
Onu tarif edebilecek çok
fazla kelime var ama biz tamamen duygusal (!) olara “CAZI BAŞI” nı seçiyoruz.
(Katkıları için Erdoğan hocaya teşekkürler) Ne şanslıdır ki bu cazıbaşılığını
unutturacak kadar sevimlidir. Sarımtrak saçları, saçları kadar uzun kirpikleri
ve daha rengi hakkındaki spekülasyonları noktalandıramadığımız gözleri de
sevimliliğine sevimlilik katmıştır. Aaaa, gülüşünü de unutmayın. Tabi, uyumadığı
zamanları gülerek geçiren birisinin gülüşünden bahsetmemek olmaz. Öyle ki;
Merve’nin o saçma sapan esprilerine bile gülüp, bizi de gülüşüne güldürür. O tüm
bunlara yatıp kalkıp şükretsin. Yoksa yaka silkilecek cinsten. Çok önemli bir
şey söyleyecek edasıyla “İlkayyy” diye seslenip ardından yine aynı ciddiyetle
alakasız şarkılar patlatması insanı çıldırtmaya yeter de artar bile.
Merve kadar olmasın, o da çok süslüdür.
Pişmaniye tokaları, rengarenk çorapları ve kapı kolu modeli saçlarıyla Merve’nin
izinden yürümektedir. Ayrıca onun bugüne kadar su yüzüne çıkmamış bir özelliğini
açıklıyoruz. Flaş, flaş, flaş! Hiçbir yerde yazılmadı, hiçbir yerde duyulmadı:
Müge “Amip-Paramesyum” komedi dans ikilisinin “Amip”idir. Kısacası, taklit
yeteneği bir hücreli bile canlandırabilecek kadar gelişmiştir. Peki siz onu hiç
uykudan yeni uyanmışken gördünüz mü? Umarız böyle bir facia yaşamamışsınızdır.
Biz gördük!!! O deltoit gözler, ruhumuzda onarılamayacak kadar derin izler
bıraktı. Anlayacağınız tırstık J Zorda kaldığı zaman konuyu değiştirip paçayı
sıyırmakta da üstüne yoktur. Arkasını döner. Suratına tuhaf bir ifade takınır ve
işte o can alıcı soruyu sorar: “Geliyor misiniz?” emin olun o zaman dilimiz
içerisinde sorulabilecek en saçma sorudur, ama hayret edilecek bir biçimde
taktiği hep tutar.
Seni çok hatta çooook seviyoruz. Çok çalış,
Ankara’ya git ve giderken ne olur ayağını
sürü...
Merve-İlkay-Fatma
Müge çok iyi voleybol
oynar. Eeee kim öğretti oynamayı? (BEN) Hem sosyal yönü hem sayısal zekası çok
kuvvetli bir arkadaş. Hem inek. Hem sporla uğraşıyor, hem de tiyatroyla valla
bravo, neredeyse benim kadar çok yönlü. Benim kadar mütevazı olmasa da çok
mütevazıdır.
Ben Müge’nin en çok gülüşünü seviyorum. Bir de
bana kızışını. Tabi masatenisi oynarken bir halini unutmamak gerek. Top gelirken
yüz hafif sertleşiyor, gözler kısılıyor ve büyük bir hırsla top istenen noktaya
tam isabet! Onu masatenisinde yenmek hiç nasip olmadı. Çünkü yüzündeki ifadeye
bakarken topu unutuyorum. Bu da başka bir taktik tabi, zeki kız. Rakibinin
dikkatini nasıl dağıtacağını biliyor J
Kim ne derse desin ben Müge’yi seviyorum. Her
zamanda seveceğim. Hep gülmen dileğiyle...
Hatice
Marjinal dörtlünün
elemanı...Orijinal dörtlü gibi, hava, su, toprak, ve ateş...Hani bunlardan biri
olmasa diğerleri bir işe yaramaz ya öyle...Yani marjinal oldukları kadar da
ayrılmaz bir dörtlü...Sakın Müge’nin arkadaş çevresinin üç kişiyle sınırlı
olduğunu sanmayın, öylesine arkadaşça davranır ki, onu tanımak ve onunla arkadaş
olmak çok kolaydır. Çünkü içindeki tüm sevgisini aktarmaya çalışan bir kişidir.
Bir kişi dedim ama aslında onun değeri birlerle ölçülecek kadar küçük değildir.
