Onbir B sınıfı öğrencileri, sınıfla ilgili fotoğraflar, anılar, ilginç ve komik şeyler..
Öğrencilerden öğretmenlere, okul binasına, pansiyonuna kadar her kesimden multimedya arşivi.

49 BETÜL MERVE GÖRÜCÜ


Memleket: Sivas
Cep Tel: 
0536 268 44 95 - 0505 222 79 81
E-mail: 
mervegor@yahoo.com




Canım, bir parçam, bir tane arkadaşım. Sana ne yazabilirim ki. Seninle paylaştığım şeyleri anlatmaya kalksam sayfalar yetmez, sevgimi anlatmaya kalksam kalbim dayanmaz. Sen çok fedakarsın ve yardın seversin. Bu okulda seni sevmeyen ve senden hoşlanmayan olacağını zannetmiyorum. Seninle 3 yılımı paylaştığım hiçbir gün için pişman değilim hatta şükrediyorsun. Hele hasta olduğum vakit peşimde pervane gibi dolaşman aklımın ucundan gitmiyor.

 

Bu güne kadar birçok konuda hakkın geçti bana. Kardeşimden yakın oldun bana paylaşmadığımız duygu, mal, mülk hiçbir şey kalmadı. Gerektiğinde ablam, gerektiğinde sırdaş, bazense yaramazlıklarınla benim minicik kardeşim oldun. Beni en zor anlarımda hiç yalnız bırakmadı. Hatta hiç yalnız bırakmadın. Artık hepimiz bir bütün olmuşuz farkında olmadan. Birbirimizi düşünmeden hareket edemiyoruz. Seni tanıdığım için o kadar mutluyum ki. Ayrıca anneni ve babanı seni bu kadar mükemmel yetiştirdikleri için çok kumluyorum. Hiçbir yalanını görmedim. Üç yıl boyunca dürüstlüğünden hiçbir şey kaybetmedin. İnşallah bundan sonra da devam eder. Sen bu dünyada her şeye layık olan insanlardansın. Zannetme ki bunları seni övmek için yazıyorum. Bunlar benim içimden geçen duygular. Umarım ileride bir gün seninle tekrar karşılaşırım zaten düğününe gelecem inşallah. Sana olan sevgim kalbimden hiç eksilmeyecek umarım sende beni benim sevdiğim kadar sevmişsindir. İnşallah bütün duaların kabul edilir ve hayatta daima mutlu olursun.

            Seni sevmeKden bıkmayan ve her zaman sevilmek isteyen kardeşin.

                                                                                 

                                                                                                                        
Nisa



Geldik üç yılın sonuna. Başkasıyla geçireceğim 3 asra bedeldi seninle geçirdiğim şu dolu dolu 3 yıl.

            Her konuda bana daha iyisini göstermek için çırpındın durdun. Seninle samimi olmam yaptığım en iyi şeydi bu okulda. Sen hatalarımda beni uyardığında daha da büyüdüm sanki.

            Neler yapmadık ki bu okulda! 3.kata spor salonunun minderlerini mi taşımadık, duvar üstlerinde katmer mi yemedik. Bizi çarşıda bir yerlere yetişmek için koşarken görenlerin, şaşkın bakışları haya gözümün önünde. Hele de Sultan Murat’ın bilim fuarı, yakalamaçlar, pansiyondaki çılgın kız rollerin, birbirimize uyguladığımız diyet programları, korku filmlerinde yaşadığım panik, dahası her saniyesi dopdolu hiçbir saniyesi boşa geçmemiş 3 yıl.

            Sana karşı yaptığım hatalar ne denli büyük olursa olsun her elimi uzattığımda tutuverdin. Ortak sorunlarımızda ağladık telefon odasında, ortak olmayanlara karar vermeme yardımcı. Başım sıkıştığında Kangal’da bile olsam bir şekilde ulaştın bana, destek oldun. Tangel’i öğrettin bana, BİR DE DOSTUN NE DEMEK OLDUĞUNU …

            Bir de annenler bana teşekkür ediyorlar sana birkaç kelime öğrettiğim için. Nereden bilecekler ki senin bana yaptıklarının yanında bunun derya içinde damla olduğunu.

