
Seni ilk etüt sınıfının başkanı olarak tanımıştım.
Gözlüklü, ufak tefek bir şey, içimden dedim “nasıl başkan yapmışlar bunu” diye.
Geç de olsa anladım sebebini. İşte ilk sene bundan ibaret.
Lise 2’de aynı sınıfa düşmüştük. Ortalıkta cıvıl cıvıl
dolaşıyordun. Senden hiç hoşlanmamıştım. İlk zamanlar nerdeyse dövecektim seni,
o derece yani sonraları sıkı arkadaş olduk.
Sınavdan
çıkıp banyoya giriyorduk beraber. Bir keresinde hasta olmuştum su yüzünden. Vay
be ne günlerdi ya. Sende artık bize katılmıştın. Senin yerin biraz farklı bende.
Bu senede senle ortak olmuştuk. Aramızdaki bağları kuvvetlendirmek için ama
hayat işte bozdu bizim ortaklığı. Bilmiyorum iyi mi oldu kötü mü. Neyse sağlık
olsun gerisi boş. Hatırlıyor musun bir kere Tokat’a beraber gitmiştik. Gelirken
yine beraber gelmiştik. Herhalde en zor ve en çok güldüğümüz olay. HAMA
macerasıydı, la oğlum ilk seferde verdiğimde niye almadın şap diye kaldım
ortada. Hele onları kuşanıp dışarı çıkmamız anam, biri fark etseydi, şimdi
birçok değişiklik olurdu. Hem fiziksel, hem de psikolojik olarak, neyse
Allah’tan ucuz yırttık. İkinci sınıfta bir ara yarışa girmiştik seninle. Ben
yarıştan çekildim bari sen bir şeyler yap diye nafile, yine başaramadım. Bu sene
de o kadar uğraştık senin için ama ne yapalım sende var bir şey.
Onurcuğum şu
iğrençliklerine bir an için son ver. Şu balgamları nasıl çıkartıyorsun, herhalde
normal bir insanda olması gerekenden kat kat fazla goblet hücren var. Hele o
gece horlamaların yok mu?
Yanımda
yatarken ağzını bana doğru açıp var gücünle horluyordur. Git bir doktora da
düzeltir şu boğazını.
İnşallah
ilerde bütün hayallerin gerçekleşir, mutlu, huzurlu bir aile babası olursun. Bu
iğrenç ve horlamayla zor aile kurarsın. Yani kursan da yıkılır en kısa zamanda J
Sevdim
gözlerini. sevgilerle
Kamyoncu Emoş
Canı edem sana bunu yazmak bana ölüm gibi geliyor. Çünkü
senden ayrılırken sanki kardeşimden ayrılıyor gibi olacağım. Lise 1’den bu yana
aramızdan su sızmazdı. Eee bazen birbirimize kızsak bile samimiyetimiz hiçbir
zaman zarar görmedi. Seninle aynı odayı, aynı sınıfı paylaşamadığım için bu
okuldan biraz kırgın ayrılacağım.
Her zaman
neşeli olman beni çok mutlu ediyor. Çünkü seni kendimden bir parçan gibi
hissediyorum. Okulda yaptığın hareketler bazılarına şebeklik gibi gelse de geri
kalanlar için mutluluğun sembolüdür. Neşeni gösterdiğin gibi samanı geldiğinde
de duygularını ön palana çıkartmana imreniyorum. Öyle birisin ki hayret ediyorum
bir aşık oldun mu Allah’ına kadar seviyorsun.
Bazen
kızıyorum sana her zaman dedim dedik olsun diyorsun. Bu kadar inat iyi değil
edem.
Senle
geçirdiğimiz lise 3 her zaman hayatımın neşesi olacak.
Seni
sevdiğimi hiçbir zaman unutma.
Sensiz batan
güneşi SEVEYİM.
