşlarınla yaptığın bir şeyler oluyor. Benimle yaşadıklarını da güzel
anılar olarak hatırlaman dileğiyle.
Kendine
dikkat et! Görüşürüz…
Ahmet Güler
Emrah SFL’ye geldiğimde bizim dönemin senin peşinde abi
diye dolandığını hatırlıyorum. Haksız da sayılmazlar senin lise 1’deki sakalın
babamda yoktu valla J bak ben lise 3’deyim ama hala sakalım çıkmıyor köse mi
olucam ne J sendeki sakalın yarısı bende olsaydı ben ultra abi olurdum ama
nerde..
Arka
sıralara geçip az geyik yapmadık, gerçi ne zaman bir konu açsak içinde saç
dökülmesi geçiyordu.neyse bu konuya girmiyim moralim bozuluyor.:)
Seni de son
zamanlarda kandırıp bizim çeteye soktuk hani sende hiç zorluk çıkarmadın. Aynı
yerde birbirimizi tanımıyor ayağı yapmamızı hiç unutmayacağım. Hayatımda
geçirdiğim en güzel 14 Şubat’lardan biriydi ve bunda senin katkın çok büyük.
Senle
ilerde evlenirsek ne halt yiyecez. Az konuşmadık yani. Hatta sinirimiz bozuldu
bunlar boş işler deyip geçiştirdik. Dayanamayıp kimseye anlatmadığım bazı
şeyleri anlattım sana. Bunları hatırladıktan sonra yut içinde kalsın yani J
Yaptığımın o deli kadir taklidini izlerken arkada krize girmiştim. Birde meşhur
Türk filmlerindeki Nalan olup karizmayı resetlemiştinJ
Yıllar
sonra çeteyi toplamak için seni aradığımda sakın şaşırma! Sen bize lazımsın
ahbap. Onca şey yaşadık, bir sürü anı bıraktık geride ve sen her zaman esprili
kişiliğinle ön plana çıktın. Benim için her zaman iyi bir arkadaş, sıkı bir
ortaktın. Hayat boyu mutlu ol…Seni daha önce tanımak istedim. Kısa zamanda bu
açığı kapattık J
İlerde kel
ama gururlu hayatta görüşmek üzere…
Deli Kadir
işini bilir!...:)
Alperen Coşkun
Lise 2’nin ilk dönemi, ben pansiyonda kalıyorum o
zamanlar. Bir Pazar günü pansiyona gittim. Bizimkilerin voleybol antrenmanı
var, Emrah pansiyonda bende gitmedim etüt’e. Evden aldığım yaklaşık 600gr
ağırlığındaki mozaik pastayı sadece ikimiz yedik. Tabii ondan sonra halimizi de
siz düşününJ yattığımız yerden kalkamıyoruz. Ama olayın en güzel yanı antreman
bitip de voleybolcular geldikten sonra nasıl yediğimizi onlara anlatmamızdı.
Hayatıma yeni bir renk getiren Emrah’ın yüzündeki o gülümsemesi hiç kaybolmasın
dilerim.
Alper
Yolların ustası, kızların hastası, mert arkadaşım Emrah.
Seninle 3 yıl devirdiğimiz şu okulda acı tatlı bir sürü hatıramız var. En komik
halin ise bir Malatya-Galatasaray maçı sonrası attığın tekme kudurmama sebep
olmuş ve sana istemeden iyisinden bir şamar atmıştım. Sende aptal aptal
bakmıştın suratıma. Bunun dışında bir vukuat olmadı. En azından öyle
hatırlıyorum. Neyse canım bundan sonraki hayatında mutluluklar dilerim…
Emre Farımaz
SFL’ye geldiğimde ilk tanıştığım kişilerden oldun., ne de
olsa aynı odanın elemanıydık. Kan kanı çekmiş olacak herhalde daha ilk günden
muhabbeti kurmuştuk. Bu muhabbet o kadar ileriydi ki adımızın lanetlenmesine
bile neden oldu.
Seninle çok
zaman geçirdik, nerdeyse aynı yolun yolcusu gibiyiz. Bu yolda giderken az daha
SFL’nin yolunu kaybediyorduk ama olsun. Sende gelecek her şeye varım. Böyle
arkadaş canlısı, cömert, yiğit insana can feda olmaz mı? Bunlar bir yana
seninle geçirdiğim lise 3’ü hiç ama unutmayacağım.(seninle benim aramdakiler
Akif’in ki gibi olmasın aman ölmiyek) seninle hiç yapmadığımız şeyleri yaptık.