            Üzerimdeki hakkını ne yapsam ödeyemem, ama inşallah bir ömür görüşürüz ve bana yaptıklarına bir nebze olsun karşılık verebilirim…

            Dostum olduğun için ve bir ömür dost kalacağımız için çok şanslıyım.

                                                                                 

                                                                                                                                                                                                                  
Meltem



Canım Mervem,

            Şu üç yıl boyunca öyle güzel şeyler paylaşıldı ki bu okulda, şu an geriye döndüğümde kimse hakkında kötü düşünemem. Ama öyle bir şey ki aramı öyle herkesle de çok iyi tutamam. Bazı kişiler özel olmalı, çünkü insanlar zaten yaradılışı gereği ayrı. İşte bu özel birkaç kişi içinde olan sen, her zaman benim yandaşım, anlaşılması güç dünyanın bir küçük anahtarı oldun. Seninle paylaşmak çok güzeldi. Seninle sohbet etmek, çözüm üretmek, üzülmek, hayal kurmak, yemek yemek, çay içmek her şey çok güzeldi.

            Yatkılı okumak bizleri nerelere getirdi bilmiyorum ama böylesine bir paylaşımı, insaniyeti, yardımı ve dostluğu nerde bulabilirim bilmiyorum. Hep bana zevklerime, fikirlerime yakın, zengin gönüllü, altın beyinli, iyi düşünen, kolay sevebilen, mükemmel bir dost oldun. Bu mantığı ve gizemini kaybetme. Değerli olan aranılıp bulunandır.

            Her şeyinle doğal, soğuk kanlı ve sevecen karakterin hep ışıklarla donansın. Sev, sevil, düşün, düşünül…

            Boğaz’da 3 Şubat’ta oldu mu? Senelerce görüşmek dileğiyle…

                                                                                 

                                                                                                                 
Ece Ceren Önder


İlk başta şunu söylemek istiyorum. Beraber geçirdiğimiz son iki sene için çok sağol. 1.sınıfı saymıyorum çünkü ben seni o zaman tanıyamamışım. Bu denli şen şakrak ve keyifli biri olduğunu fark edememişim, ama yine de çok şanslıyım geçte olsa seni tanıdım. Seninle daha uzun seneler beraber olmayı çok isterim (sakın unutma seneye Sivas’a beraber gelcez!!)

            Sivas’ın bir ucundan öteki ucuna salep içmeye gitmelerimizi (ve bana zorla içirmeni) yolda bizi gıcık eden hareketlerini, pansiyondaki oyunlarımız(!) asla unutmayacağım. Aslında seninle sadece okulda görüşenlerin, konuşanların seni fazla tanımadıklarına inanıyorum. Ama olsun sen onlar gözünde de hep çok iyi, taktir edilecek birisin. Onların ve benim dert ortağımsın (bu arada lise 2’deki sıkıntılı zamanımda yanındaydın. Bu iyiliği hiç aklımdan çıkmıyor. Çünkü tek yanımda sen verdin ve teselli edende sendin beni!!!) Üniversitede ayrı şehirlerde olsak bile bağlarımızı hiç koparmayalım. Ben senin dostluğunu kaybetmek istemem!!! Hak ettiklerinle birlikte istediğin yerde olman dileğiyle.

                                                                                 

                                                                                                                                                    
Ceren



Merveciğim, güzelim, etüt masası arkadaşım, masum yüzlü meleğim bu uzadıkça uzar, sen benim daha neler neler demek istediğimi biliyorsun, başkaları bilmesin ne olacak?

            Sana bir şeyler yazmam için şu kadarcık kağıt vermişler bana. Ama onlar da haklılar, nereden bilsinler ki şu üç yılda seninle yaşadıklarımızın, paylaştıklarımızın bu kağıda sığmayacağını…

            Bazı şeyleri anlamak ve kabullenmek çok zordur bebeğim. Aynı benim gelecek sene yemek yerken, su içerken, ders çalışırken seni yanımda bulamayacağımı kabullenmekte zorlanacağım gibi…

            Beni sabahları kaldırmada zorlanmayan tek kişisin. Çünkü senin sesini duyunca ve gözlerimi açıp da seni görünce sana “hayır” diyemiyordum.