Mustafa Yergen
Lise 1’de Onur’la ilgili herhangi önemli bir şey
hatırladığımı söyleyemem. Yani o sadece aynı okulda olduğum bir kişiydi. Ama
lise 2’ye gelince nasıl olduğunu hala anlayabilmiş değiliz ama Onur’la çok güzel
muhabbetlerimiz olmaya başladı. Tabii burada Onur’un Emrah’la aynı sınıfta
olması ve bizim odaya BOLCA uğramasının payı büyüktü J
Aslında
dışarıdan çok entel ve metro gözüken aslında hiç de öyle biri değildir. Yani
onun deyimiyle femientem değildir. Ve her bir şeyden çaktığını zanneden bu
arkadaşı herkes çok kültürlü vs sanırdı. Tabi okulumuzdaki tarih+genel kültür
yarışmasına katılıncaya kadar. O zamanlar çok ısrar ettim gel girme bu yarışmaya
bir şey yapamazsın diye ama dinlemedi. Ve benim dediğim gibi oldu. Onur isimli
yarışmacı 10 sorudan 3 tanesini doğru yanıtlayarak yarışmayı sonuncu olarak
bitirdi.
Şaka bir
yana Onur’un beni en çok yarışmada şaşırttı. Gerçekten bir şeyler bildiğine
inandığım, hatta bazen internetteki yarışında da beni dahi zorlayan arkadaşım
yarışmada sonuncu oldu. Ama bu olay onun hevesini kesinlikle kırmadı. O hala çok
bilmiş geçiniyor J
Aslında
bizim Onur’la olan esas muhabbetimiz lise 1’deki sömestr tatilinde internette
yaptığımız geyiklere dayanır. İçinde güveninde bulunduğu geyiklerde
konuşmadığımız bir şey kalmadı herhalde.
Tabii bu
geyik lise 2’nin ikinci döneminde devam etti ve hızla ilerledi. Artık onunla
sadece geyik arkadaşı değil gerçek iki arkadaş olmuştuk. Sıkıntılı anlarımızda
birbirimizi tuvaletlerde az teselli etmedik. Zaten ihtiyaç duyduğumuz malum
konularda kaderimiz aynı diyebiliriz. Ha Eskişehir ha Ankara ne fark eder ki?:)
Lise 3’e
geldiğimizde ise aynı odada kalmaya başlamıştık. Tabii bunda Onur’un bana
saatlerce yalvarmasının (!) etkisi büyük oldu J
Aynı zamanda
Onur’un dünya siyasetini yakından takip etmesi; etrafta ülkede meydana gelen
siyasi olaylara kayıtsız kalmaması, yani kısacası birazda politik bakımdan
sosyal olması da onunla iyi anlaşmamıza sebep olmuştur. Çünkü SFL gibi çok
değişik bir ortamda böyle insanları bulmak gerçekten çok zor ve çok hoş bir şey.
Onur’dan
birçok şey öğrendiğimi de kesinlikle inkar edemem. Gerçekten o bana o kadar çok
konuda yardım etmiştir. Ama NBA All Star maçını izlemek için uyandığın zaman
ışık olaylarıyla seni korkuttuğum içinde az sövmedin J
Neyse
Onurcuğum Eskişehir’de görüşmek üzere…
Gazihan
Onurcuğum sen hayatımda tanıdığım en hareketli ve bir o
kadar da en duygusal kişilerden birisin. 3 senedir okuduğumuz bu okulda aynı
sınıfta olamasak da aynı kafadan olduğumuz için adeta birbirimizi bulduk ve
kenetlendik. İki senedir de çok sevdiğim oda arkadaşımsın (lise 2’de aynı odada
değildik ama sen hep bizim odadaydın, iyi ki de öyle yapmışım dostum) Birimize
kötü bir şey olsa sürekli destekçisi olduk birbirimizin TEŞEKKÜRLER!...Seni hiç
unutmayacağım, zaten yanındaki insanı unutmak gibi durum olamayacağı gibi durum
olmayacağı için unutamayız birbirimizi. Biz hep birlikte devam edeceğiz, her
zaman omuz omuza olacağız sayın Hocam J Bu sözü de senden öğrendim. Aslında biz
birbirimizden çok şey öğrendik…
Furkan Savaş
Selam ün Aleyküm gardaş J
Hani derler
ya hep ilk izlenim hafızadan kolay kolay silinmez falan diye ben bunu nasıl
başardım bilmiyorum ama seni ilk gördüğümde çok ciddi biri olmalı diye
düşünmüştüm. Ama yaklaşık bir-iki ay sonra bu düşüncemden eser kalmamıştı. Üç
senelik sınıf arkadaşımsın ve daha bu sene muhabbeti ilerletebildik seninle. Geç
