
Nasıl tanıştık tam hatırlamıyorum ama onu görür görmez
içindeki sıcaklığı hissettiğimi hatırlıyorum. Lise 1’in ilk günleriydi, sınıflar
değişmişti. Ben yeni sınıfıma girdim, bir yer (Furkan’ın yanı) boştu, oraya
oturdum. İşte tam önümde oturuyordu o sevimli şeytan. Daha ilk gün başlamıştı
şakalarına. Ama kısa sürede kaynaştık. Bize aynı sınıfta olmakta yetmedi. Aynı
odayı paylaştık sonra iki yıl boyunca Nedim, Çağrı, O ve ben. Çok güzel günler
geçirdik birlikte. Acayip sevimli olan Önder, adeta odamızın neşesi idi. Çok
güldürdü bizi, bazen isteyerek, bazen de istemeden. Bir karar verdik Çağrı ve
Nedim ile yazacaktık. Tüm komikliklerini ve bunu da kitap yapacaktık.
Gerçekleştirebilseydik bunu çok para kazanacaktık. Bu olmadı ama onun neşesi
hepimize yetiyordu.
Önder ile unutamayacağım iki şey daha vardı.
Alışveriş yapmak ve kitapçıya girmek. Bıraksanız Önder’i ikisinden birine hiç
sıkılmadan geçirir günlerini orada. Girerdik beraber bir kitapçıya, benim
ısrarlarıma rağmen 3 saat kesinlikle geçerdi orada. Artık gezemiyoruz Önderle,
çünkü o kadar vaktim yok. Bir anlamda da ÖSS nedendi buna.
Kitapçıda gezmek kadar kitap okumayı da çok
severdi Önder. Geceleri ne zaman uyansam ışık açık. Önder’in elinde kitap hiç
uykusuz harıl harıl okurdu kitabı. O zaman belki sinirlendik ama ben şimdi
özlüyorum onu. Gerçekten çok sevdim onu, onu ve Turhal’ı Bir gidemedim Turhal’a
ama halen kararsızım. New York’a mı gitsem, Turhal’a mı? Herhalde pek farkları
yokmuş.
Birde hala anlayamadın Önder nereli yada nerede
oturuyor? Tatilde giderdi Turhal’a ailesi Bitlis’deydi şimdi gidiyor Bilecik’e
haydi ne diyelim.
Her şey bir yana senin gibi sevimli ve neşeli
dostları bulurmuyum bir daha bilmiyorum ama arkadaşım olduğun için çok mutluyum.
Gönlünce yaşamanı istiyorum, mutlu ol ve git şu Amerika’ya sonunda...
Umarım seni bir yazar olarak da görürüm,
hoşcakalll...
Not: Şapka meselesini unutmadım haaa...!
Nurdoğan
Çıkı
Eğer bir gün biri size bir
şey, atarsa hiç tereddüt etmeden gözleriniz Önder’i arasın. Onu görünce koşun,
boğazına yapışın ve tüm insanlığın intikamını alın. Sınıfımıza bu son yılda
gelip boş olan “Fato Önder” kadrosunu doldurmuş, her zaman en ilginç, pozları
titizlikle yakalamayı başarmıştır. İnanmıyorsanız gidin Müge’ye sorun. Eminiz
size çok hoş şeyler anlatacaktır. Önderden bahsedip de kızların ona olan yoğun
ilgisini atlamak olmaz...O her gün sınıfa gelip “Yine biri bana aşık olmuş”
demekten yorulmuş, fakat kızlar onun peşinden koşmaktan yorulmamıştır.
Son olarak ona bu yazıyı yazmaktan onur ve gurur
duyduğumuzu belirtmeliyiz. Kendine iyi bak ve bize bahama’dan kartpostal
yollamayı unutma!
