
Üç sene boyunca C sınıfının elemanlarından olan ve bu
yüzden dersleri için extra bir gayret göstermesi gereken birkaç şanssız kişiden
birisin. Kader arkadaşımsın. Bana en büyük faydan lise 2’de kazandırdığın diş
fırçalama alışkanlığındı hiç şüphesiz. Bir elbisenin üzerinden yazan “men seni
sevamam” yazısını da unutamayacağım. Senin yavaş konuşman konuşma ve sayısal
derslere özellikle Matematiğe ve Fiziğe olan yatkınlığın çok hoşuma gider. Seni
Erzurumlu bir ilkokul arkadaşıma benzetiyorum.
İnşallah,
her zaman şimdi ki gibi başarılı bir insan ve iyi bir arkadaş olursun. Tüm
güzellikler seninle olsun.
Furkan Boztaş
Üç sene geçirdik. Aklımda kalan ise yavaş konuşman. Yani
bir kelime söyleyecen bekle Allah bekle…Neyse alıştık herhalde fazla zarar
etmiyor artık. Aslında o kibar fiziğinle ve konuşmanla çok tatlı oluyorsun.
Eminim ki senin bu tatlığına herkes hastadır. Hele bir fıkra veya bir anını
anlatman yok mu? Oturtacan yanına, sabaha kadar anlattıracan. Bak senin kıllara
karşı bir sempatin var herhalde. Yani nasıl bir sevgi ya bir çekişte 40 tam
bacak kılı çekiyorsun. Hadi o da yetmedi göğüs kıllarıma asılınca, ciğerlerim
sökülecek sanıyorum. Bak bu kadar meraklı olma, herkes benim kadar anlayışlı
olmaz bilesin. Millet yanlış anlar. Allah korusun maazallah. Hadi kendine iyi
bak görüşürüz.
Emrah Gülyaşar
Seni hep sarı dev olarak bildik ve böyle kalacaksın. Lise
1’de aynı sınıfta olmamız beraberliğimizin başlaması için yetmişti. Seninle
birçok şey yaşadık ama 3 senede öğrenemediğin tek şey telefonda konuşmak oldu.
Lütfen biraz hızlan oğlum. Yaptığımız voleybol maçları zaten hafızalardan
silinmez senin Cihan hocayı çok sevmen, onun seni çok sevmesi…J
Bunlar asla
unutulmaz. Senin zıplamanla sahanın dalgalanması aklımdan silinmeyecek şeylerden
sadece birkaçı…
Ramazanda
sizde geçirdiğimiz iftarlar (tabii ayılıklarımız) , hava alma meselesi… cidden
özleyeceğim o günleri. Sende ailemizin bir parçasısın; o parça biraz büyük
tabi…J Beni unutmaman dileğiyle.
Dostlar
unutulmaz değil mi o zaman sende unutulmayacaksın….
Beni asla
unutma!
Y. Pasör
Mavi ve sarının mükemmel uyum bağladığı muhteşem, tatlı J
yaratık…
Lise 1’de
senden pek hoşlanmadım çünkü ilk fizik yazılısından 100 almıştın. Nasıl hakkında
iyi düşünebilirim ki…
Sınıfların
değişmesiyle seninde bizden biri olduğunu anlamıştım. Yani delilik kanında vardı
senin istesen de değiştiremezsin. Lise 2’deki sen-ben-silgi ve Rıza hoca
maceramızı hiç unutmayacağım, zaten unutulmak senin gibi bir dost için çok saçma
olurdu.
İstanbul’da
birlikte hava atmak dileğiyleJ
Nuray
Sevgili arkadaşım Meriç;
Yine benim,
beğenmediğim yazımı okuyacaksın. Lise 2’de önce Muammer hocanın sonrada Rıza
hocanın hummalı çalışmaları sonucunda yan yana oturduk. Lise 1’de iken seni pek
tanımıyordum. Ancak 10-C’de sınıfın en arka sırada başlayan arkadaşlığımız,
yazılılarla gelişti ve had safhaya ulaştı. Ben her defasında beni kendine
uydurmaya çalışıyordun ama yazılılar bunu engelliyordu. Zaten o zaman dünyada
sömürgecilik de İngiltere birinciydi, sen ikinci J Tabii İngilizce
yazılılarındaki faydalarını asla unutamam. Her ne kadar yazılılarda yazım
okunmayınca bir güzel sövse de sen benim en sevdiğim arkadaşlarımdansın.