de olsa tanıdığım için seni çok mutluyum. Ayrıca ÖSS de iyi yapacağımı düşünen
tek kişidir sanırım. Valla benden aydığın dualarla cennete gidebilirsin yani o
kadar sevindirik oldum bunu birinde duyduğuma. Genel kültürün ve geometrin J o
kadar iyi olmasa da laf aramızda lise 1’in başındaki yani Ahmet yanına oturana
kadar ki birikimin ÖSS’de seni kurtaracak bence J
Daha uzun
seneler görüşmek üzere şimdilik. HOŞCAKAL
Dilşad
Seninle samimi olmamız biraz uzun sürdü. Ama buna çok
üzgünüm. Senle ilk günden tanışmak isterdim. Çünkü espri anlayışın,
hareketlerin, sevgin beni cidden sana bağladı. Muhabbetimiz lise 2’de başladı
ama iyi ki geç kalmadık. Sen bizim Onur Yergenizisin. Sence bu ismi unutabilir
miyim. Voleybol camiamıza biraz geç katıldın ama olsun. Okul maçlarında
gösterdiğimiz o güzel oyunu nasıl unutabilirim ki Mustafa ve Onur yergen ikilisi
tribünler bu isimlerle yankılandı hep. Senle aynı yatakta uyuduğumuz geceleri ,
horlayarak beni uyandırdığını hatırlamamak imkansız herhalde. Yaptığımız
partileri, voleybol maçlarını, senin çocuksu hareketlerin nasıl unutabilirim
ki…Biz artık bunda bir aile gibi olduk. Buna eminim sende bu ailenin en çok
sevilenlerindensin. Seni sevmeyen olsün gülüm..:) geceleri yaptığımız
muhabbetleri Ramazan’daki çorba meselesini sence unutabilir miyim?
Öyle günler
oldu beraber ağladık, öyle günler oldu beraber güldük. Acısıyla tatlısıyla
dertlerimize ortak olduk.
İnşallah
üniversitede ayrılmayız. Bine unutma gülüm.
SENİ
SEVMEYEN ÖLSÜN GÜLÜM…
Y. Pasör Akif
Kendi adınızı unutun, her şeyi unutun ama sakın Onur’un
doğum gününü unutayım demeyin. Unutursanız ne mi olur? Vallahi bana, unutmadığım
halde, birkaç saat geç kutladım diye bir sürü trip yaptı, artık gerisini de siz
düşünün…
Her şey bir
yana kimisiyle üç senede kuramadığım dostluğu onunla bir senede kurdum. Artık
Soma’ya gittiğimde de kalacak bir yerim var ve oturup konuşabileceğim bir
arkadaşım olacak…
Çok iyi bir
ikili oluşturan Emrah ile Onur’u hiç sakin bulamazsınız. Sürekli bir şeylerin
peşindedir. Entellik konusunda millete takılan Onur’un aslında onlardan kalır
yanı yoktur!!
Umarım iş
hayatında bu kadar aceleci olmaz, durmadan koşuşturmazsın, daha emin adımlar
atarak doğru kararlar verirsin…
Hep böyle,
olduğun gibi davran ve yüzündeki tebessümü hiçbir zaman kaybetme!!
Sercen
Hızlı yaşamayı seven arkadaşım Onur.
Adımızın
çıktığı bu okuldan sende benimle aynı kaderi paylaşan bir arkadaşsın. Bu senin
içinde benim içinde üzücü bir şey. Hele hele şu çorba meselesi, ne vardı o gün
şanslı olsaydık da yakalanmasaydık. Her şey planladığımız gibi olsaydı. Ama
maalesef yakalandık. Bir şey olmadan geçen 1 hafta bizi ümitlendirmişti ama bir
pazartesi günü iki gün uzaklaştırma aldık. Kütüphanede geçen iki günümüz tatil
gibiydi. Unutulmayacak olan böyle kötü anıların yanı sına mutlu ve güzel
günlerimizde geçmedi değil. Asıl unutulmayacak olan dostluğumuz, dostum hayatta
başarılı olman dileğiyle…
Cihan
Şebek bu isme kızıyorsun biliyorum, ama bence şebeksin
(sürekli komiklikler yapıyorsun). Okula ilk geldiğimde ilk tanıştığım
insanlardan birisin. O zamandan beri bana hep yakın oldun kötü günlerimde beni
teselli ettin iyi günlerimde varlığınla günüme mutluluk kattın. Ne kadar
sınıflarımı ayrıldıktan sonra daha az görüşmeye başladıysak da bildiğim bir şey
vardı: “sen hep benim yanımdaydın”. Ben bunu hissediyorum umarım bende sana aynı
duyguyu hissettirebilmişimdir. İyi/kötü biz kocaman bir lise hayatını harcadık.
