Onbir B sınıfı öğrencileri, sınıfla ilgili fotoğraflar, anılar, ilginç ve komik şeyler..
Öğrencilerden öğretmenlere, okul binasına, pansiyonuna kadar her kesimden multimedya arşivi.

53 MÜGE AKARÇAY


Memleket: Sivas
Cep Tel: 
0505 520 85 59
 






 

Onu tarif edebilecek çok fazla kelime var ama biz tamamen duygusal (!) olara “CAZI BAŞI” nı seçiyoruz. (Katkıları için Erdoğan hocaya teşekkürler) Ne şanslıdır ki bu cazıbaşılığını unutturacak kadar sevimlidir. Sarımtrak saçları, saçları kadar uzun kirpikleri ve daha rengi hakkındaki spekülasyonları noktalandıramadığımız gözleri de sevimliliğine sevimlilik katmıştır. Aaaa, gülüşünü de unutmayın. Tabi, uyumadığı zamanları gülerek geçiren birisinin gülüşünden bahsetmemek olmaz. Öyle ki; Merve’nin o saçma sapan esprilerine bile gülüp, bizi de gülüşüne güldürür. O tüm bunlara yatıp kalkıp şükretsin. Yoksa yaka silkilecek cinsten. Çok önemli bir şey söyleyecek edasıyla “İlkayyy” diye seslenip ardından yine aynı ciddiyetle alakasız şarkılar patlatması insanı çıldırtmaya yeter de artar bile.

Merve kadar olmasın, o da çok süslüdür. Pişmaniye tokaları, rengarenk çorapları ve kapı kolu modeli saçlarıyla Merve’nin izinden yürümektedir. Ayrıca onun bugüne kadar su yüzüne çıkmamış bir özelliğini açıklıyoruz. Flaş, flaş, flaş! Hiçbir yerde yazılmadı, hiçbir yerde duyulmadı: Müge “Amip-Paramesyum” komedi dans ikilisinin “Amip”idir. Kısacası, taklit yeteneği bir hücreli bile canlandırabilecek kadar gelişmiştir. Peki siz onu hiç uykudan yeni uyanmışken gördünüz mü? Umarız böyle bir facia yaşamamışsınızdır. Biz gördük!!! O deltoit gözler, ruhumuzda onarılamayacak kadar derin izler bıraktı. Anlayacağınız tırstık J Zorda kaldığı zaman konuyu değiştirip paçayı sıyırmakta da üstüne yoktur. Arkasını döner. Suratına tuhaf bir ifade takınır ve işte o can alıcı soruyu sorar: “Geliyor misiniz?” emin olun o zaman dilimiz içerisinde sorulabilecek en saçma sorudur, ama hayret edilecek bir biçimde taktiği hep tutar.

Seni çok hatta çooook seviyoruz. Çok çalış, Ankara’ya git ve giderken ne olur ayağını sürü...                                                                                             

 

 

 Merve-İlkay-Fatma


 


Müge çok iyi voleybol oynar. Eeee kim öğretti oynamayı? (BEN) Hem sosyal yönü hem sayısal zekası çok kuvvetli bir arkadaş. Hem inek. Hem sporla uğraşıyor, hem de tiyatroyla valla bravo, neredeyse benim kadar çok yönlü. Benim kadar mütevazı olmasa da çok mütevazıdır.

Ben Müge’nin en çok gülüşünü seviyorum. Bir de bana kızışını. Tabi masatenisi oynarken bir halini unutmamak gerek. Top gelirken yüz hafif sertleşiyor, gözler kısılıyor ve büyük bir hırsla top istenen noktaya tam isabet! Onu masatenisinde yenmek hiç nasip olmadı. Çünkü yüzündeki ifadeye bakarken topu unutuyorum. Bu da başka bir taktik tabi, zeki kız. Rakibinin dikkatini nasıl dağıtacağını biliyor J

Kim ne derse desin ben Müge’yi seviyorum. Her zamanda seveceğim. Hep gülmen dileğiyle...