Merve-Müge-İlkay-Fatma
Yoldaşım, sırdaşım,
gardaşım
Herşeyimsin sen benim. Dövüşecek, dalaşacak biri
araman, sen varsın herşeyi zaten biliyoruz aramızdaki. Söyleyemediğimiz
zamanlarda gözlerimiz konuşuyor ne olsa. Başkaları bizi bilse ne bilmese ne
Salih Akar
Önder kitaplara olan
bağımlılık düzeyindeki düşkünlüğünle herkesin taktirini kazanmıştır. Bütün hafta
sonunu kitapçılarda kütüphanelerde harcardı. Okulumuzda NLP kitapları serisini
(hızlı okuma, daha hızlı okuma, çok daha hızlı okuma....) bitirmiş yegane
isimdi. Ayrıca gece ikiye üçe kadar kitap okuyup bizi uykusuz bırakırdı. Bu
kadar kitabın etkisiyle gerçek dünyadan kopup bir hayal dünyasında yaşamaya
başlamıştı. Bunun etkisiyle bizim anlayamadığımız özlü sözler söylemeye de
başlamıştır.
Özellikle masa tenisinde başarılı olan
arkadaşıma hayalindeki gibi bir yaşam sürmesi ve bizi unutmaması dileğiyle.
Çağrı Duru
Bir süre sonra
dağılacağız. Bugün seninle aynı sınıfın havasını solurken bir yıl sonra aynı
şehrin atmosferine bile uzak kalacağız. (kim bilir?) Yeni hayatlar başlayacak ve
eminim başın beladan kurtulmayacak ama biliyorum ki sen zamanı bir armağan gibi
düşüneceksin. Şeyh Galip’in dediği gibi ”...alemin özüsün sen; varlıkların
gözbebeği olan insansın sen...” kendine bir hoşça bak, kendine hep hoşça bak...
Esin Örsçelik
İhtiyacınız olmadığı
sürece sevebileceğiniz ve yanında olmaktan mutluluk duyabileceğiniz bir “Kıpçak”
sadece gıcıklığımı ve satıcılığını ifade eden bir kelime. Önderle çok özel ve
güzel şeyler paylaştık. Anlamadığım bir şekilde kendime yakın hissettiklerimden.
İlginç konuşmaları, dolma kalemleri, ÖF hocaya derin hayranlığı ve tenisteki
başarısıyla aklımda kalacak. Bu arada tenisteki başarısının tesadüf olduğunu da
eklemeden yapamayacağım. Kısa sürelide olsa tenis dersleri aldığım değerli
hocamın aslında kabiliyetsizin biri olduğunu burdan tüm kamuoyuna duyurmak
istiyorum.
Her şey bir yara açıkcası Önder
özleyeceklerimden. Mutlaka ve mutlak “canım” diyerek yürekten sarılışını
hatırlayacak hayırla yad edeceğim.
Allah bizimle beraberdir. Daha başarılı olup
daha hayırlı işler yapman dileğiyle. Selamlar ve Dualar seninle olsun.
Hasan Arı
Üstadım, seninle lise
2’nin ortalarında tanıştık. Tanışmamızdan sonra seni kendime çok yakın
hissetmeye başlamıştım. Bunun nedeni de temiz kalpli ve sevecen biri olman olsa
gerek. Annem seni gördüğünde ne kadar beyefendi bir çocuk demişti. Haklıydı,
bence sen bu okuldaki en beyefendi kişisin.
Seninle ne aynı odayı ne de aynı sınıfı
paylaşabildik. Birbirimizi gördükçe selam verip hal hatır sorduk. Ama bu bile
bana yetmişti.
Üniversitede istediğin bölümü kazanman
dileğiyle, görüşme ümidiyle hoşcakal
Ahmet Yıldız
Çok sevdiğim arkadaşım
Önder, seninle ilk olarak bu okulda tanıştım, ben etüt sınıfında yalnız başıma
canım sıkılarak oturuyordum ki kapıdan bir ışık parladı. Önder gelmişti. Sonra
yanıma geldin küçük bir tanışma merasiminden sonra Önder’in hala çok sevdiği
konu olan bilgisayar ve oyunlar hakkında konuşmaya başladık. Daha sonra yapılan
İngilizce sınavının ardından Önder’le aynı sınıfa düştük. Lise 1’de de maceramız
olmuştu fakat asıl maceraları Lise 2’de yaşadık Önder’le çünkü bu sefer sıra
arkadaşımdı. Önderciğim kusura bakma bana hiçbir zaman yukarıdan bakmak
istemedim ama ne yapayım boyum uzun J şaka maka sende iyi boy attın son
zamanlarda (!) Hadi yine iyisin.