Neyse
gelecekte aklın ve yüreğinin sana gösterdiği yolda emin adımlarla, yalnızca
doğruya ulaşman dileğiyle…
Buğra Çerik
Okulda ilk tanıdığım elemanlardan biri olan bu sarı panda
ile kurduğumuz muhteşem dostluk yara almadan bu zamana kadar geldi. Umarım
bundan sonra da böyle devam eder. Senin yavaş hareketlerin ve konuşmaların en
ilgi çekici yanın. Seninle gerçekleştirmeye çalıştığımız sabahın 6:00’sında ders
çalışma teşebbüslerini, Atatürk’teki ray sigorta sohbetlerin ve bana dershanede
yaptığın sadist şakaları unutmak mümkün mü? Bundan sonraki hayatında sağlık ve
mutluluk diliyorum…
Emre F.
Her karlı işe seninle birlikte girdik ama çoğunu
tamamlayamadık. Mesela mont işine J 2 yıldır aynı köşede oturuyorsun. Sessiz,
sakin hareketlerin o kadar ağır ki. Konuşman vs…de!. Çalışmadan aldığın o
notları hala aklım almıyor.
Fenerbahçe’den sonra gördüğüm en güzel sarı-mavi uyumuna sahipsin.
Bir de uzun
eşek oynamalarımız var tabii. Üstüme gelen 3 kişiden sonra senin de koştuğunu
görmekten hep kutrum:9 aynı üniversitede olursak daha çok karlı iş yaparız!
Kendine dikkat et. Görüşürüz.
Ahmet
Meriç baba gönlündeki güzelliklerle bizleri güldürdün,
düşündürdün, başka dünyalara sürükledin. Baba bu okula gelip de seni tanıdığım
için kendimi çok şanslı hissediyorum. O mavi gözlerin inan hep aklımda kalacak,
uzun sarı saçlarında bir diğer hatırlayacağım özelliğin. Ne diyim mükemmelsin.
Söylediğim arabesk şarkılarda bana eşlik ettiğin için çok sağol. Seninde içini
kararttım. Ama kusura bakma artık. İyi Gardaşlık inşallah yüzündeki tatlı
tebessüm hiçbir zaman yerini hüzne bırakmaz. Kendine kibar davran baba sana son
bir arabesk parça yazayım, dinledikçe beni hatırla.
Ben zaten
her acının tiryakisi olmuşum
Ömür boyu
bitmeyen derdinle yorulmuşum
Gülmem.
Sevdiğim ben sensiz yaşayamam.
Eren
Sevgili Meriç, hiç mazimiz ve üç sene boyunca hiç aynı
sınıfta bulunmuşluğumuz olmamasına rağmen samimi olduğum ender insanlardansın.
Bunda da en büyük etken, çok taktir ettiğim karakterin. Gerçekten çok güçlü bir
karaktersin. Kimseyi kırmamaya çalışman,gerektiğinde kimseden çekinmemen
açıkladığın fikirlerinde cabası. Temennim hep böyle kalman seni; o parlak mavi
gözlerin ve aheste tavırlarınla hatırlayacağım. Ömrün boyunca mutlu ol…
Uğur
Okula yeni başladığımızda sarı saçların, mavi gözlerin ve
iri cüssenle dikkatimi çekmiştin. Bu çocukta tam güreşçi tipi var demiştim ama
bunun yanında birazda serserilik kokusu almıştım. İlk defa bir konuda
yanıldığıma bu kadar seviniyorum. Sen tanıyabileceğim en iyi, en dost canlısı ve
samimi insanlardan biriydin çünkü. Her ne kadar ineklemeyi sevmesen de senin
ilerde çok başarılı bir hayat yaşayacağına inanıyorum.
