Onbir C sınıfı öğrencileri, sınıfla ilgili fotoğraflar, anılar, ilginç ve komik şeyler..
Öğrencilerden öğretmenlere, okul binasına, pansiyonuna kadar her kesimden multimedya arşivi.

09 RECEP MERİÇ DEĞİRMENCİ


Memleket: Sivas
Cep Tel: 
0535 587 89 72
Ev Tel: 
0346 219 15 11
Ev Adresi: 
Cumhuriyet Üniversitesi Loj. K-blok No:15
E-mail:  mericdeg@hotmail.com


 


Üç sene boyunca C sınıfının elemanlarından olan ve bu yüzden dersleri için extra bir gayret göstermesi gereken birkaç şanssız kişiden birisin. Kader arkadaşımsın. Bana en büyük faydan lise 2’de kazandırdığın diş fırçalama alışkanlığındı hiç şüphesiz. Bir elbisenin üzerinden yazan “men seni sevamam” yazısını da unutamayacağım. Senin yavaş konuşman konuşma ve sayısal derslere özellikle Matematiğe ve Fiziğe olan yatkınlığın çok hoşuma gider. Seni Erzurumlu bir ilkokul arkadaşıma benzetiyorum.

İnşallah, her zaman şimdi ki gibi başarılı bir insan ve iyi bir arkadaş olursun. Tüm güzellikler seninle olsun.

                                                                       
Furkan Boztaş


Üç sene geçirdik. Aklımda kalan ise yavaş konuşman. Yani bir kelime söyleyecen bekle Allah bekle…Neyse alıştık herhalde fazla zarar etmiyor artık. Aslında o kibar fiziğinle ve konuşmanla çok tatlı oluyorsun. Eminim ki senin bu tatlığına herkes hastadır. Hele bir fıkra veya bir anını anlatman yok mu? Oturtacan yanına, sabaha kadar anlattıracan. Bak senin kıllara karşı bir sempatin var herhalde. Yani nasıl bir sevgi ya bir çekişte 40 tam bacak kılı çekiyorsun. Hadi o da yetmedi göğüs kıllarıma asılınca, ciğerlerim sökülecek sanıyorum. Bak bu kadar meraklı olma, herkes benim kadar anlayışlı olmaz bilesin. Millet yanlış anlar. Allah korusun maazallah. Hadi kendine iyi bak görüşürüz.

                                                                      
Emrah Gülyaşar


Seni hep sarı dev olarak bildik ve böyle kalacaksın. Lise 1’de aynı sınıfta olmamız beraberliğimizin başlaması için yetmişti. Seninle birçok şey yaşadık ama 3 senede öğrenemediğin tek şey telefonda konuşmak oldu. Lütfen biraz hızlan oğlum. Yaptığımız voleybol maçları zaten hafızalardan silinmez  senin Cihan hocayı çok sevmen, onun seni çok sevmesi…J

Bunlar asla unutulmaz. Senin zıplamanla sahanın dalgalanması aklımdan silinmeyecek şeylerden sadece birkaçı…

Ramazanda sizde geçirdiğimiz iftarlar (tabii ayılıklarımız) , hava alma meselesi… cidden özleyeceğim o günleri. Sende ailemizin bir parçasısın; o parça biraz büyük tabi…J Beni unutmaman dileğiyle.

Dostlar unutulmaz değil mi o zaman sende unutulmayacaksın….

Beni asla unutma!

                                                                                  
Y. Pasör


Mavi ve sarının mükemmel uyum bağladığı muhteşem, tatlı J yaratık…

Lise 1’de senden pek hoşlanmadım çünkü ilk fizik yazılısından 100 almıştın. Nasıl hakkında iyi düşünebilirim ki…

Sınıfların değişmesiyle seninde bizden biri olduğunu anlamıştım. Yani delilik kanında vardı senin istesen de değiştiremezsin. Lise 2’deki sen-ben-silgi ve Rıza hoca maceramızı hiç unutmayacağım, zaten unutulmak senin gibi bir dost için çok saçma olurdu.