            Babamın sana gönderdiği asker selamlarını, anneme senin için yaptırdığım peynirli böreklerin(!), koridorda ettiğimiz dansların, kim daha çok soru çözecek diye yaptığımız yarışların (bu belki bitebilir) burada biteceğini sanıyorsan yanılıyorsun canım.

            Seninle geçirilen ve yaşanılan anlar o kadar güzeldi ki, ömrün boyunca unutamam melek yüzlü bebeğim.umarım seneye İstanbul’daki küçük bir yerde çaylarımızı yudumlarken (tabi yanında annemin yaptığı o sıcacık börekler de olacak) buluruz kendimizi.

            Otobüs yavaş yavaş son durağa yaklaşıyor canım, inme zamanına çok az kaldı…

            Bir insanın başına gelebilecek en kötü şey nedir, biliyor musun? Unutulmak. Her zaman hatırlanmak umuduyla, umut, bir ışıktır; ben bu ışığı hep içimde yaşatacağım, bebeğim!!

                                                                                                                                                                   

                                                                                                                                          
Sercen



Biricik çirkin arkadaşım benim. Sözlerime nasıl başlasam, duygularımı satırlara nasıl döksem bilmiyorum ama bir yerden başlamam gerekiyor herhalde. Senin ne kadar yardımsever, ne kadar iyi kalpli, ne kadar mantıklı ve ne kadar da güzel bir kız olduğunu anlatmaya kelimeler yetmez. İnsanlar hayatları boyunca güvenebilecekleri bir dost isterler. Bazıları bu konuda çok talihsizdir bulamaz, bazıları da çok şanslıdır, birden karşılarına çıkar. Bende kendimi bu şanslı kişiler arasında görüyorum. Niye mi? Aradığım özelliklerde bir dost buldum kim mi? Sen…ne zaman bir sıkıntım olsa, ne zaman kendimi mutsuz hissetsem, ne zaman yardıma ihtiyacım olsa kendimi senin yanında buluyorum. Beni sabırla, bıkmadan usanmadan dinliyorsun. Gerektiği yerde öğütler veriyorsun. Hem de küçümsenmeyecek derecede mantıklı öğütler. Beni sana karşı biraz daha yaklaştıran yönünde oturuşunla, kalkışınla, bütün hareketlerinle tam bir hanımefendi oluşun. Düşünüyorum da senin gibi özelliklere sahip bir dost bir daha karşıma bir daha zor çıkar. Eğer samimiyetime inanırsan sana bir şey söylemek istiyorum. Eğer bu okulda tanıdığım ve ölünceye kadar da unutmayacağım. 2 kız varsa biri sensin. Ötekini de söylemeye gerek yok herhalde!. Umarım bundan sonraki hayatında her şey dilediğin gibi olur. Çünkü sen bu dünyadaki bütün güzelliklere layık birisin. Dostluğumuzun hiç bitmemesi dileğiyle!....Beni unutma!!

                                                                                 

                                                                                                                                             
Serkan


Selam asker kızı,

            Yaptığın her şey bana bunu hatırlatıyordu. Diyordum içimden “tam asker çocuğu” bazı sert hareketlerin, bazı şeylerden ödün vermeyişin, KARİZMAN, güçlü olman daha bir çok özelliğin…Belki bir kısmı Çerkez olmandan geliyordur J

            Birde ikinci bir Merve var. Neşeli, bilgisayar meraklısı, bazen çocuk gibi…Tabii fıkra ve animasyon anlatmadaki başarından söz etmeden olmaz.

            Umarım hayatında her şey istediğin gibi olur. Tekrar karşılaşmak dileğiyle…

                                                                                                                               
               
Dilşad


Betül Ming. Lise 2’de aynı sınıfta olmamız dolayısıyla kanışmış oldum. Bu sene (Nisa ile beraber) tek komşularımız ve yazılıdaki tek dostumuz olması hasebiyle biraz daha tanıyabildiğimi sanıyorum.