Gecenin bir vakti çorba içmeye gitmek gibi gecenin bir vakti kalkıp keyif
yapmak..Daha neler neler…Bu temiz yüreğini hiçbir zaman kirletmemen dileğiyle…
İrtibatı
koparmayalım
Mustafa Yergen
Emrah’la lise 3’de iyi bir arkadaştık. Aynı sırada
oturduğumuz için arkadaşlığımız bir anlamda walkman ve discman paylaşımına
dayanıyordu. İkimizde dinlemeden ders çalışamıyorduk. Hal böyle olunca da müzik
araç-gereç paylaşımında bazen tartışmalar yapıyorduk. Sonuçta o gün için hemen
bir plan yapıp, sorunu çözüme kavuşturuyordu.
Bence
Emrah, tipten kazanıyor. Yüzüne bakana biraz güvensizlik hissi verse de aslında
çok dürüst ve vefakar bir kalbe sahip olduğunu anlıyor kas yapma meraklısı
arkadaşımızın. Onun herkesi bildiği bazı merakları vardır. Bunlar saç, sakal
şekline verdiği önem, giysi seçimindeki marka takıntısı ve sınıf olarak biraz
abarttığımız kamyonculuk merakı. Ayrıca kendisinde özellikle akşam 10-11
saatlerinde gıda maddelerine karşı bir ilgi doğmaktadır. Çoğu kez oda olarak
jest ve mimiklerine dayanamayarak yemek vermişizdir. O bakışlara kim
dayanabilir?
Kendisi
özellikle lise 3’de derslere karşı büyük bir ilgi duymaya başlamıştır ve çok
kısa zamanda fizik dalında sınıfta söz sahibi kişi haline gelmiştir. Ama tüm
bunlar bir yana, birçok kişi onu gülüşü ve baygın bakışı ile hatırlayacaktır.
SFL’den
sonraki hayatında başarılar
Nedim
Sadece bir yıl aynı sınıfta olabildik ama bu bir yıl onu
tanımama fazlasıyla yetti. Emrah’ın bakışlarına ve gülüşüne bayılıyorum.
Nedenini bilmiyorum ama bana çok sempatik geliyor, ayrıca kendisi çok zayıf
olduğunu düşünüyor ama Emrah bence sen böyle iyisin. Sakın şişmanlayıp göbek
falan yapayım deme.
Emrah
şimdiden bizim elli yıl sonra göbeklenip derilerimizin sarkacağını söyleyip
taklidimizi yaparak dalga geçer hep, insanları karamsarlığa itmekten ayrı bir
zevk alıyor ve kendisi asla dış güzelliğe önem vermiyor. İç güzellik yeterli
onun için umarım.
Hem dışı
hem de içi güzellerle karşılarsın hep.
Hayallerinin gerçekleşmesi ümidiyle…
Hatice
Emrah sana hangi iyiliğini hatırlatayım ki!
Bilardodan
başlasam iyi olacak sanırım. İlk bilardo maçlarımızda beni örnek alıp oynarken
sonradan hırs yapıp bu işi iyi kaptın. Bende yaptığımız birkaç partide bilerek
ve isteyerek sana yenilip bu hırsını daha da artırmanı sağladım. Bununla kalsa
iyi. Alamayacağın sayılarda kör bir adamın masanın başına gelip bastonunu
sallamasıyla bile alınabilecek pozisyona getirdim topları.
Dersleri
hiç sorma zaten. Girdiğimiz matematik ve deneme yarışmalarında yenilmenin
sebebini anlamışsındın herhalde. Hep senin çalışma azmin kırılmasın diye. Bir
kere işçi-havuz problemlerinde yenilmiştin de yıkılmıştın hani. Yani o
delikanlı imajını azıcık kazıyınca atından dokunsalar ağlayacak bir çocuk
çıkıyor.
Saçlarının
bu gür hali seni aldatmasın. Seninle pantolonuna askı, kafana da peruk takarken
karşılaşacağım günü iple çekiyorum.
Peki ben
sana bunca iyiliği niye yaptım hiç düşündüm mü?
Çünkü o
kadar iyi bir dostsun ki bundan çok daha fazlasını, her şeyin en iyisini hak
ediyorsun. Ama elimden bu kadarı güldü.
O insanı
neşelendiren gülücüğünü yüzünden hiç düşürme, RÜZGARDA PERUĞUNU DA…
Meltem
Ya bu sene bize ne olduysa bir küsüp, bir barışıyorduk.