Elimizde kaybetmeyeceğimiz bir şey kaldı oda güzel DOSTLUĞUMUZ
Merve Güler
Onur
En sevdiğim
arkadaşlarım arasında en sevdiğim arkadaşım. Gerçi seni geç tanıdım ama çok
sevdim. Senin için az uğraşmadım ama ateş; sandığını sandığından daha ağırdı. Bu
yüzden muvaffak olamadım ve olamadın. Ama sen beni suçlu buldun, biliyordun ya
da bildiğini sanıyordum, bilmiyorsan da anla.
Çok nankör
birisin çok. Bir keresinde hamburger ısmarlamamı isteyip yanında ayran olmayınca
küstüğünü bilirim ki bunu duyunca zaten kalp atış sayım dakikada ikiye kadar
düştü.
Sen beni her
zaman güvenilmeyecek birisi olarak nitelendirdin, ama ben sana güvenmekle
beraber bana güvenmen için elimden geleni yaptım ala bunu da anlamadın.
Genel kültür
ve zeka dalında benimle yarışman her ne kadar akıntıya kürek çekmek olsa da
kendi kulvarında iyi işler başarabilecek kabiliyettesin. Yazımı bitirmeden sama
birkaç telkinde bulunmak istiyorum.
Öncelikle
bir eşyayı başkası alacağı zaman elinden alıp inceleme. Güveneceğin insanı iyi
seç, herkese güvenme, tarihten ders al aynı hatalara tekrar düşme.
Umarım kalan
hayatında mutlu olursun ve istediğin başarıyı elde edersin. Kendine iyi bak.
Beni unutma. Hoşcakal
Hakan
İlk gözüme çarpan özelliğin hiperaktifliğindi. Yerinde
durmak senin için zor gibiydi. İkincisi ise aşırı doğallığın. Yani yaban
hayatından toplum içine salıverilmiş gibiydin. Bazı ölçütler senin için
önemsizken bazıları kanun hükmündeydi. Saygı gibi.
Sana hiçbir
şeye üzülmediğin için (en azından dışarıya öyle görünmediği için) kızmışımdır
hep. Çünkü bence hüznünde insanı olgunlaştıran bir yönü vardır.
Kendine
gerçekten güveniyorsun,. Bu her halinden belli tarihçiyle tarih yarışmasına
girmen bunun en bariz örneği.b
Şu entellik
olayı da senin yüzünden başıma bela oldu. Umarım ilerde elinde bir pipoyla entel
bir camianın içine karışırsın da ödeşmiş oluruz.
Geometrideki
üstün(!) başarılarını, yaptığınız deneyleri, attığın partalları unutmaya
çalışacağım bir ömür.
Benim garip
hareketlerime bile tahammül ettin, sana bu güvendiğim hiçbir konuda beni hayal
kırıklığına uğratmadın, genel katlar yarışması dışında J benim için gerçekten
değerlisin, emin ol!...
Sadece
sevdiklerinde (sinir olduklarınla değil) mutlu bir ömür geçirmen dileğiyle…
Meltem
Seni 1.sınıfta tanımıyordum. Doğrusunu söylemek gerekirse
sinir bile oluyorum, ama lise 2’de aynı sınıfa düşmemiz sana karşı olan sinirimi
ortadan kaldırdı.
Hayatımda bu
kadar hiperaktif, vurdum duymaz, birini tanımadım. Senin sayende az gülmedik
Tarih dersinde. Az iğrenmedik 1.ve 6.saatlerde (dikkatini çekerim kahvaltı ve
öğle yemeği sonrasından bahsediyorum. Arada yediklerini gazını atladım). Hele bu
senenin başında yaptığınız çekirge olayı neydi ya!!! Sınıf çekirge tarlasına
dönmüştü. Her yer zıplayan yaratıklarla doluydu. Birde şey var. Bütün sınıf
sessizken bize felsefe kitabından kesitler okuman.