            Bence Betül’ün karakterinde en fazla öne çıkan şey kibir, gurur, asalet. E bu da Ming hanedanından gelişinden kaynaklanıyor sanırım. Genel olarak neşeli ve hayatını nasıl daha neşeli yaşayabileceğini bilen biri ama sinirlenmiyor değil. Ya açıkçası sinirli halini ilk gördüğümde bende çok sinirlenmiştim. Çabuk değil ama insan uzun süre öfkeleniyor. Yükü rabbim herkesi o öfkenin kendisine yönelmesinden korusun (Amen)

            En çok şaşırdığım şey sadece bir film olan Yeashol (Türkçesi Musa)dan sonra filmdeki prensesi kıskandığını itiraf etmesi olmuştu.

            Birde sürekli duyduğum istemediği her durum için çıkardığı “yaa” sesi uzun süre hafızamda kalacak sanırım.

            İstediğin yerlerde sevdiklerinle mutlu olman dileğiyle.

                                                                      
                                          
                                                  
Hasan Arı



“Arkadaşım nasılsın? Çoluk çocuk nasıl, enişte bey ne yapıyor?” J

            Allah’ım ne gırgır. Ya senin verdiğin cevaplarda beni resmen krize sokuyordu. Hayatım, seninle hiç ama hiç aynı sınıfta olmadık, lakin ama, fakat J gönlümde TOP 3’ün içindesin. Lise 1’de Merve Gedikli aracılığıyla, lise 2 ve lise 3’te de zaten kendimiz görüşmeye başladık. Seninle daha tanışmadığımızda Allah, Allah çok sevimli bir kıza benziyor ama çok soğuk dediğim zamandan bir hafta geçmişti ki ya dedim Görücü yeter güldürmekten beni o kadar çok ısıtıyorsun ki erimeye başlayacağım dediğim zamanları asla unutmayacağım. Canım senden iki şey istiyorum. Birincisi geç bulduğum (aslında geç de sayılmaz ama neyse) arkadaşlığı çabuk kaybetmek istemiyorum. İkincisi ise seni en iyi yerlerde görmek istiyorum. Ya üçüncüyü de ekleyebilir miyim? Asla o saf, temiz kalbin karakterini (gerçi çok bozum ama formalite icabı iyi demek zorundayımJ ) dost canlılığını asla kaybetme, ya seni o kadar çok seviyorum ki…

            Bir tanem ömür boyu başarılı olursun inşallah ilerde inşallah görüşeceğiz. Ama görüşemesek de enişteye selam söyle, çocukları benim yerime öp.

                                                                                  

                                                                                                                                                                                                                                                          
Tuğba Toprak


4 karbonlu olan bütanın bir izomeri olan Betül bir diğer adıyla Merve bir diğeriyle Görücü bir çerkezdir. Onu görene kadar Çerkezleri severdim. Şimdi…maalesef iki senedir aynı sınıfta bulunmaktayım. Tatlı değil ama(!) acı da olsa birçok anıyı kendisiyle paylaşıyorum ve sırf bu yüzden bu satırları ona yazıyorum. Bak Merve böyle gitmez bu kibirinden kurtulmadıkça sen daha çok sene yaşarsın. Ne alaka bende bilmiyorum ama öyle işte. Kendisini çok çalışması için gaza getirmem getiren benim. Bunu 40 gün ne dersen o olurmuş prensibine güvenerek gerçekleştirdim. Kendimle gurur duyuyorum ve tembel birinden çok çalışan bir insan yapmayı başardığım için mutluyum. Bunun faydasını görecek ve bana inşallah çok dua edecek. Her şeye rağmen iyi bir arkadaş olduğun için sana teşekkür ediyorum. Yolun açık olsun.

