
SFL’nin babası. Yaşça küçük olsa da zekası, bilgisi ve eğitimiyle “Akıl yaşta
değil baştadır” der gibi, okulun en önde geleni....sınıfın sıcaklığını düşüren
esprileriyle herkesin neşe kaynağı. Yüzü her zaman gülüyor. Bir esprinin
ardından “öff Selman” lafını duyması ikinci espriyi patlatmasına neden oluyor.
Tabi Selman’ın esprilerine orta sıranın önünde oturan Fatih’ten, Selman’ın
yanında üç yıldır oturan benden her zaman destek gelmiştir. “Körle yatan şaşı
kalkar” ya benimki de öyle...Her ne kadar Selman kadar soğuk espri yapamasam da
dilimde tüy bitene kadar ona esprilerinde yardım ve yataklık ediyorum. Her
yönden iyilik dolu bu arkadaşımız herkesin sevgilisi... Henüz 16 yaşında olan
minik kalbinin içinde size karşı beslediği sevgide manevi duyguların
hakimiyetini görürsünüz. Onun için bu tür sevgilerin önüne madde ve dünya
sevgisi hiçbir zaman girmemiştir. Hiç kimseye kin gütmeyen yapısıyla tam bir
dost. Giydiği sarı ceketiyle mini bir civcivi andırıyor. Son yıllarda saçına
getirdiği yeni imajıyla kızların sevgilisi...Derslerde lastikli (kapak düşmesin
diye lastik takar) valkmaniyle beraber FD dinliyoruz. Her yönden mükemmel
ilerideki hayatında bu zekasıyla en güzel yerlere gideceğinden eminim.
Esprilerinin kralı SFL’nin bebesi, şey pardon
babası Fizik ustası, 88’li Selman’a mutluluklar dilerim. Yüzün hep gülsün...
Üç yıllık sıra arkadaşın
Mesut
Karlık
5 yıl ilkokul
arkadaşlığımızın ardından Lise 1. Sınıfta seni gördüğümde çok şaşırmıştım. Ama
İstanbul’un sana kattıklarını da unutmamak gerekir. Belki de soğuk esprileriyle
bizi sen tanıştırdın. Lise 1’deki SUS! (Asurların başkenti) emrine karşı “hayır
Hattuşaş” (Hititlerin başkenti) cevabını vermeni “Bir adam....mış karısı da....mış
“diyerek noktalı yerlere sınırsız kelimeleri, aklımızdan hatta hayalimizden
geçmeyen sözleri sığdırman gerçekten etkileyiciydi.
Lise 2’de sınıfların ayrılacağını duyduğumda
gerçekten üzülmüştüm,. Ama aynı sınıfta olduğumuzu duyunca bir o kadar da
sevinmiştim. Asıl dostluğumuz yeni başlıyordu. O kadar kaynaşmıştık ki yarım
ekmeği paylaşıyorduk. Maçları beraber izleyip maç yorumları (şimdi o gidiyor ve
gülüyorum) yapışımız ve üstüne onlarca yorumlar... Galatasaraylı olman da
ayrıca bir bağ oluşturuyor aramızda. Ayrıca meydan okuduğun espri
yarışmalarında yaptığın espriler de çok hoşuma giderdi. Ama sınıftayken de
yerimin şanssızlığındandır iki ateş arasında kalmam beni mahvediyordu. Fatih
bir taraftan, sen bir taraftan lüzumsuzluk ve abuk subuk şeyler konusunda
yarışıyordunuz.
Ekonomi, siyaset, genel kültür, okuma sevgisi,
Ü.S.S ...sevgisi vs. alanları uzman olduğun için dallardan sadece birkaçı.
Bunları yerli yerinde çok iyi kullanırdır. Mesela Fatih’i ateşleyip dur durak
bilmeden konuşmalarını başlatıp bizi kahrederdin. Her şey ösese deyişin, ama
hiçbir şeyden mahrum kalmayışın da ayrı bir araştırma konusu. Hayatındaki en
özel olayları bile anlatıp açık yüreklilik göstermen gerçekten çok
etkileyiciydi.