Her ne kadar son sınıfta ayrı sınıfa düştüysek
de arkadaşlığımız son ulaşabileceği güzellikle devam ediyor...Ve inşallah da
sonsuza kadar böyle devam eder.
Seni unutmayacağım.
Furkan Savaş
Dağ tepesinde bir çam
olamazsan
Vadide bir çalı ol
Fakat orada ki en yi küçük çalı
Sen olmalısın.
Çalı olamazsan bir ot parçası ol
Bir yola neşe ver
Bir misk çiçeği olamazsan bir saz ol
Fakat gölün içindeki en canlı saz
Sen olmalısın
Kazanmak yada kaybetmek ölçü
İle değil
Sen her neysen
EN İYİSİ OL!
Douglas Malloch
VE HEP MUTLU OL!
Meltem
SFL’de en yakından
tanıdığım arkadaşlarımdan biride Önderdir. Onu 7 yıldır tanıyorum. Artık her
türlü hareketini önceden kestirmek mümkün.
Önder benim için her zaman iyi bir maddi kaynak
olmuştur. Kulaklık, pil, kitap vb. araç gereçlerini çok kullandım. Borç
verdiğimin 2-3 mislini aldım. Bu birazda onun kafasının dağınık olmasından
kaynaklanıyor.
Onun düşüncelerini çözümlemek hiç kolay olmadı.
Kişisel gelişime olan ilgisi onun gelişimine gerçektende katkıda bulundu. Onun
sayesinde (daha doğrusu aldığı kitaplar sayesinde) bende bayağı bir şey
öğrendim. Eskiden bilgisayarla çok haşır neşir biri sanıyordum ama bu okula
geldiğimizde onun edebiyata daha meraklı olduğunu gördüm. Bu konuda Sivas’ta
çevre yaptığını da söyleyebilirim.
Önder ile yazacak çok anı var. Bir gün odaya
girdiğimizde onu yerde hareketsiz yatarken bulduk. Bir 20 dk konuşmadan başını
tuttu. Biz ne olduğuyla ilgili senaryolar uydurmaya başladık. Sonradan anladık
ki bu büyük bir hızla odaya girmiş hemen kapının önünde bulunan sandalyeye
takılarak 2 metre uçmuş ve en sonunda ranzanın köşesine kafasını vurarak
durmuştu. O anki hali görülmeye değerdi gerçekten.
Ailesini de çok yakından tanıdığım bu 2 senelik
oda arkadaşıma SFL’den sonraki hayatında başarılar diliyorum.
Nedim
Önder, şeker erkek
Candy’ye olan benzerliği yüzünden medyanın peşinde çok koşturduğu ancak SFL’nin
sıcak ortamından vazgeçemediği için tüm teklifleri reddeden vefalı bir
arkadaşımızdır. 11-B’nin büyülü atmosferine sonradan giren ve espri yapmaya
çalışmak suretiyle ilk zamanlarda tepki çeken Önder, masa tenisinde sınıfın
temsili adına başarı gösterdiği için affedilmiştir. Kısa sürede uyum sağladığı
görülen Önder bu başarısını cana yakın tavırlarıyla güleç yüzüne borçludur.
Önderin ilgi alanına giren şeyler içerisinde,
bir çok ortak noktamız olduğu için anlaşmakta güçlük çekmeyiz.
Huzura giden yolda dilediğin her şey senin
olsun.
Halil İbrahim Çiçek
Önder gönül yoldaşım, can
dostum, Ayril Lavringe hayranı kardeşim sevilmek bence, sevmekten çok daha güzel
bir şeydir. Sende sevilmenin tadına vardım ve bu sayede sevmeyi, seni severek
öğrendim.