            (unutma! Dünya liberal dünya saadet parayla)

                                                                                 

                                                                                                                                                
Halil Kul


Bebek yüzlü, sevecen arkadaşım Merve’ye;

            Seni daha lise 1’de aynı sınıfta olmamamıza rağmen inan çok sevmiştim. Merve lise 2’de aynı sınıfta okuyunca gerçekten de sevgimin ne kadar yerli yerinde olduğunu anladım. Merve gerçekten çok iyi bir dost, kötü gün dostusun canım. Benim için o kadar iyi bir arkadaşsın ki…Şimdi aklıma yazacak hiçbir şey gelmiyor ya da yazabileceğim çok fazla şey olduğu için nereden başlayacağımı bilemiyorum. Galiba 2.gerekse dana doğru ama işte yavaş yavaş yazacaklarımı toparlayabiliyorum.

            Mervecim beğendiğim taktir ettiğim birçok güzel huyun var ama şu an sanırım hepsinden güzel olduğunu düşündüğüm yanından bahsedeceğim. En beğendiğim huyun hal ve hareketlerinde çok terbiyeli ve edepli olman, nerede, ne zaman ve karşındakinin kim olduğunu bilerek davranman, konuşman. İnan ki seni çok beğeniyorum. İleriki yaşamında da aynı şekilde güzel, anlamlı yaşaman ve dilediğin yerde ve insanlarla olman dileğiyle….Seninle daima görüşmeyi ister ve dilerim canım arkadaşım.

                                                                                 

                                                         
Fatma Yekeler


Değerli arkadaşım Betül;

            Merve Görücü seninle ilk tanıştığım gün hala dün gibi. Ali abi’nin yeğeni gelecekti o gün dükkana. Sonra geldin ve ilk intibanı yerin dibine geçirdin J babamın tabiriyle bana “Uğur Can” dediğin an hayatının hatasını yaptın! J Derken lise hayatı başladı. İkimiz de (özelliklede sen) soğuk bir yapıya sahip olduğumuzdan kaynaşmamız biraz zaman aldı. Üç senelik arkadaşlığımız boyunca kimi zaman samimi, kimi zaman soğuk da olsa sana verdiğim değeri hiç kaybetmedin. İhtiyacım olduğunda hep yanımda oldun. Öyle yardımseversin ki, ben sana koşarak geliyordun. Sağol, gerçekten her şey için çok çok sağol. Görüşmek dileğiyle…

                                                                                  

                                                                                              



Lise 1…Fen lisesinde bir eylül günü..Akşam oldu olacak ama kimse pansiyona uğramıyor. Benim oda aramanın telaşıyla, canım sıkılıyor. Biri gelse de tanışsak!..

            Tam o sırada Samsun’un güzel kızı yola çıkmış. Herhalde hissetmiş birinin yalnızlık duyduğumu..

            İlk tanışmam böyle oldu. Ama o arada yaşadığım pişmanlık hala içimde acı olarak kaldı. Keşke bu Çerkez kızını bırakıp da ondan ayrılmasaydım.

            Ben onu bırakmama rağmen, o bana aynı ihaneti yapmadı. O bağları koparmak istemiyordu. Belki de şu anda onu tanımanın zevkini ona borçluyum. Onun fedakarlığına, içindeki arkadaş sevdasına belki de karşılıksız sevişine…

            Ben Merve’yi tarif edemem ki. Eğer onu tanımlamaya çalışsam tüm Fen lisesi sayfasını gasp etmem lazım.

            (Merve’nin meraklı bakışlarını görür gibi oluyorum)

            Tamam, Merve meraklanma,

            Söylüyorum işte seni sana

            Bir tutam sevgi, bir tutam gülücük, içinde Merve;

            Veriyor öpücük J

            Tüm duaların kabul edilmesi dileğiyle.

                                                                                             

                                                                                                                                                  
 Büşra



Merve;

            Dertlilerin ilk uğrak yeri. Merve’yi birçok defa gözleri hüzünlü kişilerin yanında o ciddi, dinlediğini hissettiren bakışlarla gördüm. Karşındakine güven veren bir tarzı var. Çok klasik ama birkaç defa sana Güzin abla yakıştırmasında bulunmuştum. Umarım kızmazsın.

            Neşeli tarafını da unutmayalım genelde neşelisin ya da öyle gözüküyorsun. Kimseye kızdığını görmedim. Küçük sürtüşmelerinde ise ses tonunda asla kötülük hissetmedim. Çok iyisin.