Herkes çok
kızsa da bir şey diyemiyordu. Ya anlat anlat bitmez. Sınıfın temel taşlarından
olduğun için bütün olaylar senin üzerine ya da her olay senden kaynaklanıyor.
Şaka bir
yana bizi bugüne kadar güldürdüğün için çok sağol!!! Bu arada sen dersine iyi
çalış. Kaportacıyı başkaları olur.
*Yaptığın
bulmacaları atlamışım kusura bakma.
Ceren
Sınıfımızın en eni Onur Demir. İster on yıl geçsin bu isim
bana öyle şeyler hatırlatacak ki…
Yeri gelecek
amilaz deneyini, yeri gelecek cam kırma sahnelerini, yeri gelecek rüzgar olup
sınıfta dolaşmanı hatırlatacak. Bazen ise dersin ortasında ALLAH ŞÜKÜR YARABBİ
deyişin gelecek aklıma ve seni düşünüp güleceğim o her zaman ki yüksek
kahkahalarla.
SFL nin en
özleyeceklerim listesinde baş sıralardasın, her ne kadar derslerde beni sini
etsen de…
Yüreğinle
birlikte sonsuza kadar mutlu olman dileğiyle…
Nurayyy
Seni ilk kez annenle dolabını düzeltirken gördüm. İçimden
nerden düştük bu semenin odasına diye geçirdim. Geceleri horladığını da duydukça
bu önyargım güçlendi. Ancak geçen zaman senin hiç de tahmin ettiğim birisi
olmadığını gösterdi. Lise 1’de olmasa da lise 2’de çok iyi arkadaş olduk. Birçok
anımız oldu bir kere Emre, sen, ben üniversiteye gitmiştik ve seni ayakta zor
durur vaziyette yollamıştık hatırlasana.
Ağzının
yanındaki yara iziyle birkaç kez dalga geçmiştim ve bu yaranın sebebini kendime
göre yorumlamıştım. Bunlardan dolayı bana kızmamışsındır inşallah.
Umarım
liseden sonrada görüşürüz ve öncekiler gibi birçok anımız olur.
Meriç
Onur okuldaki kaçık tiplerden biridir. 3 senedir aynı
sınıfta olmamız dolayısıyla onu çok iyi tanıdım. Lise 1’de efendi sayılabilecek
bir çocuktu. Ama lise 2’de ve 3’de o kadar hızlı bir evrim geçirdi ki. Onu
yeniden tanımak zorunda kaldım.
Birçok ilgi
alanı bulanan bu arkadaşımız, adaptasyon konusunda sıkıntı çekmektedir. Yani
herhangi bir şeye odaklanamaz, istekleri merakları devamlı değişir. Buna bağlı
olarak arkadaş grubuda değişiklilere uğramıştır. Yandaki odada kaldığı için
odaca bayağı gidip geliyoruz. En yakın arkadaşlarından Emrah ile birlikte
potansiyel birer açtırlar. Ne kadar kötü ki her akşam yemek yeme istekleri
vardır.
Spora
ilgisinden bahsetmemek olmaz. 3 senede bayağı geliştir kendisini. Özellikle de
basketi okulda en iyi oynayanlardan biridir diyebilirim.
Sınıf
içerisinde de hiperaktif biridir. Ne yapacağı önceden kestirilemez. Dolayısıyla
da her an her şey bekleyebilirsiniz. Onur’dan öğretmenlere arası maalesef
kötüdür. Ama derslere olan sevgisini kaybetmemiştir. Dersi takip ettiğinde
yazılılarda çok iyi notlar alabilir.