Sana ilerde
oldukça uzun üniversite hayatı diliyorum.(yani babanla meslektaş olmanı, yanlış
anlama)
Arkadaşlığımızın sonsuz kalması dileğiyle…
Berkan
Meriç’le 1 ve 1’in ilk haftası tanıştık. Ama sınıfların
değişmesi sonucu o C’de kaldı bense D sınıfına geçtim. Gerçi bir yıl sonra yine
aynı sınıfa düştük. O kadar ısrar etmeme rağmen bir türlü basketbol takımına
girmeyip voleybolu basketbola tercih etmesi beni gerçekten üzdü ise de böylesi
onun için daha hayırlı oldu diyebilirim. Biz mağlubiyetler alırken onlar Sivas
şampiyonu oluyor ve gruplara benim memleketim Tokat’a gidiyorlardı. Belki ben de
pişman oldum voleybolu seçmediğime ama baktım olmayacak lise 3’de Meriç’e
beraber aynı klüpte voleybol oynadık. Beden derslerinin değişmez maçlarında
benle Ahmet, Meriç’le de Onur olurdu. Bu maçlar her seferinde çok büyük heyecan
ve mücadeleye sahne olmuştur. Meriç’le yaptığım birebir bir maç vardır hiç
unutmayacağım, çok zorla yenmiştim. (son sayıyı çok balık bir şekilde uzaktan
atmıştım)
İnşallah o
sarı saçlı, mavi gözlüm hep mutlu ve başarılı bir hayat geçirir.
Hakan Erarslan
Çok
değer verdiğim DOST’larımdan MERİÇ! Canım dostum seninle birlikte 3 yılı
devirdik. (dile kolay!) hatta 1 senemiz de aynı odada geçti. Hatırlıyorsundur,
okula ilk geldiğimiz zamanlar etüt aralarında bahçede volta atarken şöyle
diyorduk:”Lan bu okul da 3 yılımızı nasıl geçireceğiz”. İşte böyle en güzel
anılarımızın yaşandığı lise devrimizi de hep beraber bitirdik. Seni hiç mi hiç
unutmayacağım. Kızlarla aranın sürekli bozuk olduğunu da unutamayacağım. Ama bu
senin yakışıksız olduğun anlamına gelmiyor! Onlar kendi dertlerine yansınlar
değil mi boşveeeeeer…
Yine alnı
üniversitede ve beraberce okumamız dileğiyle…Hoşcakal!
Furkan
Savaş
9.sınıfın ilk günlerin hatırlıyor musun? Meriç. Okulda
geçen 1-2 günden sonra 9-C’de duvar kenarı 3.sırada beraber oturuyorduk.
Önümüzde ise Erhan’la Farımaz oturuyordu. O zamanda çok manyak grafiti
yazıyordun. Ama sana bir şey diyeyim mi ben o zaman anlamıştım senin ne kadar
kafa dengi bir arkadaş olduğunu…Sen de çok şey var o da herkesle, tüm
arkadaşlarınla iyi geçiniyorsun. Çok sağlam ve çok iyi bir kişiliğin var. Baba
sana bir şey söyleyeyim mi bu kişiliğinden hiçbir zaman ödün verme. Sen harika
bir arkadaşsın inşallah gelecekte de görüşürüz. Kendine her zaman için çok
dikkat et.
Pep
Sayın arkadaşım Meriç, okulun pansiyonunda başlayan
maceramız sona yaklaşıyor. Ama gelip geçecek olan sadece günlerimiz olacak.
Arkadaşlığımız hiçbir zaman bitmeyecek umarım. Gelip geçen günlerimizde
unutulmaz. Seninle şakalaşmalarımız, voleybol maçları, Tokat’taki günler..