İstanbul’da birlikte hava atmak dileğiyleJ

                                                                                  
Nuray


Sevgili arkadaşım Meriç;

Yine benim, beğenmediğim yazımı okuyacaksın. Lise 2’de önce Muammer hocanın sonrada Rıza hocanın hummalı çalışmaları sonucunda yan yana oturduk. Lise 1’de iken seni pek tanımıyordum. Ancak 10-C’de sınıfın en arka sırada başlayan arkadaşlığımız, yazılılarla gelişti ve had safhaya  ulaştı. Ben her defasında beni kendine uydurmaya çalışıyordun ama yazılılar bunu engelliyordu. Zaten o zaman dünyada sömürgecilik de İngiltere birinciydi, sen ikinci J Tabii İngilizce yazılılarındaki faydalarını asla unutamam. Her ne kadar yazılılarda yazım okunmayınca bir güzel sövse de sen benim en sevdiğim arkadaşlarımdansın.

Neyse gelecekte aklın ve yüreğinin sana gösterdiği yolda emin adımlarla, yalnızca doğruya ulaşman dileğiyle…

                                                                                 
Buğra Çerik


Okulda ilk tanıdığım elemanlardan biri olan bu sarı panda ile kurduğumuz muhteşem dostluk yara almadan bu zamana kadar geldi. Umarım bundan sonra da böyle devam eder. Senin yavaş hareketlerin ve konuşmaların en ilgi çekici yanın. Seninle gerçekleştirmeye çalıştığımız sabahın 6:00’sında ders çalışma teşebbüslerini, Atatürk’teki ray sigorta sohbetlerin ve bana dershanede yaptığın sadist şakaları unutmak mümkün mü? Bundan sonraki hayatında sağlık ve mutluluk diliyorum…

                                                                                 
Emre F.


Her karlı işe seninle birlikte girdik ama çoğunu tamamlayamadık. Mesela mont işine J 2 yıldır aynı köşede oturuyorsun. Sessiz, sakin hareketlerin o kadar ağır ki. Konuşman vs…de!. Çalışmadan aldığın o notları hala aklım almıyor.

Fenerbahçe’den sonra gördüğüm en güzel sarı-mavi uyumuna sahipsin.

Bir de uzun eşek oynamalarımız var tabii. Üstüme gelen 3 kişiden sonra senin de koştuğunu görmekten hep kutrum:9 aynı üniversitede olursak daha çok karlı iş yaparız! Kendine dikkat et. Görüşürüz.

                                                                                 
Ahmet


Meriç baba gönlündeki güzelliklerle bizleri güldürdün, düşündürdün, başka dünyalara sürükledin. Baba bu okula gelip de seni tanıdığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. O mavi gözlerin inan hep aklımda kalacak, uzun sarı saçlarında bir diğer hatırlayacağım özelliğin. Ne diyim mükemmelsin. Söylediğim arabesk şarkılarda bana eşlik ettiğin için çok sağol. Seninde içini kararttım. Ama kusura bakma artık. İyi Gardaşlık inşallah yüzündeki tatlı tebessüm hiçbir zaman yerini hüzne bırakmaz. Kendine kibar davran baba sana son bir arabesk parça yazayım, dinledikçe beni hatırla.

Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum

Ömür boyu bitmeyen derdinle yorulmuşum

Gülmem. Sevdiğim ben sensiz yaşayamam.

                                                                                              
Eren


Sevgili Meriç, hiç mazimiz ve üç sene boyunca hiç aynı sınıfta bulunmuşluğumuz olmamasına rağmen samimi olduğum ender insanlardansın. Bunda da en büyük etken, çok taktir ettiğim karakterin. Gerçekten çok güçlü bir karaktersin. Kimseyi kırmamaya çalışman,gerektiğinde kimseden çekinmemen açıkladığın fikirlerinde cabası. Temennim hep böyle kalman seni; o parlak mavi gözlerin ve aheste tavırlarınla hatırlayacağım. Ömrün boyunca mutlu ol…

                                                                                 
Uğur


Okula yeni başladığımızda sarı saçların, mavi gözlerin ve iri cüssenle dikkatimi çekmiştin. Bu çocukta tam güreşçi tipi var demiştim ama bunun yanında birazda serserilik kokusu almıştım. İlk defa bir konuda yanıldığıma bu kadar seviniyorum. Sen tanıyabileceğim en iyi, en dost canlısı ve samimi insanlardan biriydin çünkü. Her ne kadar ineklemeyi sevmesen de senin ilerde çok başarılı bir hayat yaşayacağına inanıyorum.