Bu yazıyı yazdığımda Fatih’e “borç para ver”
isteğine karşı Fatih’in bana “Bana ne kardeşim git Merkez Bankasından veya
IMF’den al” şeklindeki cevabı yine beni orada kahretmiştir. Bu espritüel
arkadaşımız “Baba” lakabıyla ayrıca dünya literatürüne geçmiştir. “Babaaaa....”
deyince akan sular dururdu. Onunla aramızdaki dostluktan, onunla tanışma
fırsatı verildiğinden dolayı teşekkür eder, hayatında kendisine hak ettiği
güzellikleri ve mutluluğu vermesi dileğiyle...
A. Gökhan
Arslan
Babaların babası Selman
baba, bu sene dostluğumuzun 3. Yılı benim için çok büyük bir öneme sahipsin.
Sadece ben değil sen tüm SFL için önemlisin tabi. SFL’nin espri anlayışını had
safhaya ulaştırdı. 2 yıl aynı odayı paylaşma sürecinde bana her türlü koruda
yardımcı oldu. Baba şöyle oldu ne yapsam, baba böyle oldu ne yapam diye başının
etini yedim. Cins cins ÖSS soruları getirdim. Gönül meselelerimle senin başını
ağrıttım. Seninle Malatya’yı fethettik. İnşallah yazında İstanbul’u alırız. İlk
doğum günü hediyemi senden aldım. İlk doğum günü hediyesi de sana aldım.
Kısacası be dostum adam gibi adamsın. Çalışkansın, sevecensin, espritüelsin,
muhafazakarsın, alçak gönüllüsün, bir tanesin sen...Sevgiyi her daim hayatının
pusulası yap. O zaman göreceksin ki yönünü hiç şaşırmayacak yolunu hiç
kaybetmeyeceksin. Tüm güzellikler seninle olsun.
A. Vahap
Günbattı
Arkadaşımız için SFL’nin
en çok gelişme gösteren isimi diyebiliriz. Okula ilk geldiğinde yaşından dolayı
eleştirilen ve çocuk muamelesi gören arkadaşımız üç senede olgunlaşarak babalık
mertebesine ulaşmayı başarmış ve sonsuz sevgi ve saygı görmüştür. Böylelikle
eleştirilere en güzel cevabı vermiş ve baba olduktan sonra tüm eleştirenlere
racon kesmiştir.
Özel hayatında aradığı mutluluğu bir türlü
yakalayamayan “baba” bu alemden elini eteğini çekmiş ve karizmayı çizdirmiştir.
Bu alem babanın başarı sağlayamadığı tek alem olmuştur.
Akıl yaşta değil baştadır atasözünü
doğrulayıcı, yönde gelişme gösteren arkadaşımız dönemimizin en genci olmasına
rağmen okul birinciliğini zorlamaktadır.
En başarılı olduğu alan ise dünya çapında nü
sahibi olduğu ve İtalyan mafyasını bile geride bıraktığı iğrenç espri üretimi
olmuştur. Dünya kamuoyunu meşgul eden bu olay son bulmuş yapılan anlaşma sonucu
iğrenç esprilerini sadece felsefe dersinde yapılması konusunda anlaşma
sağlanmıştır.
Kazım Yüce
O biiiir neşe kaynağı
(ama esprileriyle değil)
O biiiir sevgi adamı (ama sözcükleriyle değil)
O biiiir baba (ama yaşıyla değil)
Kısacası O bir ekol o bir Selman. Ona boşuna
baba dememişler. Müziğin de en babasını o dinliyor, Hele saçları, Şu an
gözümüzün önünde. O ne karizmadır, o ne tarzdır be baba! Hiç de belli etmiyordu
hani. Ee tabi o iğrenç esprilerin sahibinin böyle bir karizma potansiyeline
sahip olması şaşırtıcı Sanırız kafasına döktüğümüz kolonya biraz olsun akılın
başına getirmiş. Zaten son zamanlarda sınıfa asılan termometrenin de Selman’la
alakalı bir deney aracı olduğunu düşünüyoruz. Çok daha kahretme be Baba! Biz
seni böyle de seviyoruz. Kendine iyi bak. Hörmetle ellerinden öperiz.