Hani
şakalaşırken ilk suratıma yumruk atmıştın bende senin yüzüne tekmeyi, güya göze
vurmak yoktu. Voleybol oynarken plaselere blok basman unutamayacağım
anılarımızdan birkaçı sadece.
Hayattan
istediğin gibi bir yaşam sürmen dileğiyle ve ileriki hayatımızda tekrar
karşılaşmak ümidiyle…
Marabaların
marabasına
Cihan (Ağan)
Selam Pandam!
Seninle iki
senedir süren arkadaşlığımız süresince birçok anımız oldu seninle, birçok kez
üniversiteye gittik. Orada çok güzel zamanlar geçirdik. Ama artık muzluyu
sevmiyorum. J
Basketbol
oynamayı çok iyi becerdiğini söyleyebilirim. Beden derslerinde 2 vs 2 maçlarını
unutmazsın umarım.
En büyük
hayalimden biri seni futbolu beceren biri olara görmek. Senin çok zeki olduğunu
söylüyorlar. Ama ben pek inanmıyorum.
Karizmatik
kişiliğinle birçok kişiyi etkileyebilirsin …beni etkilediğin gibi..
Umarım hep
böyle bol bol gülümseyeceğin yıllar geçirirsin. SFL’den sonrada görüşmek
dileğiyle…
Unutmadan
bana yolladığın yarı çıplak resmini gittiğim her cafeye duvar kağıdı yapmak
büyük bir hobi oldu bendeJ
HeRuT
Seni ilk gördüğümde ufak çaplı bir şok geçirmiştim. Annen
tanıştırmıştı bizi. Benimde 1.sınıfta bir oğlum var. Adı Meriç dedi ve sana
seslendi. Nedense adın bana senin ufak tefek biri olacağını hayal ettirmişti.
Bu seninle
1.sınıf boyunca tek konuşmamız olmuştu. Ama adını sık duymadım değil…
10.sınıfta
değişmiş ve aynı sınıfa düşmüştük. Doğrusu dışardan soğuk duruyorsun. Bu yüzden
10.sınıfta da pek muhabbetimiz vardı diyemeyeceğim.
11.sınıfta
aşırı kaynaşmış sınıfımızda seninle muhabbet etmemek olmazdı. Ramses tiplemeleri
ve İzzet’i unutabileceğimi sanmıyorum. Sana Öğretmenler günü provasındaki bale
gösterilerini. Celaleddin hocanın senin hakkındaki benzetmelerini…kliplerinizi.
Telefonda oyun oynarken geçemediğim bölümleri senin geçmeni, daha pek çok
şeyi…birde kafanı kapıya vurmanı tabiiJ sıranda otururken sürekli bacaklarını
sallamandan dolayı yanından, önünde ve arkanda oturanlar kendilerini otobüsle
yolculuk yapıyor gibi hissederlerdi.
Hep neden bu
tara yavaş konuştuğunu merak etmişimdir. Konuşacaklarını çok mu ince eleyip sık
dokuyorsun yoksa alışkanlık mı?
Biraz geç de
olsa seni tanıdığım için mutluyum. Bu umursamaz tavrında sana hayat bile bir şey
yapamaz bence.
Her şey
dilediğince olsun.
Meltem
Sevgili arkadaşım Meriç. SFL’de aynı sınıfta başladık.
Daha sonra aynı odayı paylaştık. İlerleyen zamanlarda ise okul takımında beraber
oynadık. İlerleyen zamanlarda ise okul takımında beraber oynadık. (ilk sene bu o
duyguyu 10 sn paylaştık ama neyseJ) Bu kadar beraberlikten sonra hala seni tam
olarak tanımış değilim. Belki de bu konuşmayı pek sevmediğinden kaynaklanıyor.
Allah (cc) konuşmasından almış cüssesine vermiş herhalde.
Arkadan
yazmış olmayım ama dışarıdan epey hantal, mızmız artist görünüyorsun. İlk
bakışta bunları düşünmüştüm senin için. Ama seni tanıdıktan sonra dış görünüşüne
senin tam tersin olduğunu düşünüyorum. Alçak gönüllü, cömert. Sportif,
yardımsever ‘(özellikle de yaşlılara) ama biraz sadistlikte ruhunda var.