Sana ilerde oldukça uzun üniversite hayatı diliyorum.(yani babanla meslektaş olmanı, yanlış anlama)

Arkadaşlığımızın sonsuz kalması dileğiyle…

                                                                                  
Berkan


Meriç’le 1 ve 1’in ilk haftası tanıştık. Ama sınıfların değişmesi sonucu o C’de kaldı bense D sınıfına geçtim. Gerçi bir yıl sonra yine aynı sınıfa düştük. O kadar ısrar etmeme rağmen bir türlü basketbol takımına girmeyip voleybolu basketbola tercih etmesi beni gerçekten üzdü ise de böylesi onun için daha hayırlı oldu diyebilirim. Biz mağlubiyetler alırken onlar Sivas şampiyonu oluyor ve gruplara benim memleketim Tokat’a gidiyorlardı. Belki ben de pişman oldum voleybolu seçmediğime ama baktım olmayacak lise 3’de Meriç’e beraber aynı klüpte voleybol oynadık. Beden derslerinin değişmez maçlarında benle Ahmet, Meriç’le de Onur olurdu. Bu maçlar her seferinde çok büyük heyecan ve mücadeleye sahne olmuştur. Meriç’le yaptığım birebir bir maç vardır hiç unutmayacağım, çok zorla yenmiştim. (son sayıyı çok balık bir şekilde uzaktan atmıştım)

İnşallah o sarı saçlı, mavi gözlüm hep mutlu ve başarılı bir hayat geçirir.

                                                                                  
Hakan Erarslan


Ç
ok değer verdiğim DOST’larımdan MERİÇ! Canım dostum seninle birlikte 3 yılı devirdik. (dile kolay!) hatta 1 senemiz de aynı odada geçti. Hatırlıyorsundur, okula ilk geldiğimiz zamanlar etüt aralarında bahçede volta atarken şöyle diyorduk:”Lan bu okul da 3 yılımızı nasıl geçireceğiz”.  İşte böyle en güzel anılarımızın yaşandığı lise devrimizi de hep beraber bitirdik. Seni hiç mi hiç unutmayacağım. Kızlarla aranın sürekli bozuk olduğunu da unutamayacağım. Ama bu senin yakışıksız olduğun anlamına gelmiyor! Onlar kendi dertlerine yansınlar değil mi boşveeeeeer…

Yine alnı üniversitede ve beraberce okumamız dileğiyle…Hoşcakal!

                                                                       
Furkan Savaş


9.sınıfın ilk günlerin hatırlıyor musun? Meriç. Okulda geçen 1-2 günden sonra 9-C’de duvar kenarı 3.sırada beraber oturuyorduk. Önümüzde ise Erhan’la Farımaz oturuyordu. O zamanda çok manyak grafiti yazıyordun. Ama sana bir şey diyeyim mi ben o zaman anlamıştım senin ne kadar kafa dengi bir arkadaş olduğunu…Sen de çok şey var o da herkesle, tüm arkadaşlarınla iyi geçiniyorsun. Çok sağlam ve çok iyi bir kişiliğin var. Baba sana bir şey söyleyeyim mi bu kişiliğinden hiçbir zaman ödün verme. Sen harika bir arkadaşsın inşallah gelecekte de görüşürüz. Kendine her zaman için çok dikkat et.