            Spor konusunda da çok başarılısın. Bu tescilli bir gerçek fakat asıl üstünlüğün karakterinde bence. Nasıl başardığını anlayamadığım, çok sağlam bir karakterin var. Şans dileklerine ihtiyacın olacağını sanmama rağmen başarılar.

                                                                                  

                                                                                                                                                                
Mehmet Arslan



Siz onun dışardan o sakin görünüşüne aldanmayın, SFL’nin en sportif kızı olsa gerek. Hatta enerjisini voleybol toplarından çıkaramaz. Pansiyonda öğle aralarında balonla oynamaya devam ederdi. Arkadaşlarıyla kudurması da yanına ekti tabi. 3 yıllık lise hayatında 1 sene aynı sınıfı paylaşabildik ama çok güzel anılarım oldu. O sevimli gülmesine bakıp da gülmeden duramazdım. Ne kadar da güzel bir doğum günü olmuştu öyle. O simsiyah ve dümdüz olan parlak saçlarını iki yandan bağlamıştı. Onun çok tatlı biri olduğunu biliyorduk ama bu kadarını tahmin edemiyorduk. Bütün okul görsün istedik ama olmadı.

            Ne dersin Mervecim, okuldan mezun olmadan bir gün öyle gelir misin? O gün o güzel sohbetlerden sonra sabaha doğru uyumuştuk herhalde…Bir de çikolata yemelerimiz vardı. Hep birlikte alır, kime bakarak yesek diye düşünürdük J (bunu çoğu kimse anlamayacak ama neyse…)

            Pansiyonda camın arkasından milleti izlemenin de tadı başkadı hani J

            Her şey gönlünce olsun güzel arkadaşım!

                                                                                                                                                         

                                                                                                                                            
Fatma Kayacı


Merve, her zaman mantıklı tavırlarıyla hepimize çaresiz anlarımızda yardım etmiştir. Mervecim;

            Şu 3 sene boyunca dostluğun o kadar temiz o kadar tatlıydı ki nasıl bu kadar çabuk geçti gitti koca seneler anlayamadım. Tabii ki derdim olduğunda ilk yanına geldiğim insanlardansın. Ama sende biliyorsun ki sadece bir konuda kendime söz geçiremiyordum. Yoksa senin söylediklerinin hepsi bir mıh gibi aklıma kazınmıştır. Emin ol hayatın ilerleyen safhalarında bunları mutlaka değerlendireceğim. Nasıl olsa insanoğluyuz başımızdan dert hiç eksik olmayacak Allah kimseye kaldıramayacağı yük vermesin.

            Antrenmanlar boyunca bana verdiğin desteklere çok teşekkür ederim. Voleybol konusunda da sen benim hocamdın. Bu konuda da olduğu gibi senden hayata dair çok şey öğrendim.

            Çerkez güzelim;

            İnşallah hayatın boyunca en kalıcı mutluluklar seninle olur. Mutlulukların peşinde başarı ve sağlık da hiç seni yalnız bırakmasın.

            3 senelik canım dostum;

            Tek dileğim bu dostluğumuzun SFL’den sonra da devam etmesi yine senden bir çok şey öğrenebilmektir. Allah ebedi mutluluğa eriştirsin.

            Not: ilk gün maceralı basket atışımı hiç unutma!...

            Seni çok seviyorum.

                                                                                 


Sümeyye Örnek


Eğer bir insan hakkında çok iyi şeyler düşünüyorsan bunu yazıyı bırakın gerçek hayatta bile ifade edemem. Ama Merve hakkında hiç süslemeden ve tüm kalbimle söyleyebileceğim şeyler şunlar:

            O gerçekten sıkı bir dost, bunu onu ilk gördüğüm gün anlamıştım. Hislerimde beni yanıltmadı. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki dönemimizde kendini yalnız hissetmeye kimsenin hakkı yok, çünkü okulu Merve gibi bir arkadaşla paylaşıyoruz.

            Kalbinin götürdüğü yere git. Sevgili arkadaşım, çünkü onun seni yanıltmayacağından eminim.