O bir
basketçi, o bir voleybolcu, o bir fizikçi ve o bir sadist. Umarım hayatındaki o
bir’lerde istediğin mevkilere gelirsin.
Saygılar
Mustafa Yergen
Yıl 2002, Mayıs’ın 17’si falan biz Meriç’le okuldan
kaçtık. Öğleden önce kaçtığımız için vakit boldu, yürüyerek gittik. İlk önce bir
saatçiye uğrayıp Meriç’in saatini yaptırdık. Ardından fıstıklarımızı alıp
istasyonda yavaş yavaş yürümeye başladık. Stadın önünden geçerken 19 Mayıs
çalışması yapan eski arkadaşları görmek istedi. Biz yürürken arkamızdan bir
minibüs yaklaştı, biz yol vermek için kenara çekildik. Minibüs bizim yürüme
hızımızda devam edince dönüp baktık, o anda el işaretleriyle bizi yanına çağıran
müdür amcayı (Lütfü Kengeç) gördük. Ben Meriç’i iyi yalan söyler diye hemen
önüne attım. Meriç gevelemeye başlayınca ben konuşmayı beceremediğini
hatırladım. Hemen biz hastaneden sevkliyiz, dedim. Müdür amca okulda bana bir
uğrayın deyip bizi bıraktı. Biz okula kadar tekrar yürüdük, sıcağında etkisiyle
ölmüş gibiydik. Yemeği yiyip uyuduk, öğleden sonrada derslere girmedik. Müdür
amcada bizi ne aradı ne sordu. Dilerim böyle mutlu olduğun, eğlendiğin günler
hayatından hiç eksik olmaz.
Alper
İri, iyi, yakışıklı ve zeki arkadaşım Recep, keşke biraz
daha iyi hesapla, Şaban ayında doğsaydın da hakkında yazacak daha çok şeyim
olsaydı ama neyse. Zeka küplüğüne yakıştırmadığım halde iyimser şekilde gönlünü
alarak seni incitmeye dahi gönlünü alarak gitmiyorum çünkü zeka küplüğü hatta
küreliği fiziksel manada bütünleşmenden dolayı sana daha uygun bir itham
olabileceğinden bu konunun üzerinde durmak istemiyorum.
İyi niyetli
birisin bunu sadece bu yıllıkta biri hakkında iyi bir düşüncem olduğu görünsün
diye değil öyle olduğun için yazıyorum. Bunu duymadım, diğer insanların daha
önceden yaşadığı ve ters tepki verdiği olaylarda senin vereceğin tepkiyi ve
neden vermiş olabileceğini düşünerek bu kanıya vardım.
Umarım
hayatının sonuna kadar kendin gibi iyi niyetlilerle karşılaşırsın ki Allah (cc)
en adaletli olandır. Bunun yararını öyle ya da böyle görürsün. Kendine iyi bak…
Hakan
Selamlar sevimli pandamJ lise yıllarının sonuna geldik ama
seninle okulda değilde dışarıda görüşmek daha zevkli. Mesela yılbaşı gecesi çok
zevkliydi J İnşallah bu yaz daha zevkli bir tatil yapıcaz senle.
Lise 2’de
samimiyetini çok daha iyi anladığım birisin bütün bilgisayar ihtiyaçlarımı
senden karşılıyorum, cd çektiriyorum bir gün hayır bile demedin. Çok iyisin
ahbap yaJ Ama bazen de iğrenç geyik yapıyorsun ki kafamı duvarlara vurup
parçalayıp, seni duymaktansa o işkenceyi çekmektense ölmeyi istediğim çok oldu.
Önce inanmamız lazım Alperen dediğin gün öyle delirmişim ki aynı gece rüyama
bile girdi, uyandım sabaha kadar bir daha uyuyamadım.