Genellikle beni sen küstürüyordun ve yine sen dayanamayıp gelip barışalım hadi,
diyordun. Ama şu da bir gerçek ki bende sana ne kadar kızmak istesem de
kızamıyordum.
Sen
değerlisin Emrah, hiçbir kolye bir dostun yerini tutamaz unutma!! Senin
yanındayken insan zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyor. (bu da senin
saçmalıklarından kaynaklanıyor) sanırım bu yüzden çabuk geçti bu 3 sene ve biz
oyunun son perdesine yaklaştık..
Ben anladım
ki her birimizi bir puzzle’ın parçalarını oluşturuyoruz.ve sen de bu parçaların
en önemlilerinden birisin. Ve bu parçalardan herhangi biri kaybolduğunda puzzle
hiçbir anlam ifade etmez…
Senden
kurtulmak, sandığım kadar kolay olmayacak…Nasıl kurtulmayı bekliyorsan zaten,
öncelikle unutmam gerekecek kantin muhabbetlerimizi. Telefon edip te yaptığın
geyikleri, büyük ısrarların sonucu sana yazdığım kompozisyonları, (gerçi 75’ten
yukarı not alamadın ama ne yapalım, canım sağolsun di mi?) ve daha birçok
şeyi..
Aslında
sana ELVEDA demek. Hiç istemiyorum bu çok zor olacak. Ama bazen insanlar hiçde
istemedikleri şeyleri yapmak zorunda kalırlar, bu da onlardan biri işte.
En iyisi
zorlaştırmayalım…ne diyeyim sana dost mu, kamyoncu mu yoksa züğürtün teki mi?
Neyse ben buldum;
Umarım
unutmak senin içinde kolay olmaz PRENS her zaman gerçekleri bul ve yüzüne
küçücük de olsa tebessüm yerleştirmeyi unutma!!
Sercen
Sınıfımızın biricik jönü;
Hani geçmiş
zaman tam hatırlamıyorum ama bir ara Türkiye’de jön yok var tartışması gündemi
epey meşgul etmişti. Hiç olmaz olur mu var tabii. Ama ne deli yürek ne de
çakır. O bizim Emrah. Benim gardaşım konuşması, yürümesi her şeyiyle onlara taş
çıkarır. Fazlası da var o da aşırı sempatik olmasıJ
Sınıfa bir
kamera, fotoğraf makinesi gelmeye görsün. Fiziğine ve göğüs kıllarına aşırı
güvendiğinden yakayı bağrı dağıtıyon. Aman dikkat et, gazı gelip de sakata
gelmeyesin.
İki sene
boyunca özelikle bu sene muhabbetlerimizin vazgeçilmesi oldun. Hala da o bir
şey anlattıktan sonra anam gule gule öldük. Demen her zaman çok hoşuma
gitmiştir.
İlerde
inşallah mesleğinin en zirvesine istemediğin o fazla olan kıl köklerine ağrısız
acısız kesin çözüm bularak ulaşırsın. Böyle bir teknoloji varsa benim için bir
zayıflama ixiri icad edebilirsin.
Kendine iyi
bak görüşmek üzere..
İki senedir aynı sınıfta olmamıza rağmen üç senelik bir
muhabbetimiz var seninle..
Bu sınıfı
ve seni öyle özliycem ki..
Özellikle
seninle tek kulaklıklı walkmen dinlemeyi, sinirlendiğin zaman Nurayyyyy diye
bağırmanı, ya çok saçım dökülüyor diyişini, hoca şu paranın üstünü tamamlayın
da bir post alalım diyişini, o muhteşem baygın bakışlarını o aşık hallerini hiç
ama hiç unutmayacağım…
Tabi boş
derslerde kurduğumuz o hastane planlarını ve hastanenin muhasebecisini(!) ama
bazen öyle paracı oluyordun ki seni hastaneme yaklaştırmamak geliyor içimden.
Haftanın üç
iş günü iyi anlaşırken geri kalan iki günde niye bu kadar kavga ediyoruz. Hiç
anlamış değilim bu biraz benim kaprislerimden olsa da çoğu zaman senden
kaynaklandığını bilmeni isterim. Niye hiç dengeli olmuyosun hocam ya!!!
Neyse
umarım ortak olduğumuzda en az bu kadar iyi anlaşıyor oluruz. Aynı şehirde
okuyup meslektaş olmak dileğiyle
Hastanede
buluşuruz, aman geç kalma yakarım çıranı ne de olsa patronumJ
Nurayyyy
|