                                                                      
Pep


Sayın arkadaşım Meriç, okulun pansiyonunda başlayan maceramız sona yaklaşıyor. Ama gelip geçecek olan sadece günlerimiz olacak. Arkadaşlığımız hiçbir zaman bitmeyecek umarım. Gelip geçen günlerimizde unutulmaz. Seninle şakalaşmalarımız, voleybol maçları, Tokat’taki günler..

Hani şakalaşırken ilk suratıma yumruk atmıştın bende senin yüzüne tekmeyi, güya göze vurmak yoktu. Voleybol oynarken plaselere blok basman unutamayacağım anılarımızdan birkaçı sadece.

Hayattan istediğin gibi bir yaşam sürmen dileğiyle ve ileriki hayatımızda tekrar karşılaşmak ümidiyle…

Marabaların marabasına

                                                                                 
Cihan (Ağan)


Selam Pandam!

Seninle iki senedir süren arkadaşlığımız süresince birçok anımız oldu seninle, birçok kez üniversiteye gittik. Orada çok güzel zamanlar geçirdik. Ama artık muzluyu sevmiyorum. J

Basketbol oynamayı çok iyi becerdiğini söyleyebilirim. Beden derslerinde 2 vs 2 maçlarını unutmazsın umarım.

En büyük hayalimden biri seni futbolu beceren biri olara görmek. Senin çok zeki olduğunu söylüyorlar. Ama ben pek inanmıyorum.

Karizmatik kişiliğinle birçok kişiyi etkileyebilirsin …beni etkilediğin gibi..

Umarım hep böyle bol bol gülümseyeceğin yıllar geçirirsin. SFL’den sonrada görüşmek dileğiyle…

Unutmadan bana yolladığın yarı çıplak resmini gittiğim her cafeye duvar kağıdı yapmak büyük bir hobi oldu bendeJ

                                                                                 
HeRuT


Seni ilk gördüğümde ufak çaplı bir şok geçirmiştim. Annen tanıştırmıştı bizi. Benimde 1.sınıfta bir oğlum var. Adı Meriç dedi ve sana seslendi. Nedense adın bana senin ufak tefek biri olacağını hayal ettirmişti.

Bu seninle 1.sınıf boyunca tek konuşmamız olmuştu. Ama adını sık duymadım değil…

10.sınıfta değişmiş ve aynı sınıfa düşmüştük. Doğrusu dışardan soğuk duruyorsun. Bu yüzden 10.sınıfta da pek muhabbetimiz vardı diyemeyeceğim.

11.sınıfta aşırı kaynaşmış sınıfımızda seninle muhabbet etmemek olmazdı. Ramses tiplemeleri ve İzzet’i unutabileceğimi sanmıyorum. Sana Öğretmenler günü provasındaki bale gösterilerini. Celaleddin hocanın senin hakkındaki benzetmelerini…kliplerinizi. Telefonda oyun oynarken geçemediğim bölümleri senin geçmeni, daha pek çok şeyi…birde kafanı kapıya vurmanı tabiiJ sıranda otururken sürekli bacaklarını sallamandan dolayı yanından, önünde ve arkanda oturanlar kendilerini otobüsle yolculuk yapıyor gibi hissederlerdi.

Hep neden bu tara yavaş konuştuğunu merak etmişimdir. Konuşacaklarını çok mu ince eleyip sık dokuyorsun yoksa alışkanlık mı?

Biraz geç de olsa seni tanıdığım için mutluyum. Bu umursamaz tavrında sana hayat bile bir şey yapamaz bence.

Her şey dilediğince olsun.

                                                                                              
Meltem


Sevgili arkadaşım Meriç. SFL’de aynı sınıfta başladık. Daha sonra aynı odayı paylaştık. İlerleyen zamanlarda ise okul takımında beraber oynadık. İlerleyen zamanlarda ise okul takımında beraber oynadık. (ilk sene bu o duyguyu 10 sn paylaştık ama neyseJ) Bu kadar beraberlikten sonra hala seni tam olarak tanımış değilim. Belki de bu konuşmayı pek sevmediğinden kaynaklanıyor. Allah (cc) konuşmasından almış cüssesine vermiş herhalde.