3 yıldır
kendini o kadar çok sevdirdin ki Meriç, çok temiz bir kalbin var, çok samimi çok
içten birisin. Her eve lazım derler ya işte öyle birisinJ birde bana sürekli
satıcı deyip durma, alınıyorum desem iyi bir söversin J
Ömrün boyu
çok çok mutlu ol, sakın ha üniversitede kendini kaybetme, umarım üstünde hiçbir
kötü izlenim bırakmamışımdır. Kendine iyi bak sarı çocuk….
Alperen
Yakışıklı, zeki., çevik ve ahlaklı arkadaşımızı. Yiğit ve
Türk erkeğinde bulunması gereken tüm özellikleri bünyesinde barındırmaktadır.
Her ne kadar görünüşü olarak Türk’e benzemese de. Meriç yakışıklılığıyla
kızların beyaz atlı prensi olmuştur. Voleybol takımında Cihan hocayla ters
düşmüş ve yedeklerin vazgeçilmez adamı olmuştur. Voleybol maçları Meriç
sayesinde dolmuştur. Kızlar Meriç’in oynadığı maçlarda salonu istila
etmişlerdir. Voleybolda edindiği bu kariyer sayesinde kısa sürede Sivas’ın ünlü
simaları arasında yer almıştır. Ama onun ilk tanınması fizik yazılılarıyla
olmuştur. Lise 17de n-herkes fizik yazılılarından dökülürken o aza kanaat eden
bir müslümana yakışmayan notu yani yüzü alarak sınıfı ortalamasının 32’den 38’e
taşımıştır. (cümle için bakınız Kimya Teorileri 1 Vahap Pınar 2.bölüm 1.Balo) Bu
yazılılardan sonra Meriç’in etkisinde kalarak Deniz Can’ın etkisinde kalarak
Müslümanlıktan uzaklaştığı söylentisi yayılmıştır. Herkes fiziğimi beş düşürmek
için 6 tane yüz isterken o beş düşürmek için hocadan 6 tane otuz isteyerek
artistlik yapmıştır. Umarım ileride de hep zeki, çevik ve ahlaklı olursun!
İhsan Kıral
Cumhuriyetimizin şu 80.yılında seninle beraber geçirme
şansını yakalamanın o muzaffer kudreti, içimde hissediyorum. O masmavi
gökyüzünde, sapsarı parıldayan güneşin o sevincini sana baktıkça senin gül
yüzünle gördüm. Çıldırtıcı ve entrikalarla dolu bir uykunun sevimsiz sabahı gibi
sıradan mahmur, aynı sabahın ilk sıcak çayı gibi ferah ve aniden gelişen bir
karşılaşma ile merhaba arkadaşım diyebilmekti seni bu okulda görebilmek.
Senin bu
arkadaş canlılığın fışkırır her an mücerred gibi, her daim sevgi duvarı ardından
açılan toz pembe yüreği, görebilsem seni bir kere daha buradan gideli, işte o
zaman yaşayabilirim mutlulukları ve hüzünlü anıları geri.
Artık bütün
yaşantıları bir bir bırakıp gidiyoruz. Artık biliyorsun ki bir daha yeni lise
arkadaşlarımız olmayacak. Artık umutlarla ve sevgilerle dolu yeni arkadaşlarımız
olacak. Bil ki bu arkadaşlardan biri de sen olursun.
Azizi
vatanın kayıtsız, şartsız bağımsız yaşayacağı nice yıllarda Cumhuriyet ile geçen
her günde umarım sende var olursun. Sana çocuklarınla geçireceğin nice güneşli
ve mutlu günler dilerim.
Zaferler hep
seninle olsun!...
Sinan
Sarışın, mavi gözlü, yakışıklı mı yakışıklı….Okulda ilk
dikkati çekenler arasında bu arkadaş. Ortaokulda da bir sene aynı sınıfta olunca
artık Meriç’i iyice tanıdım. Üç sene boyunca fazla çalıştığını söyleyemem. Ama
zekası, yorumlama gücü o kadar büyük ki çalışmaya ne gerek var. Fizikte okulun
bir numarası olması da bunu gösteriyor.