Soru çözerken kullandığı kalemi, her sorudan sonra mikrofon gibi kullanıp
İlkay’a ne şarkılar döktürmüştür kim bilir...Bişiy diycem diye başladığı her
sözünde mantıklı ve tutarlı konulara değinmiş ve ne kadar zeki olduğunu hep
göstermiştir. Dürüst, çalışkan, kibar ve sevgi dolu karakteriyle hep göz ve
gönül doldurmuştur. Bazen İlkay’la gözleri yaşarıncaya kadar gülmesinden ne
kadar neşeli olduğunu anlarsınız. Yüzünün hep gülmesi, gözlerinin yaşarmaması
dileğiyle...
Mesut
Müge seninle lisenin
başlarında pek arkadaşlık kuramadık. Çünkü ben ortaokulun verdiği bir
alışkanlıkla kızlarla arkadaş olmaya pek alışkın değildim. Fakat sen bütün
sıcaklığınla beni sana karşı öyle ısıttın ki samimi olmamamız elde değildi.
Biliyor musun? Lise hayatım boyunca yüzüne korkmadan baktığım belki de tek kız
sensin. Çünkü biliyordum ki sana her baktığımda sende bana bakıyor olacak , o
sımsıcak gülüşünle içimi ısıtacak ve içindeki tüm güzellikleri bana
yansıtacaksın. Bu davranışınla ve de hiçbir şeye değişmeyeceğim sohbetlerinle en
sevdiğim kız arkadaşım oldun. Derken lise 2 ve yaşadığımız talihsizlikler...Önce
sınıfların ayrılması, sonra yanlış anlaşmalar. Bunlara rağmen arkadaşlığımızı
sürdürsek de, sınıf arkadaşlığı bir başka oluyor be Müge! Yine de geride kalan
üç seneye baktığımda sana şunu söyleyim: Dostumsun ve hep öyle kalacaksın.
İçimde her zaman özel bir yerin olduğunu biliyorsun. Hep birlikte olmak
dileğiyle...
Uğur
Kız Sıpa ; J
Sen benim bu okuldaki en eski arkadaşımsın.
İlkokuldan tanışıyoruz seninle. O zamanlar bizi sürekli cimciklediğinden “John
cloude Müge” lakabını kazanmıştın J Ortaokulda 3 yıl ayrı kalmamıza rağmen
liseye geldiğimde görür görmez tanıdım seni. Üstüne üslük aynı sınıfa da düşünce
arkadaşlığımız gün be gün arttı. Sen benim küçük kardeşim gibisin. Her ne kadar
2 yıl ayrı sınıflarda olsak da servis arkadaşı olduk. Çok şey paylaştığımızı
düşünüyorum. Birbirimizin bir çok sırrını biliyoruzdur herhalde.
Çok hanım bir kızsın ama arda Jon Cloudeluğun
tutmuyor değil hani J
Kendinden emin ve biraz havalı hareketlerin hep
ilgimi çekti. Zaten ruhunun güzelliği yüzüne de vurmuş.
Umarım hayatında herşey istediğin gibi olur. En
iyi dileklerimle;
Büyük Sıpa Recep J
Müge seninle 6 yıldır aynı
okuldaydık. Her ne kadar ortaokulda pek muhabbetimiz olmasa da lisede çok iyi
bir arkadaşlığımız oluştu (PEP) Müge seninle 3 yıldır aynı okuldayız. Her ne
kadar ortaokulda seni tanımıyor olsam da lisede çok iyi bir arkadaşlığımız oldu
(O Kaan). Siz İlkay’la önümüzde otururken çok sıkı, samimi arkadaşlığımız,
arkadaşlıktan öte dostluğumuz oluştu. Sen etrafına her zaman neşe saçan,
sevimli, birazcık şımarık, ama en önemlisi de çok temiz kalpli birisin. Aramızda
birçok anılarımız oldu, beraber çok iyi eğlendik, birbirimizin zırlarına ortak
olduk, yani kısacası birlikte çok güzel günlerimiz geçti. O bahsettiğiniz güzel
günler belki 3 yıllık lise hayatımızın en güzel günleriydi. Araya giren 2 yılın
bizlere bu anıları unutturmadığı gibi, bir ömür unutmayacağımıza eminim. Hayatın
boyunca mutluluklar seninle olsu, yüzünden gülücükler eksik olmasın.