                                                                                                                                                                              
Hatice


Marjinal dörtlünün elemanı...Orijinal dörtlü gibi, hava, su, toprak, ve ateş...Hani bunlardan biri olmasa diğerleri bir işe yaramaz ya öyle...Yani marjinal oldukları kadar da ayrılmaz bir dörtlü...Sakın Müge’nin arkadaş çevresinin üç kişiyle sınırlı olduğunu sanmayın, öylesine arkadaşça davranır ki, onu tanımak ve onunla arkadaş olmak çok kolaydır. Çünkü içindeki tüm sevgisini aktarmaya çalışan bir kişidir. Bir kişi dedim ama aslında onun değeri birlerle ölçülecek kadar küçük değildir. Soru çözerken kullandığı kalemi, her sorudan sonra mikrofon gibi kullanıp İlkay’a ne şarkılar döktürmüştür kim bilir...Bişiy diycem diye başladığı her sözünde mantıklı ve tutarlı konulara değinmiş ve ne kadar zeki olduğunu hep göstermiştir. Dürüst, çalışkan, kibar ve sevgi dolu karakteriyle hep göz ve gönül doldurmuştur. Bazen İlkay’la gözleri yaşarıncaya kadar gülmesinden ne kadar neşeli olduğunu anlarsınız. Yüzünün hep gülmesi, gözlerinin yaşarmaması dileğiyle...

                                                                                             
Mesut


Müge seninle lisenin başlarında pek arkadaşlık kuramadık. Çünkü ben ortaokulun verdiği bir alışkanlıkla kızlarla arkadaş olmaya pek alışkın değildim. Fakat sen bütün sıcaklığınla beni sana karşı öyle ısıttın ki samimi olmamamız elde değildi. Biliyor musun? Lise hayatım boyunca yüzüne korkmadan baktığım belki de tek kız sensin. Çünkü biliyordum ki sana her baktığımda sende bana bakıyor olacak , o sımsıcak gülüşünle içimi ısıtacak ve içindeki tüm güzellikleri bana yansıtacaksın. Bu davranışınla ve de hiçbir şeye değişmeyeceğim sohbetlerinle en sevdiğim kız arkadaşım oldun. Derken lise 2 ve yaşadığımız talihsizlikler...Önce sınıfların ayrılması, sonra yanlış anlaşmalar. Bunlara rağmen arkadaşlığımızı sürdürsek de, sınıf arkadaşlığı bir başka oluyor be Müge! Yine de geride kalan üç seneye baktığımda sana şunu söyleyim: Dostumsun ve hep öyle kalacaksın. İçimde her zaman özel bir yerin olduğunu biliyorsun. Hep birlikte olmak dileğiyle...

                                                                                             
Uğur


Kız Sıpa ; J

Sen benim bu okuldaki en eski arkadaşımsın. İlkokuldan tanışıyoruz seninle. O zamanlar bizi sürekli cimciklediğinden “John cloude Müge” lakabını kazanmıştın J Ortaokulda 3 yıl ayrı kalmamıza rağmen liseye geldiğimde görür görmez tanıdım seni. Üstüne üslük aynı sınıfa da düşünce arkadaşlığımız gün be gün arttı. Sen benim küçük kardeşim gibisin. Her ne kadar 2 yıl ayrı sınıflarda olsak da servis arkadaşı olduk. Çok şey paylaştığımızı düşünüyorum. Birbirimizin bir çok sırrını biliyoruzdur herhalde.

Çok hanım bir kızsın ama arda Jon Cloudeluğun tutmuyor değil hani J

Kendinden emin ve biraz havalı hareketlerin hep ilgimi çekti. Zaten ruhunun güzelliği yüzüne de vurmuş.

Umarım hayatında herşey istediğin gibi olur. En iyi dileklerimle;

                                                                                 
Büyük Sıpa Recep J


Müge seninle 6 yıldır aynı okuldaydık. Her ne kadar ortaokulda pek muhabbetimiz olmasa da lisede çok iyi bir arkadaşlığımız oluştu (PEP) Müge seninle 3 yıldır aynı okuldayız. Her ne kadar ortaokulda seni tanımıyor olsam da lisede çok iyi bir arkadaşlığımız oldu (O Kaan). Siz İlkay’la önümüzde otururken çok sıkı, samimi arkadaşlığımız, arkadaşlıktan öte dostluğumuz oluştu. Sen etrafına her zaman neşe saçan, sevimli, birazcık şımarık, ama en önemlisi de çok temiz kalpli birisin. Aramızda birçok anılarımız oldu, beraber çok iyi eğlendik, birbirimizin zırlarına ortak olduk, yani kısacası birlikte çok güzel günlerimiz geçti. O bahsettiğiniz güzel günler belki 3 yıllık lise hayatımızın en güzel günleriydi. Araya giren 2 yılın bizlere bu anıları unutturmadığı gibi, bir ömür unutmayacağımıza eminim. Hayatın boyunca mutluluklar seninle olsu, yüzünden gülücükler eksik olmasın.