Meriç’i
tanımak, onunla aynı sınıfta olmak gerçekten ayrıcalık. Çok iyiliksever her
şeyden önce. Gerçekten yardımın kimseden esirgemiyor. Kendisine yapılan
iyilikleri de hiç unutmuyor.
Başka bir
önemli özelliği de arkadaşlığa çok büyük önem vermesi. Meriç’in arkadaşı olmak,
hele yakın arkadaşı olmak büyük şans.
Bu
arkadaşımızın ÖSS’de de sınıfımızın iyilerinden olacağından şüphem yok. Seni,
Nuray’a takılmanı ve Davut Güloğlu’yla ilgili ilginç yorumlarını hiç
unutmayacağım.
Kendine çok
iyi bak…
Gökhan Y.
Bütün resesif genlerin bir arada bulunduğu nadir insan.
(dünkü biyoloji dersinde öğrendiğim bilgiler eşiğinde) Türk toplumunda
kahverengi-siyah göz baskın mavi göz çekinik, esmer baskın, sarışınlık resesif,
bu konuda senin resesif olduğuna hiç kimsenin şüphesi yok, yeterince parlıyorsun
zaten. Bu işin birde dış görünüşe artı olarak iç tarafı var. Türk toplumunda pek
görülmeyen. Ama onlar şimdilik potansiyellerini koruyor ve harekete geçmek için
dost gözle üniversitede yolunu bekliyorlar.
Aslına
bakarsan bir kere sen bulunduğun okula aykırısın. Başta Allah vergisi
yakışıklılığın sonracığıma semede değilsin. Ama recep değil de Şaban ayında
doğsaydın nasıl olurdun bilmiyorum. J saçlar falan uzun, ceketi yastık olarak
kullanan adamadan ne beklenir J zaten anlattığın arkadaşlarının yolu yol değil J
Yok bizim
bir arkadaş var. Saçlarını şöyle kazıtmış böyle boyamış. Yok bizim bir arkadaş
sol kulağında 5, sağ kulağında şu kadar küpe var.
Tövbe. Daha
fazla damlıyım ben bu konulara çarpılacaz sonra..lise 2’de aynı dönem olmamıza
rağmen hiç muhabbetimiz olmadı. Lise 2’de seninle aynı sınıftaydık ve dedikleri
kadar vardın. Özelikle fizikte kafan çalışıyordu. Ve o zamanlar bende
karakterinin oturmuş olduğunu düşünüyordum. Ama sonra bu düşüncemden vazgeçtim.
Sadece böyle görünüyordun. Seni böyle gösterense olaylara daha soğukkanlı
yaklaşmandı bence.
İnşallah
hayatının her anında bu özelliğini korursun ve yürüdüğün yolda başarılı olursunJ
Dilşad
Lise 1’in ilk günü, girmiştim sınıfıma oturdum boş olan
arka sıraya , güneş gibi parlayan bir şey gözümü aldı. Bakamıyordum alışınca
gözüm, gördüm onu, o sarışını.
Orda
tanıştık Meriç’le hemen kaynaştık. Çok sevdiğim bu minicik arkadaşımla sadece 1
hafta aynı sınıfta olduk. Ama hep arkadaştık. Gerçekten çok iyi, çok cana yakın
biriydi. O tam bir sporcuydu. Her yönüyle sadece yeteneği ile değil. Çok iyi
basketbol ve voleybol oynardı. O smaçları unutulur muydu? Adeta asılı kalırdı
havada, topa vururken veya potaya yönlenirken. Sanki yavaş yavaş çekim izler
gibiydi onu izlemek. Çok yavaştı her şeyiyle ama çok hızlı arkadaşlık kurduk
oyla.
Bana Meriç’i
unutturmayan çok önemli şey de iki yıllık Kayseri olimpiyatları maceramızdı.