Arkadan yazmış olmayım ama dışarıdan epey hantal, mızmız artist görünüyorsun. İlk bakışta bunları düşünmüştüm senin için. Ama seni tanıdıktan sonra dış görünüşüne senin tam tersin olduğunu düşünüyorum. Alçak gönüllü, cömert. Sportif, yardımsever ‘(özellikle de yaşlılara) ama biraz sadistlikte ruhunda var.

O bir basketçi, o bir voleybolcu, o bir fizikçi ve o bir sadist. Umarım hayatındaki o bir’lerde istediğin mevkilere gelirsin.

Saygılar

                                                                                  
Mustafa Yergen


Yıl 2002, Mayıs’ın 17’si falan biz Meriç’le okuldan kaçtık. Öğleden önce kaçtığımız için vakit boldu, yürüyerek gittik. İlk önce bir saatçiye uğrayıp Meriç’in saatini yaptırdık. Ardından fıstıklarımızı alıp istasyonda yavaş yavaş yürümeye başladık. Stadın önünden geçerken 19 Mayıs çalışması yapan eski arkadaşları görmek istedi. Biz yürürken arkamızdan bir minibüs yaklaştı, biz yol vermek için kenara çekildik. Minibüs bizim yürüme hızımızda devam edince dönüp baktık, o anda el işaretleriyle bizi yanına çağıran müdür amcayı (Lütfü Kengeç) gördük. Ben Meriç’i iyi yalan söyler diye hemen önüne attım. Meriç gevelemeye başlayınca ben konuşmayı beceremediğini hatırladım. Hemen biz hastaneden sevkliyiz, dedim. Müdür amca okulda bana bir uğrayın deyip bizi bıraktı. Biz okula kadar tekrar yürüdük, sıcağında etkisiyle ölmüş gibiydik. Yemeği yiyip uyuduk, öğleden sonrada derslere girmedik. Müdür amcada bizi ne aradı ne sordu. Dilerim böyle mutlu olduğun, eğlendiğin günler hayatından hiç eksik olmaz.

                                                                                  
Alper


İri, iyi, yakışıklı ve zeki arkadaşım Recep, keşke biraz daha iyi hesapla, Şaban ayında doğsaydın da hakkında yazacak daha çok şeyim olsaydı ama neyse. Zeka küplüğüne yakıştırmadığım halde iyimser şekilde gönlünü alarak seni incitmeye dahi gönlünü alarak gitmiyorum çünkü zeka küplüğü hatta küreliği fiziksel manada bütünleşmenden dolayı sana daha uygun bir itham olabileceğinden bu konunun üzerinde durmak istemiyorum.

İyi niyetli birisin bunu sadece bu yıllıkta biri hakkında iyi bir düşüncem olduğu görünsün diye değil öyle olduğun için yazıyorum. Bunu duymadım, diğer insanların daha önceden yaşadığı ve ters tepki verdiği olaylarda senin vereceğin tepkiyi ve neden vermiş olabileceğini düşünerek bu kanıya vardım.

Umarım hayatının sonuna kadar kendin gibi iyi niyetlilerle karşılaşırsın ki Allah (cc) en adaletli olandır. Bunun yararını öyle ya da böyle görürsün. Kendine iyi bak…

                                                                                  
Hakan


Selamlar sevimli pandamJ lise yıllarının sonuna geldik ama seninle okulda değilde dışarıda görüşmek daha zevkli. Mesela yılbaşı gecesi çok zevkliydi J İnşallah bu yaz daha zevkli bir tatil yapıcaz senle.

Lise 2’de samimiyetini çok daha iyi anladığım birisin bütün bilgisayar ihtiyaçlarımı senden karşılıyorum, cd çektiriyorum bir gün hayır bile demedin. Çok iyisin ahbap yaJ Ama bazen de iğrenç geyik yapıyorsun ki kafamı duvarlara vurup parçalayıp, seni duymaktansa o işkenceyi çekmektense ölmeyi istediğim çok oldu. Önce inanmamız lazım Alperen dediğin gün öyle delirmişim ki aynı gece rüyama bile girdi, uyandım sabaha kadar bir daha uyuyamadım.