Gönül konularında bazen aynı noktada buluştuk,
bazen Ahmet Hoca’nın lanetine uğradık. Bazen kalorifer macerasını bozuk da olsa
yaşadık. Beraber “Baby if you give you te me, Complicated, Tatu” dinledik.
Sıcacık odamda uyuduğun günü, gece üçe kadar yaptığımız sevda sohbetleri
unutulacak şeyler değil. Artık sen sınırlarımızı aştın ve büyük bir gelişme
göstererek
Bitlis®Turhal ®Bilecik®İstanbul ve sonunda
Amerika’yı fethettin.
Senin gibi birini unutmak imkansız.
Ayrılacağımız gün aklıma gelince çok duygulanıyorum. Ne acı bir şey. Umarım ömür
boyu dost kalırız ve bana olan sevgin hiçbir zerre kadar azalmaz
Seni seven biri
Selman Çolak
Ne yazık ki sadece bir
sene aynı sınıfta olduk. Kendi isteğinle bizim sınıftan gittiğini unutmasamda,
umarım 11-B de mutlu olmuşsundur.
Lise 2’de önümde oturman sayesinde tanıdım seni
ve çok sevdim. Çok iyi bir sohbet arkadaşı, güven veren bir dost oldun.
Okulumuzun masa tenisindeki üstadı, Orhan Hoca’nın tek rakibiydi. Bana da az
pinpon çalıştırmadın. Nasıl olduğunu çözemedim iyi istihbaratınla beni hep
şaşırttın.
Neşeli, düşündüğü gibi yaşayan, sağlam
karakterli, güvenilir bir dosttun. Elektronik aletlerle yakından ilgilenen, iyi
bir genel kültüre sahip değerli arkadaşım, güzel dostluğun için çok teşekkürler.
Umarım hakettiğin yerlere ulaşırsın. Her şey gönlünce olsun.
B. Merve Görücü
Değerli arkadaşım ve
kendime çok yakın bulduğum dostum...
Bilgisayara, sözel derslere ve kitaplara olan
ilgisiyle tanıdığımız arkadaşımız gece geç saatlere kadar kitap okumasıyla da
tanınır.
Gagları bile gündemden düşmeyen arkadaşım masa
tenisindeki başarısıyla da dikkat çekmiştir. Allah her şeyi gönlüne göre versin.
Ahmek Burak Oktay
Değerli hocam Önder,
Sen benim masa tenisi hocamdın. Yemedin, içmedin
her istediğimde benimle masa tenisi oynadın, bana taktik verdin, ve senin
sayende Sivas’ta derece yaptım. 3 yılım senin kitap sohbetlerini dinlemekle
geçti. Okulun en karizmatik öğrencileri arasındaydın.
Bilgisayar işlerinde hep senin adını görüyoruz.
Bilgisayar tamirinde de başarılı bir arkadaşımıdır. Sen her zaman güler yüzlü “şamıl”’ın
biriydin. İnsanlara dünyayı sevdiren sıcak bir kişiliğe sahiptin. İnşallah
sevdiklerinle mutlu ol, ailenle mutlu ve huzurlu bir hayat seni bekliyor.
Hayatın seni yaşamasına izin verme, sen hayatı yaşa.
Eyüp
Önder en sevimli
arkadaşlarımdan birisi. Onda en çok hoşuma giden güzellikse utangaçlığı.
Önder’in esprilerine bayılıyorum. Dershanenin
tek neşe kaynağı o. Her ne kadar esprilerine tek gülen ben olsam da J
Onu ne zaman düşünsem aklıma hep o mahcup hali
geliyor. Bilmiyorum ama bu yüzden onu çok seviyorum. Hep yüzümde bir
gülümsemeyle aklıma gelecek.
Umarım hayat onu hep böyle mutlu ve sevimli
kılar Sevgiyle kal.
Hatice
|