Müge-Fatma-İlkay-Merve
Babamızdı o bizim,
hepimizi. Adını unuttuk ona baba diyerek kardeş yaşındaydı ama babamız
olgunluğundaydı. İlk oda arkadaşımdı o, ilk 88’li ve ilk İstanbullu arkadaşım.
Yaş hiç önemli olmadı aramızda. O gerçekten çok şanslıydı aslında küçük yaşta
olmasıyla yani bizim iki yıl kaybımız vardı.
Her şeye rağmen çok iyi bir dosttu. Her ortamı
neşelendirebilirdi. Manyak bir yeteneği vardı iğrenç espriler konusunda. Hiç
aynı sınıfta olmadım onunla ama olsaydım bu kadar iyi bir dostluk kurarmıydık
bilmem. Güzel bir sinema sevgisi vardı onda da. Beraber gittim “Son Durak 2”ye
onunla. Tam bizlik filmdi. Devamı gelirse bu filmin onu hatırlayacağım
izleyince.
Bize babalık eden Selman her şeyi yönetirdi.
Adaleti sağlandı. Kötülüğü yok ederdi ortalıktan. Alem adamdı Selman,.
Familyaydım. Ben de...(ha,ha,ha!)
Harikalar ötesinde bir insansın Selman, umarım
tüm yeraltının babası olursun. Filmini çekerim ben de “Goodfather4-The real
godfather” diye. Çok sevindim seni, sen her zaman lazımsın bana, ilaç gibi
adamsın. Neyse gönlünce olsun her şey, başarılarının devam eder umarım, en
iyilere ulaşırsın, senin yerin orası...
Hoşkurt, Hoşcakal...
Nurdoğan Çıkı
Bu aram benim babam. Her
insanın çok sevdiği, yıldızı barıştığı birileri olur. Ben seni çok sevdim.
Aramızdaki yaş farkına rağmen iyi bir arkadaş oldun bize. Yaptığın gıcık
espriler unutulacak gibi değil. Senin gibi dostları olması, insan hayata nasıl
bağlanır? Nasıl tat alır insan hayattan? Sen farklı açılardan baktırdın bana
hayata. İstanbullu olman değişik kültürleri tanımanı sağlamış. Bunların terkibi
seni kültürlü bir insan yapmış. Belki küçük olmanın dezavantajlarını yaşadın
ama zekiydin, çalışınca da muhteşem bir öğrenci oluyordun. Ama seni anlamak
zor. Nasıl oluyor da bir yazılıdan 30 alırken diğerinden 100 alabiliyorsun.
Diken diken saçlarını görünce yine elektrik mi çarpıt diye düşünmeden
geçemiyordum. Sana daha çok şeyler söylemek, yazmak mümkün ama gerisi gönlümde
kalsın, Hayat boyu afiyet, başarı, mutluluklar dilerim.
Baba! Hakkını Helal Et
Ö. Salih
Selman deyip geçmemek
lazım. Hem çöm, hem de baba olmayı başarmış tek kişidir herhalde. O küçük
cüssesine bakmayıp Erdoğan hocaya kafa tutması ile babalığını ilan etmiştir. Bu
başarısının temelinde ise duyguların apışıp kaldığı iğrenç ve soğuk esprileri
yatmaktadır.
Selman o güler yüzü, neşesi ve her şakayı
kaldıran kişiliğiyle herkesin sevgisini kazanmıştır. Herhalde onun genel
kültürüne yakışıklılığına ve özellikle sivri zekasına hayran olmayan yoktur.
Bunlara bir de derslerdeki başarısı eklenince okulun göz bebeği olmuştur.
Ben onun hayatında okuldaki gibi başarılı
olacağına inanıyorum.
Tüm güzellikler seninle olsun.
Çağrı
Sınıfımızın neşe kaynağı,
kardeşim kadar sevdiğim ve sırlarımı paylaştığım dostum!
Yaptığı esprilerle ortamın ısısını düşürse de
sıcak kanlı tavırlarıyla normale yeniden çıkarmaktadır.
Sınıfımızın yaşça küçük ancak, bir o kadar
oturaklı ve ağırbaşlı olan arkadaşımız derslerindeki başarısıyla da isminden
çok bahsettirmiştir.