                                                                                 

                                                                                                        
 İlker Özel



Betül, sınıfımızın hanım hanımcık kızlarından birisidir. Hal ve hareketleriyle alt devrenin model seçmesi gereken biri. Bazen çok ciddi gözükür, bazen de çok neşeli. Gerçekten çok olgun biri, neyi ne zaman yapacağını çok ili bilir. Çok da sıcakkanlıdır.

            Hayatın boyunca sağlıklı, mutlu ve başarılı olman dileğimle…

                                                                      

                                                                      
 Ertuğ Erbıyık
 


Okula ilk geldiğimde gözüme ilk çarpan kişi Merve. İlk oda arkadaşım ve ilk samimi olduğum kişi de o. Daha sonra yollarımız ayrıldı. Bu birazda benim suçumdu. Evet suçluyum ve bundan dolayı pişman olmadığımı söylersem yalan olur.

            Burada gördüğüm en sağlam kişiliklerden birisi Merve. Ayaklarının üzerine basmayı çok iyi biliyor onu çok seviyorum. Onunla vakit geçirmesi çok güzel. Bizi ayıran tek özellikse onun askeriyede yetişmiş olması yani yaşam tarzlarımızın birbirine çok uzak olması.

            Mervecim, emin olabilirsin ki seni hiç unutmayacağım. O güzel gülüşünü hiç yitirme olur mu?

            Hoşcakal…

                                                                                 

                                                                           
Hatice



Hanımefendi ve çok cana yakın olan arkadaşımdır. 1 sene benimle aynı sınıfta kalarak kahrımı çekme başarısı göstermiştir.

            Samimi hareketleri ve çalışkan kimliği ile kendini sevdirmiş unutulmayanlar arasında yerini almıştır. Taktir ettiğim bir ailenin kızı olan Betül’e masa tenisindeki yeteneğinden de söz etmemek olmaz.

            İnşallah istediğin üniversitenin ve istediğin bölümünü kazanman dileğiyle. İnşallah her şey gönlünce olur.

                                                                                             

                                                                                                                                                                                                                                                    
Önder



Sevgili Betül daha doğrusu Bıtıl! Çünkü ben seni gıcık etmek için hep bıtıl dedim. Seninle lise 1’de fazla, hatta hiç samimiyetimiz yoktu. Ama en güzel yıl olan lise 2’de sınıfların da değişmesi aracılığıyla tanıştık. Çünkü bu sefer aynı sınıftaydık, hatta önünde oturuyordum L (tabii bu ağlama işareti işin esprisi)

Aynı sınıfta birçok şey yaşadık, tabi kötü olayları hatırlamıyorum ama çok güzel, eğlendiğimiz anılarımız sayısızdır. Bir keresinde Feyza’yla bir olup keçeli kalemlerle kafamdan ayaklarıma kadar boyayıp beni palyaço’ya çevirmiştiniz. Her ne kadar son sınıfta ayrı sınıfa düştüysek de muhabbetimiz devam etti. İnşallah da ömür boyu devam eder. Seni unutmayacağım.

                                                                      

                                                                                                                   
Furkan Savaş


Sınıfımızın en gizemli kızı. Seninle tanıştıktan sonra arada kopmalar da olsa iyi bir arkadaşlığımız oldu.

            Beraber geçen üç yılımızda birçok anımız oldu. Birde üç yıldan beri seninle uğraştım durdum. Sende ister istemez benimle uğraştın. Birbirimize kağıt atmalar, bilgi atmalar, vurmalar… üç yıl boyunca her zaman oldu. Biz bazı şeylerin farkına vardık büyüdük ama bu çocuksu şakalar nedense hiç değişmedi. İçimizdeki çocuk hiç büyümüyor herhalde.

            Seni tanıdığım için mutluyum. Tam olarak tanıdım sayılmaz (hani gizemlisin yaJ ) ama tanıdığım kadarıyla.

            İleriki hayatında hep mutlu ve istediğin yerlere gelmen dileklerimle…

                                                                                 

                                                                                                                                                                               
Cihan