Kaan-PEP
Sevgili Müge,
İnanıyorum ki, eğer .bir sene dahi aynı sınıfta
okusaydık; samimiyetimiz kat kat artmış olurdu. Yine de bugüne kadar bana hep
aynı sevgi dolu gözlerle baktığın için teşekkür ederim. Ankara gezisinde seninle
geçirdiğim dakikalar gerçekten çok eğlenceliydi. O geziyle seni daha iyi
tanıdım.
Umarım bundan sonra hayattan tüm beklentilerin
gerçekleşir. Her zaman en iyilerine layıksın
Ayça
Tanışmamızın pek de iç
açıcı olduğu söylenemez. Ben sizin sıranıza göz koymuştum ve sizi oradan
kaldırmak için size emir verir gibi bir şeyler söyledim. Bu sözlerim (siz
buradan kalkacaksınız) benim benle çok dalga geçilmesine sebep olsa da
unutmayacağım anılardan.
Neyse tanıştıktan sonra koca bir yıl aynı
sınıfta birçok şeyi paylaştık. Koca bir yıl dedim de o yıl geçti. Ondan sonra
bir yıl daha ve daha sonra bir yıl daha...
Aslında çok çabuk sona geldik. Bu okuldan
ayrılmak çok zor olacak. Senin gibi nadir bulunan arkadaş, bir daha bulabilir
miyim? Acaba
Seni hiç unutmayacağım. Kalbimin bir köşesinde
hep kalacaksın. Umarım hayatta hep mutlu olursun.
Sende beni unutma! Saygılar
Cihan
Müge 6 yıl ne çabuk
geçmiş! Halbuki ben senin orta 1’deki o gözlüklü halini hiç unutamıyorum.J
SFL’ye aynı okuldan beraber gelenlerdeniz. Ama bu kız liseli olduktan sonra bir
güzelleşti sormayın yani J Nerede ortaokuldaki o kendi halindeki kız ...Lise
1’de aynı sınıftaydık ama kalan iki seneyi başka sınıflarda geçirmek zorunda
kaldık. Değişmeyen bir şey vardı ki; o da senin o hep anlayışlı, iyi kalpli
oldun. Ve gerçekten çok iyi bir arkadaştın. Veda konuşması gibi oldu J Ortaokul
ve liseyle bitmiyor her şey, darısı aynı üniversiteye artık. Kendine iyi bak.
Görüşeceğimize eminim.
A. Coşkun
Müge, nedense seninle
yıldızımız bir türlü barışmadı. Tabi bunda benim arabesk parçalarımın ve ağır
şakalarımın etkisi ihmal edilemez. Ama her şeye rağmen beri dışlamadığın, hoş
görü ve saygıyla muamele ettiğin için çok teşekkürler. Sen hep aklımda önümde
oturan şen şakrak bir kız olarak kalacaksın. Yüzündeki tebessüm inşallah hiçbir
zaman yerini hüzne ve sıkıntıya bırakmaz. Gönlünün güzelliği seni her zaman
baştacı yapacaktır bunu da bilesin. 3 senedir kulağını kuruttuğum için kusura
kalmayasın. Ne yapayım bu dünyanın dertleri bizi böyle bir çıkmaza itti. Neyse
kardeş Allah’a emanet ol. Eğer hayat bizi bir gün bir yerde karşılaştıracak
olursa selamını eksik etme yeter. Bütün yaptıkların için sonsuz teşekkürler.
Arabeskin piri seni unutmayacak. Sende onu unutmazsın artık J
Eren
Lise 2’deyken seni tamamen
rakip görüyordum kendime. Sen saçlarını taradıkça ben cinnet geçiriyordum. Eee...Kayseri’deki
muhteşem üzüm bağlarını sana yar edemezdim.
Şaka bir yana sizinle tanıştığıma memnunum ve
umarım sizinle iyi anlaşıyor olarak bu okuldan mezun oluruz J
Ohhh!
Bee! Sonunda bitiyor bu çile. Herkes başka bir yere gidecek!!! Şaka şaka. Senin
yerin gerçekten bambaşka. Ne kadar bazen sinirlenince bizi kırsanda kalbinin
temizliğini ve yi niyetli oluşunu bildiğim için fazla umursamıyorum. Eğer ben de
istemeden kırdıysam kusura bakma. Bundan sonra evime rahatça giderin dershane
çıkışı Bütün Sivas’ı dolaşmıcaz seni eve bırakıcaz diye
J
Bu ayrılıkta beni en çok bu mutlu ediyorb Bu esprilere darılma. “Aramızdaki
samimiyete binayen” sağlık ve mutluluk yakanı bırakmasın. Beni unutma....OK?