Maceraperest arkadaşımız her macerasında
enselenmiş ve azarlanmıştır. Yalan söylemeyi beceremeyen arkadaşımız Fen
Lisesinden resmen eli boş olarak dönmektedir.
İnşallah geleceği düşlediği gibi olur, sağlıklı
olman, mutlu kalman dileğiyle.
Önder
Küçük kardeşim, küçük
kardeşim diye başlarsam alınmazsın biliyorum çünkü ben senin ablanım.
Senden tek dileğim o çok komik esprilerinle
Erdoğan Hocanın izinden giderken kilo almaman ve yollardaki taşlara takılıp
düşmemen.
Hep mütevazı kal, her zaman zekanı şimdiki
kadar iyi kullan ve hep etrafındaki gergin havaları sevgi sözlerinle dağıt
Hiçbir insan kendi başına bir ada değildir. Her
insan ana karanın bir parçasıdır. Sohn Donne
Meltem Düğüncü
Sevgili Selman Çolak,
Seninle 6 senedir tanışıyoruz, belki sen
İstanbul’a taşındığın zaman, uzun süre görüşemesek de seninle samimiyetimiz hiç
bitmedi. Seninle iyi kötü çok güzel anılarımız oldu. Neyse bunlara fazla
girmeyelim. Seni, hep güler yüzlü. Hep sevecen, hep arkadaş canlısı biri olarak
tanıdım. Seninle yaptığımız o koyu futbol sohbetlerini hiç unutmayacağım. Senin
gibi bir arkadaşım olduğu için çok mutluyum. Seni hiçbir zaman unutmayacağım.
Sana ilerdeki yaşamında başarılar, mutluluklar
diliyorum.
Beni sakın unutma...
İlker Semih Boztepe
Selman benim için ne
kadar özel bir yere sahip olduğunu biliyorsun. Senin için sahip olduğum güzel
düşünceleri yazmak keşke bakışlarla anlatmak kadar kolay olsaydı. Eminim ki
tertemiz yüzün gibi bir kalbe sahipsin. Boşuna dememişler ya büyükler. Akıl
yaşta değil baştadır diye. Gerçekten de tekamül yolunda ciddi bir mesafe kat
etmiş olman, seni başkalarından ayırıyor. SFL’de tanıdığın bazı güzellikler
hayatın boyunca sana yardımcı olacaktır, emil ol. Seninle birbirimizi çok iyi
anladığımızı biliyorum. Zaten o yüzden aynı odayı paylaşıyoruz. Tek kötü yönün
sakal-bıyık bıkmadın mı kardeşim, köpük-jilet istemekten. Bu kadar sık kesme,
anladık uzuyor ama idare et yani. Çapkınlığında hiç yabana atılır seviyede
değil hani. Az can yakmadın. Ama şimdi seni bekleyen ÖSS var. Önce orada
ortalığı dağıt.
Günler geçtikçe yaklaşıyoruz ayrılığa, en fazla
rahatsızlık veren husus bu. Ama unutmamak mümkün değil yaşananları. 3 yıl aynı
havayı soluduk, aynı sudan içtik, aynı yemeği yedik. Kolay değil ayrılmak,
kardeşten farksız oldu, artık yakınlığımız ve en yakın olduğumuz yerde
ayrılıyoruz.
Seni unutmak mümkün değil, emin olabilirsin.
Her zaman yaptığın gibi hayatın boyunca ışığın peşinde olacağından eminim.
Yürek dolusu mutluluklar.
H. İ. Ç
Dönemin en küçüğüne,
Selman’la 3 senedir tanışıyoruz. Kendisiyle
lise 1’de aynı sınıftaydık. Kendisiyle Fizikte kapışırdık, ne günlerdi ya!J
Lise 2’de sınıflarımız ayrıldı. Ama bizim
gönüllerimiz birdi. Kendisiyle çoğu zaman aynı kaderi paylaştık. Okulda yapılan
Tarih ve Genel Kültür yarışması bunun en güzel örneğidir...
O soğuk esprilerini bile özleyeceğim. Sen de
unutma...
İdeallerine ulaşman dileğiyle.
Onur
|