                                                                                             
Kaan-PEP


Sevgili Müge,

İnanıyorum ki, eğer .bir sene dahi aynı sınıfta okusaydık; samimiyetimiz kat kat artmış olurdu. Yine de bugüne kadar bana hep aynı sevgi dolu gözlerle baktığın için teşekkür ederim. Ankara gezisinde seninle geçirdiğim dakikalar gerçekten çok eğlenceliydi. O geziyle seni daha iyi tanıdım.

Umarım bundan sonra hayattan tüm beklentilerin gerçekleşir. Her zaman en iyilerine layıksın

                                                                                             
Ayça


Tanışmamızın pek de iç açıcı olduğu söylenemez. Ben sizin sıranıza göz koymuştum ve sizi oradan kaldırmak için size emir verir gibi bir şeyler söyledim. Bu sözlerim (siz buradan kalkacaksınız) benim benle çok dalga geçilmesine sebep olsa da unutmayacağım anılardan.

Neyse tanıştıktan sonra koca bir yıl aynı sınıfta birçok şeyi paylaştık. Koca bir yıl dedim de o yıl geçti. Ondan sonra bir yıl daha ve daha sonra bir yıl daha...

Aslında çok çabuk sona geldik. Bu okuldan ayrılmak çok zor olacak. Senin gibi nadir bulunan arkadaş, bir daha bulabilir miyim? Acaba

Seni hiç unutmayacağım. Kalbimin bir köşesinde hep kalacaksın. Umarım hayatta hep mutlu olursun.

Sende beni unutma! Saygılar

                                                                                                         
Cihan


Müge 6 yıl ne çabuk geçmiş! Halbuki ben senin orta 1’deki o gözlüklü halini hiç unutamıyorum.J SFL’ye aynı okuldan beraber gelenlerdeniz. Ama bu kız liseli olduktan sonra bir güzelleşti sormayın yani J Nerede ortaokuldaki o kendi halindeki kız ...Lise 1’de aynı sınıftaydık ama kalan iki seneyi başka sınıflarda geçirmek zorunda kaldık. Değişmeyen bir şey vardı ki; o da senin o hep anlayışlı, iyi kalpli oldun. Ve gerçekten çok iyi bir arkadaştın. Veda konuşması gibi oldu J Ortaokul ve liseyle bitmiyor her şey, darısı aynı üniversiteye artık. Kendine iyi bak. Görüşeceğimize eminim.


A. Coşkun


Müge, nedense seninle yıldızımız bir türlü barışmadı. Tabi bunda benim arabesk parçalarımın ve ağır şakalarımın etkisi ihmal edilemez. Ama her şeye rağmen beri dışlamadığın, hoş görü ve saygıyla muamele ettiğin için çok teşekkürler. Sen hep aklımda önümde oturan şen şakrak bir kız olarak kalacaksın. Yüzündeki tebessüm inşallah hiçbir zaman yerini hüzne ve sıkıntıya bırakmaz. Gönlünün güzelliği seni her zaman baştacı yapacaktır bunu da bilesin. 3 senedir kulağını kuruttuğum için kusura kalmayasın. Ne yapayım bu dünyanın dertleri bizi böyle bir çıkmaza itti. Neyse kardeş Allah’a emanet ol. Eğer hayat bizi bir gün bir yerde karşılaştıracak olursa selamını eksik etme yeter. Bütün yaptıkların için sonsuz teşekkürler. Arabeskin piri seni unutmayacak. Sende onu unutmazsın artık J

                                                                                             
Eren


Lise 2’deyken seni tamamen rakip görüyordum kendime. Sen saçlarını taradıkça ben cinnet geçiriyordum. Eee...Kayseri’deki muhteşem üzüm bağlarını sana yar edemezdim.

Şaka bir yana sizinle tanıştığıma memnunum ve umarım sizinle iyi anlaşıyor olarak bu okuldan mezun oluruz J

                 



Ohhh! Bee! Sonunda bitiyor bu çile. Herkes başka bir yere gidecek!!! Şaka şaka. Senin yerin gerçekten bambaşka. Ne kadar bazen sinirlenince bizi kırsanda kalbinin temizliğini ve yi niyetli oluşunu bildiğim için fazla umursamıyorum. Eğer ben de istemeden kırdıysam kusura bakma. Bundan sonra evime rahatça giderin dershane çıkışı Bütün Sivas’ı dolaşmıcaz seni eve bırakıcaz diye J Bu ayrılıkta beni en çok bu mutlu ediyorb Bu esprilere darılma. “Aramızdaki samimiyete binayen” sağlık ve mutluluk yakanı bırakmasın. Beni unutma....OK?