Sonuç olarak
gördüğüm en sağlam evrim kanıtıdır. SFL’den sonraki hayatında başarılar dilerim…
Nedim
Lise 1’in ilk günlerinde sessiz sakin yani klasik SFL
öğrencisiydin. Herkese göre sana ne olduysa benim yanıma oturunca oldu. Yanıma
oturan 7. ya da 8.kişiydin ve okul açılalı 6-7 hafta olmuştu. Tek oturmak
istiyordum aslında ama sana iyi davrandıkça yüz buldun. Hatta nasıl olduysa
köşeye oturmana bile izin vermiştim J Lise 2’nin başında saçma birkaç şey
yüzünden aramız bozuldu ama fazla uzun sürmedi. Kendini matematiğe adadın ve
70’den üç düşmesine rağmen yılmadan çalıştın J Her sene Akçay’a çağırdın, beni
ama hep bir aksilik oldu. Bu yaz inşallah,
Sivas lisesi
maçındaki anından da bahsetmek isterdim ama yeri değil. 3 sene boyunca
ayrılmadan, alnı sınıfta olduğum 3-5 kişiden birisin. O kadar çok olay yaşadık
ki seninle! Üniversitede de birlikte olmak dileğiyle HeRuT.
Ahmet Güler
Onur’u geç buldum, erken kaybediyorum. Onun
çevresindekileri bu kara eğlendiren biri olduğunu lise 2’de öğrendim. Onur’i
tarif edebilecek birçok kelime var fakat tek başlarına yeterli değiller.
Bunlardan bazıları eğlendirici, entelektüel, hiperaktif. İğrenç…vs. Onun o
gardaaaaş demesi her şeyi anlatıyor zaten. Parası verildiği taktirde böcek bile
yiyeceğine inanıyorum. Bir gün elinde şeffaf bir plastik bir bardak gördüğü
herkesi içine tükürtüyor. Bende tükürdüm. Bardak dolunca Onur bir süre
bakışlarıyla inceledi. (neyi olduğunu bende bilmiyorum) ve sonra çöpe attı.
Onur’un eksikliğini kapatacak bir arkadaşımın olacağını sanmıyorum. Kendine iyi
davran, uzun ve mutlu bir yaşam sürmeni dilerim.
Alper
SFL’nin en komik, en iğrenç, en agresif, en pervasız, en
gururlu, en kolektif, en çete, en militon, en küçük kafalı, en midesi bozuk….en
en adamı;
Lise 2’de
aynı sınıfa düştüğümüzde ultra bir hata yapıp senle aynı sıraya oturdum. Sıranın
üstüne grafiti yapma alışkanlığı kazandırdın bana ama sonra hepsini üstüne yıkıp
idareden tek başıma azar işitmeme sebep oldun J Ama her şeye rağmen kedini çok
sevdirdin, öyle ki bu sevginin mükafatı seni de bizim çeteye dahil ettikJ
3 yıy
boyunca yapılabilecek tüm esprileri yaptın, esprini stoklarını tükettin. Benim
için her zaman iyi bir arkadaş oldun. Öyle ki sitede yeni dönemlerin favori
ağbisi bizim dönemin Kız avcısı Alperen diye bir bölüm açmışsın ki tam infazlık
adamsın ama ben sana kıyabilir miyim hiç J
Bir insan
seni tanıdıktan sonra eminim ki her saniyesini seninle geçirmek isteyecektir. Bu
yüzden ömür boyu hiçbir zaman yalnızlık çekmeyeceğine eminim. Yine umarım ömür
boyu arkadaşlığımız devam eder de bende senden birkaç tane iğrençlik kaparım J
Hayat boyu
mutluluklar…
Alperen Coşkun
Onunla lise 2’de aynı sınıflara düşmüştük. Lise 1’de
pansiyonda kendisini gayet iyi tanıyordum. Pansiyonda birçok ortak işimiz
olmuştu. Tam bir damacı olduğunu ta o zamanlar anlamıştım. Lise 2’de Rıza hoca
bizi yan yana oturttuğunda çok sevinmiştim. Onun gibi kendini bilime adamış bir
deha ile oturacak olmam bana büyük mutluluk veriyordu. Bu işten gayet memnunduk
ama ne sınıf, ne de hocalar memnun gözüküyordu. Matematiğe olan ilgimiz ve
matematikçilerimiz Celaleddin beyin gözüne girmek istememiz, üniversitede
kaynaklarını araştırıp, usta bir matematik bilgisine sahip olmuştuk.