Unutamam asla Kayseri’nin altını üstüne getirdiğimiz o kısa ama çok dolu geçen
hafta sonlarını. Unutamam onun Kayseri fen liesindeki oynadığı basketbolu,
beraber oynadığımız basketbolu, milyarder olamadığımız milyarder oyununu,
battığımız batağı, beraber verdiğim pozları. Unutamam çünkü hepsinin fotoğrafı
var….!!!
Fotoğraf
falan bahane, seni nasıl unuturum ben. Ne zaman Kayseri’ye gitsem sen geleceksin
aklıma. Umarım senle daha çok gideriz oraya. Yeni maceralar peşinde. Kendine hep
iyi bak, gönlünce yaşa mutlu ol ve bu mutluluğu yavaş yavaş her zamanki gibi,
tadını çıkar. Sevgilerimle…
“Hoşşş”
çakal….
Nurdoğan Çıkı
Kısa adıyla RMD’yi lise 1’de hiç sevmezdim. O zamanlar
takıldığı arkadaşları pek sağlam tiplere benzemiyordu. Nerden bilebilirdim bir
sene sonra bu uzun, sarı saçlı çocukla çok iyi arkadaş olacağını?
Kendisinin
en sevmediğim özelliği yavaş olmasıdır. Basket oynarken, konuşurken, yürürken
kısaca hayatın her anındaki görenleri hayrete düşüren metabolik hızı kendisinin
bir an önce gidermesi gereken bir eksikliğidir bence. Tamam gerçek hayatta yavaş
olmasını anladıkta, internetteki yavaşlığına ne demeli? Kendisi bunu aynı anda
birçok web sitesine girmesine bağlasa da, onunla chat yapmanın 10 yıl öncesinin
internet hızını denemek olduğunu söyleyebilirim.
Mavi gözlü,
geniş omuzlu arkadaşımızın karakteristik özelliklerinden birisi de insan yiyip
bitiren bakışlarıdır. O heybetli görünümü tamamlayan bakışları fazla samimi
olmamız gerektiğini söylese de, aslında çok cana yakın pozitif görüşlü biri
olduğunu biraz arkadaşlık yaptığımda güldüğümüz esprileri pek unutulacak gibi
değil.
Dostlar
alışverişte görsün denir ya, işte sizde Meriç’i sinemada görün. Hele de yan yana
oturuyorsanız işiniz çok zordur. Çünkü oturduğumuz koltuk devamlı bir sallantı
halindedir. Vücudundaki fazla enerjiyi bacaklarını devamlı suretle hareket
ettirerek atmaya çalışmaktadır kanaatimce. 3 sene boyunca oturduğu sıranın
altının olmaması da bunu destekler niteliktedir.
SFL’de en
zor günleri şüphesiz lise 2’de yaşadık. O zor ÖYS konularından girdiğimiz
yazılılardan tam bir hüsranla çıkıyorduk. Ama biri vardı ki benim ortalamam 2
olduğu zamanlar, ortalaması 4-5 arasındaydı. Sınıfın tombullarından Buğra ile
yaptığı arkadaşlık herkesi kıskandırıyordu açıkçası.
Ne yalan
söyleyeyim, SFL’deki en zeki öğrencilerden biri de Meriç’tir. Lise 3’de ders
çalışmada 75 netin altına düşmüyordu. Öyle ki evinde bir çalışma masası bile
yoktu. Buna rağmen oldukça alçak gönüllü davranıyordu. Vasat bir öğrencisiymiş
gibi konuşurdu devamlı.
Yardımseverliğinden bahsetmeden olmaz. Bilgisayarla ilgimizden dolayı,
işlerimizi halletmek üzere bizi evine götürürdü. Ama işimize yaradığımızı
sanmayın. İnternet kafede 2-3 saatte yapılacak işi onun evinde 2-3 günde
bitiremiyorduk. Bilgisayarda çözemediğimiz gizemli bir şeyler vardı.
Ona
Tokat’taki sinemayla alay etmesinden dolayı çok kızardık. Genel anlamda alay
etmesini, gülmesini seven biridir.
Nedim
|