                                                                 
 Anıl


İlk sınıf arkadaşlarımdan biri olan Müge belki de Sivas’a bağlanma sebeplerinden biridir. SFL’ye gldiğim ilk günlerde baygın ve hayatından bezmiş gözlerle etrafa bakarken Müge sayesinde hayat felsefem değişti. Bana gerçek anlamda yardımcı oldu. Lise 2’de sınıflarımız ayrıldı. Gözden ırak olan gönülden de ırak olurmuş derler. O yüzden Müge ile dershanede aynı sınıflarda düşmeye çalıştım ve sonunda da başardım. Böylece İlkay’la da aynı sınıfa düşmüş oldum (çünkü Müge ile İlkay ayrılmaz ikili) Çoğu ikililerin ayrıldığını, küstüğünü gördüm ama Müge ile İlkay için bu durumu hayal bile edemezsiniz. Müge geriye dönüp baktığımda senin hiçbir kötü yönünü hatırlamıyorum, hatırlamayacağım da. Üç yıl boyunca kazandırdıkların için çok teşekkürler,. Seni birazcık da olsun mutlu edebilseydim ne mutlu bana! Yolun hep açık olsun!

                                                                 
 İhsan


İnsanlığıyla, hanımefendiliğiyle taktir ettiğim bir arkadaşla iki yıl aynı sınıfta olmak, büyük zevkti benim için. Hanımefendiydi bazen, küçük bir çocuk gibi. Hayatın tadını mümkün olduğu kadar çıkarıyordu. Arkadaşlarına can-u gönülden bağlıydı. Ders çalışmayı bir zevk haline getirmiş gibi gözüküyordu. Gerçi ara sıra “hocam çok zor soruyorsunuz” diye hocalara psikolojik baskı yapsa da çalışmazsa mutlu olamayacağını biliyordu. Hele son sene hakkını vererek çalışan beş on kişiden birisi kendisi. Son olarak şunu söylemek isterim ki, her şeyden önemlisi bu gökkubbenin altında “bir hoş seda” bırakmaktır.

Bir ömür boyu saadetler dilerim. Umarım hayatında her zaman buradaki gibi candan dostlar (Fatma, İlkay, Merve) bulabilirsin.

                                                                  
Ö. Salih


Müge Akarçay. Okulumuzda bulunan müstesna şahsiyetlerden biridir. Çalışkan, başarılı, kafası çalışan, uyumlu, sevecen, devamlı gülen ama sinirlendi mi kimsenin gözünün yaşına bakmayan, sulu göz, arkadaşlarına bağlı ve Anti Selmanisttir. Rengarenk olduğu da söylenenler arasındadır. Sarı saçları, değişik renkteki gözleri (şu anda hatırlamıyorum lacivert olmalı) turuncu atkısı, bir zamanki mavi ayakkabılarıyla sınıfımızın siyah/beyaz olan renk potansiyelini değişik renkler katarak yükseltmiştir. Umarız ki kalbi, hisleri ve düşünceleri de rengarenk olur. Bazen o kedi gibi keskin ultra viyoleden daha zararlı ışınlar yayan bakışları fazla söze yer bırakmadan kısaca “sus” manası taşımaktadır. (Bu arada, taşıma su ile değirmen dönmez. Çünkü taşımasu bir japon kızdır.) Bazen hiç olmadık şeylerde gülme krizine tutulur, bu durum yaşadığımız ekonomik krizden daha sarsıcı olur. Bazı zamanlar bakmışız arka dörtlüyü bir ağlama tutmuş, koroyu başlatan Müge’nin gözyaşları sınıfa sel olmuş, öğrenciler boğulma tehlikesi yaşamaktadır. Bazen bir esprinin ardından kafamdan aşağı bir kokulu sıvı dökülmüş ya da bir cisim kafama atılmış durumda Mügeyi çok sinirli görmek de mümkündür. Dedik ya rengarenk her renkten var.

Arkadaşlarına çok bağlı olman ve onlar için çoğu şeyi göze alman taktir edilecek şeyler. Kısacası her sınıfta demirbaş olarak bir Müge gereklidir...

                                                                 
Selman