Arkadaşlarımız soyut cebir, lineer cebir gibi şeylerin adını bile duymamışken
biz onları bitirmiştik. Celaleddin bey birbirimizi ölçmek için bir determinant
sorusu sormuş, kafadan çözünce hayran kalmıştı. Matematikte ulaşacak nokta
kalmadığı için artık sıkılıyorduk derslerden atılmak için her şeyi yapıyor.
Bazen de uyuyorduk. Nitekim bu çalışmalarımız meyvesini verdi ve soğuk bir Kasım
günü onun, matematik sözlüsünden 100 üzerinden 10 alıyordu.
Onunla
birlikte günlerimiz hep böyle geçti. O ve ben bilim adına çok şeyler yaptık.
Bilgilerimizi Harvard Üniversitesindeki dostumuz Richard Beyle ve benim
irtibatımızın kopmaması ve Onur’un çok sevdiği Soma’ya Somali demeleri ve bize
faydalı bir insan olması dileğiyle. İnşallah hayat önüne aşamayacağın engeller
çıkarmaz.
Furkan Boztaş
Okul hayatımız boyunca hiç aynı sınıfa düşemedik. Sadece
pansiyonda görüştük, tanıştık, samimileştik. Bu zaman içinde birlikte anılarımız
oldu. Hatırladığım kadarıyla hiç kötü anımız yoktu.
Sporcu
kimliğine diyecek bir şey yok. Her türlü sporu en iyi şekilde yaptığına
inanıyorum. Tabii ki bunda atletik yapının da büyük payı var. Bir de çok zeki
olduğunu biliyorum buna birazda ders için kullan sen çok güzel yerlere
geleceğine inanıyorum. Geçen sene etütlerde yaptığımız ses kayıtlarını ve araba
ilanlarını değerlendirmemizi hiç unutmuyorum. Mutluluk ve başarı hep seninle
olsun.
Saygılarımla
EQ
Seninle üç senedir aynı sınıftayız. Kesinlikle şunu
söyleyebilirim, bu okuldaki en farklı insansın. Seni anlatmak da gerçekten çok
zor. Bazen kibarlığın tutuyor, bazen çok kabasın. Bazen çok iyilikseversin,
bazen de çok bencil. Ama üstüne fazla gelinmedikçe çok da iyisin. Hatırlıyorum
da ilk geldiğimizde bu okula ne kadar sakindin. Hocanın verdiği bir soruyu
çözmüştün ve mutluluğun gözlerinden okunuyordu. Ben içinde hala o eski Onur’un
olduğunu biliyorum, böyle olunca da dış çok önemli değil.
İnşallah çok
mutlu olursun…
Hoşcakal
Gökhan Y.
Gözlerinde ışıltı, hareketlerindeki hareketlilik okulun
hiperaktif yaramaz çocuğu Onur! Aslında asan kızsam da seni çok seviyorum.
Yaramaz çocuklar zeki olurmuş. Bence sende çok zekisin ve büyük potansiyele
sahipsin. Eğen bunu başka yönlerde kullanırsan daha başarılı olacağına eminim.
11-C’nin
tuzu biberisin! Tarihçiyi kızdırmalarınla ve o engin tarih bilginle herkesin
gözdesisin.
Senin gibi
hayatının da hareketli olması dileğiyle.
Tatlı Duffy
Silahsız bir toplumun emsali görülmemiş şükralara neyl
olmuş kılıçtan keskin kalemi. Bir hoşgörü ve intizamın eşsiz neferi. O bir
yoldaşlık türküsünün ve umuda yolculuğun çağlayan bir pınarı. Benim için, senin
için ve ikimiz için. Demokratlaşma yolunda ilerleyen bir milletin, kardeşlik ve
barış adına yapılan her bir konserin ve dostları için yanan bir alevin, hiç
yanmayan yangını oldu. Pansiyon ahalisine her zaman bir can dost. Sevginin
kemiğine ilik. Gökyüzüne bir resim.
Artık
ayrılık yolu gözüküyor bu hantal bedenlere. Artık görüşemeyen bu gözlere, bu
yüreklere. Olsun artık bir gönül h-muhabbeti bu acez ve naciz ruhlara.
Özlemle,özgürlük ve barış adına yapılan her bir yasak şarkıyı birlikte söyleme
ve aynı yolda yürüme umuduyla…
Sinan
|