3 yıldır kendini o kadar çok sevdirdin ki Meriç, çok temiz bir kalbin var, çok samimi çok içten birisin. Her eve lazım derler ya işte öyle birisinJ birde bana sürekli satıcı deyip durma, alınıyorum desem  iyi bir söversin J

Ömrün boyu çok çok mutlu ol, sakın ha üniversitede kendini kaybetme, umarım üstünde hiçbir kötü izlenim bırakmamışımdır. Kendine iyi bak sarı çocuk….

                                                                      
Alperen


Yakışıklı, zeki., çevik ve ahlaklı arkadaşımızı. Yiğit ve Türk erkeğinde bulunması gereken tüm özellikleri bünyesinde barındırmaktadır. Her ne kadar görünüşü olarak Türk’e benzemese de. Meriç yakışıklılığıyla kızların beyaz atlı prensi olmuştur. Voleybol takımında Cihan hocayla ters düşmüş ve yedeklerin vazgeçilmez adamı olmuştur. Voleybol maçları Meriç sayesinde dolmuştur. Kızlar Meriç’in oynadığı maçlarda salonu istila etmişlerdir. Voleybolda edindiği bu kariyer sayesinde kısa sürede Sivas’ın ünlü simaları arasında yer almıştır. Ama onun ilk tanınması fizik yazılılarıyla olmuştur. Lise 17de n-herkes fizik yazılılarından dökülürken o aza kanaat eden bir müslümana yakışmayan notu yani yüzü alarak sınıfı ortalamasının 32’den 38’e taşımıştır. (cümle için bakınız Kimya Teorileri 1 Vahap Pınar 2.bölüm 1.Balo) Bu yazılılardan sonra  Meriç’in etkisinde kalarak Deniz Can’ın etkisinde kalarak Müslümanlıktan uzaklaştığı söylentisi yayılmıştır. Herkes fiziğimi beş düşürmek için 6 tane yüz isterken o beş düşürmek için hocadan 6 tane otuz isteyerek artistlik yapmıştır. Umarım ileride de hep zeki, çevik ve ahlaklı olursun!

                                          
İhsan Kıral  


Cumhuriyetimizin şu 80.yılında seninle beraber geçirme şansını yakalamanın o muzaffer kudreti, içimde hissediyorum. O masmavi gökyüzünde, sapsarı parıldayan güneşin o sevincini sana baktıkça senin gül yüzünle gördüm. Çıldırtıcı ve entrikalarla dolu bir uykunun sevimsiz sabahı gibi sıradan mahmur, aynı sabahın ilk sıcak çayı gibi ferah ve aniden gelişen bir karşılaşma ile merhaba arkadaşım diyebilmekti seni bu okulda görebilmek.

Senin bu arkadaş canlılığın fışkırır her an mücerred gibi, her daim sevgi duvarı ardından açılan toz pembe yüreği, görebilsem seni bir kere daha buradan gideli, işte o zaman yaşayabilirim mutlulukları ve hüzünlü anıları geri.

Artık bütün yaşantıları bir bir bırakıp gidiyoruz. Artık biliyorsun ki bir daha yeni lise arkadaşlarımız olmayacak. Artık umutlarla ve sevgilerle dolu yeni arkadaşlarımız olacak. Bil ki bu arkadaşlardan biri de sen olursun.

Azizi vatanın kayıtsız, şartsız bağımsız yaşayacağı nice yıllarda Cumhuriyet ile geçen her günde umarım sende var olursun. Sana çocuklarınla geçireceğin nice güneşli ve mutlu günler dilerim.

Zaferler hep seninle olsun!...

                                                                                 
Sinan


Sarışın, mavi gözlü, yakışıklı mı yakışıklı….Okulda ilk dikkati çekenler arasında bu arkadaş. Ortaokulda da bir sene aynı sınıfta olunca artık Meriç’i iyice tanıdım. Üç sene boyunca fazla çalıştığını söyleyemem. Ama zekası, yorumlama gücü o kadar büyük ki çalışmaya ne gerek var. Fizikte okulun bir numarası olması da bunu gösteriyor.