Anıl
İlk
sınıf arkadaşlarımdan biri olan Müge belki de Sivas’a bağlanma sebeplerinden
biridir. SFL’ye gldiğim ilk günlerde baygın ve hayatından bezmiş gözlerle etrafa
bakarken Müge sayesinde hayat felsefem değişti. Bana gerçek anlamda yardımcı
oldu. Lise 2’de sınıflarımız ayrıldı. Gözden ırak olan gönülden de ırak olurmuş
derler. O yüzden Müge ile dershanede aynı sınıflarda düşmeye çalıştım ve sonunda
da başardım. Böylece İlkay’la da aynı sınıfa düşmüş oldum (çünkü Müge ile İlkay
ayrılmaz ikili) Çoğu ikililerin ayrıldığını, küstüğünü gördüm ama Müge ile İlkay
için bu durumu hayal bile edemezsiniz. Müge geriye dönüp baktığımda senin hiçbir
kötü yönünü hatırlamıyorum, hatırlamayacağım da. Üç yıl boyunca kazandırdıkların
için çok teşekkürler,. Seni birazcık da olsun mutlu edebilseydim ne mutlu bana!
Yolun hep açık olsun!
İhsan
İnsanlığıyla, hanımefendiliğiyle taktir ettiğim bir arkadaşla iki yıl aynı
sınıfta olmak, büyük zevkti benim için. Hanımefendiydi bazen, küçük bir çocuk
gibi. Hayatın tadını mümkün olduğu kadar çıkarıyordu. Arkadaşlarına can-u
gönülden bağlıydı. Ders çalışmayı bir zevk haline getirmiş gibi gözüküyordu.
Gerçi ara sıra “hocam çok zor soruyorsunuz” diye hocalara psikolojik baskı yapsa
da çalışmazsa mutlu olamayacağını biliyordu. Hele son sene hakkını vererek
çalışan beş on kişiden birisi kendisi. Son olarak şunu söylemek isterim ki, her
şeyden önemlisi bu gökkubbenin altında “bir hoş seda” bırakmaktır.
Bir ömür boyu saadetler
dilerim. Umarım hayatında her zaman buradaki gibi candan dostlar (Fatma, İlkay,
Merve) bulabilirsin.
Ö.
Salih
Müge
Akarçay. Okulumuzda bulunan müstesna şahsiyetlerden biridir. Çalışkan, başarılı,
kafası çalışan, uyumlu, sevecen, devamlı gülen ama sinirlendi mi kimsenin
gözünün yaşına bakmayan, sulu göz, arkadaşlarına bağlı ve Anti Selmanisttir.
Rengarenk olduğu da söylenenler arasındadır. Sarı saçları, değişik renkteki
gözleri (şu anda hatırlamıyorum lacivert olmalı) turuncu atkısı, bir zamanki
mavi ayakkabılarıyla sınıfımızın siyah/beyaz olan renk potansiyelini değişik
renkler katarak yükseltmiştir. Umarız ki kalbi, hisleri ve düşünceleri de
rengarenk olur. Bazen o kedi gibi keskin ultra viyoleden daha zararlı ışınlar
yayan bakışları fazla söze yer bırakmadan kısaca “sus” manası taşımaktadır. (Bu
arada, taşıma su ile değirmen dönmez. Çünkü taşımasu bir japon kızdır.) Bazen
hiç olmadık şeylerde gülme krizine tutulur, bu durum yaşadığımız ekonomik
krizden daha sarsıcı olur. Bazı zamanlar bakmışız arka dörtlüyü bir ağlama
tutmuş, koroyu başlatan Müge’nin gözyaşları sınıfa sel olmuş, öğrenciler boğulma
tehlikesi yaşamaktadır. Bazen bir esprinin ardından kafamdan aşağı bir kokulu
sıvı dökülmüş ya da bir cisim kafama atılmış durumda Mügeyi çok sinirli görmek
de mümkündür. Dedik ya rengarenk her renkten var.
Arkadaşlarına çok bağlı
olman ve onlar için çoğu şeyi göze alman taktir edilecek şeyler. Kısacası her
sınıfta demirbaş olarak bir Müge gereklidir...
Selman
|