Meriç’i tanımak, onunla aynı sınıfta olmak gerçekten ayrıcalık. Çok iyiliksever her şeyden önce. Gerçekten yardımın kimseden esirgemiyor. Kendisine yapılan iyilikleri de hiç unutmuyor.

Başka bir önemli özelliği de arkadaşlığa çok büyük önem vermesi. Meriç’in arkadaşı olmak, hele yakın arkadaşı olmak büyük şans.

Bu arkadaşımızın ÖSS’de de sınıfımızın iyilerinden olacağından şüphem yok. Seni, Nuray’a takılmanı ve Davut Güloğlu’yla ilgili ilginç yorumlarını hiç unutmayacağım.

Kendine çok iyi bak…

                                                                                 
Gökhan Y.


Bütün resesif genlerin bir arada bulunduğu nadir insan. (dünkü biyoloji dersinde öğrendiğim bilgiler eşiğinde) Türk toplumunda kahverengi-siyah göz baskın mavi göz çekinik, esmer baskın, sarışınlık resesif, bu konuda senin resesif olduğuna hiç kimsenin şüphesi yok, yeterince parlıyorsun zaten. Bu işin birde dış görünüşe artı olarak iç tarafı var. Türk toplumunda pek görülmeyen. Ama onlar şimdilik potansiyellerini koruyor ve harekete geçmek için dost gözle üniversitede yolunu bekliyorlar.

Aslına bakarsan bir kere sen bulunduğun okula aykırısın. Başta Allah vergisi yakışıklılığın sonracığıma semede değilsin. Ama recep değil de Şaban ayında doğsaydın nasıl olurdun bilmiyorum. J saçlar falan uzun, ceketi yastık olarak kullanan adamadan ne beklenir J zaten anlattığın arkadaşlarının yolu yol değil J

Yok bizim bir arkadaş var. Saçlarını şöyle kazıtmış böyle boyamış. Yok bizim bir arkadaş sol kulağında 5, sağ kulağında şu kadar küpe var.

Tövbe. Daha fazla damlıyım ben bu konulara çarpılacaz  sonra..lise 2’de aynı dönem olmamıza rağmen hiç muhabbetimiz olmadı. Lise 2’de seninle aynı sınıftaydık ve dedikleri kadar vardın. Özelikle fizikte kafan çalışıyordu. Ve o zamanlar bende karakterinin oturmuş olduğunu düşünüyordum. Ama sonra bu düşüncemden vazgeçtim. Sadece böyle görünüyordun. Seni böyle gösterense olaylara daha soğukkanlı yaklaşmandı bence.

İnşallah hayatının her anında bu özelliğini korursun ve yürüdüğün yolda başarılı olursunJ

                                                                                 
Dilşad


Lise 1’in ilk günü, girmiştim sınıfıma oturdum boş olan arka sıraya , güneş gibi parlayan  bir şey gözümü aldı. Bakamıyordum alışınca gözüm, gördüm onu, o sarışını.

Orda tanıştık Meriç’le hemen kaynaştık. Çok sevdiğim bu minicik arkadaşımla sadece 1 hafta aynı sınıfta olduk. Ama hep arkadaştık. Gerçekten çok iyi, çok cana yakın biriydi. O tam bir sporcuydu. Her yönüyle sadece yeteneği ile değil. Çok iyi basketbol ve voleybol oynardı. O smaçları unutulur muydu? Adeta asılı kalırdı havada, topa vururken veya potaya yönlenirken. Sanki yavaş yavaş çekim izler gibiydi onu izlemek. Çok yavaştı her şeyiyle ama çok hızlı arkadaşlık kurduk oyla.

Bana Meriç’i unutturmayan çok önemli şey de iki yıllık Kayseri olimpiyatları maceramızdı. Unutamam asla Kayseri’nin altını üstüne getirdiğimiz o kısa ama çok dolu geçen hafta sonlarını. Unutamam onun Kayseri fen liesindeki oynadığı basketbolu, beraber oynadığımız basketbolu, milyarder olamadığımız milyarder oyununu, battığımız batağı, beraber verdiğim pozları. Unutamam çünkü hepsinin fotoğrafı var….!!!

Fotoğraf falan bahane, seni nasıl unuturum ben. Ne zaman Kayseri’ye gitsem sen geleceksin aklıma. Umarım senle daha çok gideriz oraya. Yeni maceralar peşinde. Kendine hep iyi bak, gönlünce yaşa mutlu ol ve bu mutluluğu yavaş yavaş her zamanki gibi, tadını çıkar. Sevgilerimle…

“Hoşşş” çakal….

                                                                                 
Nurdoğan Çıkı


Kısa adıyla RMD’yi lise 1’de hiç sevmezdim. O zamanlar takıldığı arkadaşları pek sağlam tiplere benzemiyordu. Nerden bilebilirdim bir sene sonra bu uzun, sarı saçlı çocukla çok iyi arkadaş olacağını?

Kendisinin en sevmediğim özelliği yavaş olmasıdır. Basket oynarken, konuşurken, yürürken kısaca hayatın her anındaki görenleri hayrete düşüren metabolik hızı kendisinin bir an önce gidermesi gereken bir eksikliğidir bence. Tamam gerçek hayatta yavaş olmasını anladıkta, internetteki yavaşlığına ne demeli? Kendisi bunu aynı anda birçok web sitesine girmesine bağlasa da, onunla chat yapmanın 10 yıl öncesinin internet hızını denemek olduğunu söyleyebilirim.

Mavi gözlü, geniş omuzlu arkadaşımızın karakteristik özelliklerinden birisi de insan yiyip bitiren bakışlarıdır. O heybetli görünümü tamamlayan bakışları fazla samimi olmamız gerektiğini söylese de, aslında çok cana yakın pozitif görüşlü biri olduğunu biraz arkadaşlık yaptığımda güldüğümüz esprileri pek unutulacak gibi değil.

Dostlar alışverişte görsün denir ya, işte sizde Meriç’i sinemada görün. Hele de yan yana oturuyorsanız işiniz çok zordur. Çünkü oturduğumuz koltuk devamlı bir sallantı halindedir. Vücudundaki fazla enerjiyi bacaklarını devamlı suretle hareket ettirerek atmaya çalışmaktadır kanaatimce. 3 sene boyunca oturduğu sıranın altının olmaması da bunu destekler niteliktedir.

SFL’de en zor günleri şüphesiz lise 2’de yaşadık. O zor ÖYS konularından girdiğimiz yazılılardan tam bir hüsranla çıkıyorduk. Ama biri vardı ki benim ortalamam 2 olduğu zamanlar, ortalaması 4-5 arasındaydı. Sınıfın tombullarından Buğra ile yaptığı arkadaşlık herkesi kıskandırıyordu açıkçası.

Ne yalan söyleyeyim, SFL’deki en zeki öğrencilerden biri de Meriç’tir. Lise 3’de ders çalışmada 75 netin altına düşmüyordu. Öyle ki evinde bir çalışma masası bile yoktu. Buna rağmen oldukça alçak gönüllü davranıyordu. Vasat bir öğrencisiymiş gibi konuşurdu devamlı.

Yardımseverliğinden bahsetmeden olmaz. Bilgisayarla ilgimizden dolayı, işlerimizi halletmek üzere bizi evine götürürdü. Ama işimize yaradığımızı sanmayın. İnternet kafede 2-3 saatte yapılacak işi onun evinde 2-3 günde bitiremiyorduk. Bilgisayarda çözemediğimiz gizemli bir şeyler vardı.

Ona Tokat’taki sinemayla alay etmesinden dolayı çok kızardık. Genel anlamda alay etmesini, gülmesini seven biridir.

                                                                                  
Nedim